Hırvatistan Gezi Rehberi
TROGİR
Trogir’in kordonu Riva
18 Ağustos 2024
Trogir, tıpkı istridye kabuğu içindeki bir inci tanesi gibi, anakara ile Ciovo Adası arasında kendine yer bulmuş bir minik ada. İki tarafa birer köprü ile bağlanmış. Karanın denizle buluştuğu neredeyse her nokta yatların, tur teknelerinin, balıkçı teknelerinin bağlandığı liman haline getirilmiş.
Trogir’den Ciovo Adası’na bakış
Trogir bir inci tanesine sadece coğrafi konumu ile değil, güzelliği ile de benziyor. Adriyatik boyunca sıralanan tarihi kentler içinde ziyareti en fazla hak eden kentlerden biri. Adada kurulu bulunan Eski Şehir bölgesi benzerleri arasında iyi korunmuş örneklerden biri. Adım başı tarihi eser çıkıyor karşınıza.
Trogir Meydanı
Trogir’e Kuzey Kapı’dan girdikten sonra şehir merkezi sayabileceğimiz Trogir Meydanı’na ulaşılıyor. Burası küçük bir meydan olsa da etrafı özellikli yapılarla çevrili. Geçmişte şehrin yöneticilerinin ikamet ettiği Ćipiko Sarayı bunlardan biri.
San Lorenzo Katedrali
Kentin en büyük mabedi olan San Lorenzo Katedrali aynı zamanda Trogir Katedrali olarak da isimlendiriliyor. 12. yüzyılda eski bir kilisenin arazisinde başlayan yapımı yüzyıllar boyu sürmüş ve nihayet 17. yüzyılda tamamlanmış. Bu yüzden yapımında Romanesk, Gotik, Venedik Gotik ve Rönesans tarzları kullanılmış. Buna rağmen baktığınızda bir uyumsuzluk görünmüyor.
Belediye Binası’nın iç avlusu
Yanında bugün de kullanılan tarihi Belediye Binası yer alıyor. Binanın dışı kadar iç avlusu da ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor. Kapı herkese açık olduğundan biz de içeri girerek fotoğraflar çektik. Meydanın diğer yanında bir de Saat Kulesi var.
Burada da dar sokaklar…
Meydanda yeterince vakit harcadıktan sonra Trogir’in ara sokaklarına giriyorsunuz. İster önceden belirlediğiniz hedeflere yönelin, isterseniz rastgele dolaşarak tarihin içinde kaybolun, ikisi de aynı derecede keyifli. Dar sokaklar daha dar sokaklara bağlanıyor.
Kordon boyundan bir manzara ve bir de kilise…
Dolaşırken diğer Hırvat kentlerinde olduğu gibi çok sayıda kiliseye denk geliyorsunuz ve doğal olarak “şuncağız adada bu kadar çok kiliseye ne gerek var” diye düşünmekten bir kez daha kendinizi alamıyorsunuz.
Vittori Kulesi ve yanında gümrük, vb. hizmetlerde kullanılan binalar
Şehir surlarına açılmış Güney Kapı’dan çıkınca kordon olarak düzenlenmiş sahil bölgesine ulaşılıyor. Karşıda görünen Ciovo Adası Hırvatistan’ın üzerinde yerleşim bulunan büyük adalarından bir tanesi. Kordonda gözetleme amacıyla inşa edilen Vittori Kulesi ve deniz ticaretinin yapıldığı gümrük binaları göze çarpıyor. Bu bölgede ayrıca tur tekneleri ve hediyelik eşya satışı yapan tezgâhlar da mevcut. Fakat ne bağırıp çağıran, ne de kolunuzdan tutup zoraki bir şeyler satmaya kalkan kimseye rastlıyorsunuz.
Kamerlengo Kalesi
Çok sayıda kilisenin çan kulesi manzarası eşliğinde adanın en ucuna ilerleyince Kamerlengo Kalesi’ne ulaşılıyor. Kamerlengo 15. yüzyılda inşa edilmiş küçük ve hoş bir kale. Günümüzde muhtelif sanat gösterileri için kullanılıyor. Surlarına çıkıp manzarayı bir de oradan seyretmek gibi bir merakınız yoksa sadece içini gezmek için para ödemeye gerek yok, çünkü içerisi kare şeklinde bir avludan ibaret.
Aziz Marka Kulesi, tel örgünün içinde ise halı saha var
Adanın diğer köşesinde şehir surlarından artakalan Aziz Marka Kulesi bulunuyor. Kule ile Kamerlengo Kalesi’nin arasındaki düzlüğe ise tarihi kentlerde görmeye alışık olmadığımız bir tesis kondurmuşlar: Bir halı saha. Yerel spor kulübüne ait olan halı sahada baklavasına maçlar yapılıyor mudur acaba?
0 Yorum