ABD Gezi Rehberi

Şu malum Yeni Dünya…

ABD

19 Haziran 2021

AMERİKA Birleşik Devletleri (ABD), günümüz dünyasının en önde gelen siyasi, askeri ve ekonomik gücü. II. Dünya Savaşı’nı takip eden Soğuk Savaş Dönemi’nin iki ana aktöründen biri. Diğer aktörün 1991’de dağılarak rekabet gücünü yitirmesiyle birlikte artık “iki kutuplu” olma özelliğini kaybeden dünya sahnesinin başrol oyuncusu.

New York'ta Özgürlük Heykeli

New York’ta Özgürlük Heykeli

Kendisine yakıştırılan “süper güç” sıfatının sağladığı imkânlarla gerek soğuk savaş yıllarında, gerekse sonrasında dünyanın “jandarmalığı”nı yapmaktan hiç geri durmadı ABD. Geçmişinde dönem dönem Avrupalı kolonyal güçlerin hepsinin sömürgesi olmuştu. Palazlandığı 20. yüzyılda ise bu defa kendisi kolonyal bir güce dönüştü.

Denver'da kütüphane binası

Denver’da kütüphane binası

Lakin artık “geleneksel kolonyalizm” yerine “yeni tip kolonyalizm”i devreye soktu. Gidip başkasının toprağında uzun süreli yerleşmek yerine o topraklarda operasyonlar yaparak hem şartları, hem de kaynakları kendi lehine çevirme yöntemini benimsedi. Nasıl bir operasyona ihtiyacı varsa onu yaptı ve yapmaya devam ediyor: Askeri ya da ekonomik müdahale, darbe ya da manipülasyonla yönetimi değiştirme, tehdit ya da diplomasi… Bunları kahvehane sohbeti kabilinden değil, süresi dolup gizliliği kalkan “top secret” ABD belgelerinin bizzat doğruladığı operasyonlara dayanarak söylüyorum.

San Francisco ve Pasifik kıyısı...

San Francisco ve Pasifik kıyısı…

Öyle veya böyle, ABD birçok gösterge bakımından günümüz dünyasının en büyük ve en güçlü devleti. Yakın vadede koltuğunu Çin’e kaptıracak gibi gözükse de halâ dünyanın en büyük ekonomisi. Gerçi Çin bu payeyi ancak nüfusunun büyüklüğü sayesinde alacak. İş gelir dağılımına geldiğinde Çin’in öngörülebilir vadede ABD’yi yakalaması mümkün görünmüyor. Zira kişi başı gelir ABD’de 65 bin dolar seviyesinde iken Çin’de ancak 10 bin dolar civarında.

California'da ABD'nin en önde gelen eğitim kurumlarından Stanford Üniversitesi

Empire State Binası’nın tepesinden Manhattan manzarası

ABD liberal kapitalizmin bayraktarlığını yapan bir ülke. Teşebbüs hürriyeti toplumun ve devletin temeli. Paralel olarak ferdiyetçilik hayatın her yönüne sirayet etmiş. Doğal olarak kişisel hak ve özgürlükler de gıpta edilecek düzeyde. Tabii her şey her zaman dört dörtlük yürümüyor. Bazen bir tek olay bile sistemin ne kadar kırılgan olduğunu, onların da yumuşak karınlarının bulunduğunu göstermeye yetiyor. 11 Eylül travmasından sonra tecrübe edildiği üzere, özgürlükler konusunda geri adımların atıldığı dönemler de yaşanıyor. Fakat ABD’nin kendi vatandaşlarına sunduğu refah ve özgürlük standartları halâ çok yukarılarda.

DC'de Thomas Jefferson Anıtı

DC’de Thomas Jefferson Anıtı

Hak ve özgürlükler bakımından yakaladığı seviye ile kurulu düzenin dinamiklerini anlamak için ABD’nin devletleşme sürecine bakmak gerekiyor. Uzun yıllar boyunca Avrupa’dan gelen göçmenler, devletin temellerini atarken Avrupa’da hasretini çektikleri bir düzeni burada oluşturuyorlar. Bir bakıma kendi ülkelerinden kaçmalarına sebep olan sıkıntılara “tepki” mahiyetinde, onların “antitez”i sayılabilecek bir düzen kuruyorlar.

California'da ABD'nin en önde gelen eğitim kurumlarından Stanford Üniversitesi

California’da ABD’nin en önde gelen eğitim kurumlarından Stanford Üniversitesi

Mesela Avrupa’daki siyasi baskılardan bıkanlar, geldikleri bu “Yeni Dünya“da ferdin esas olduğu, devlet baskısının daha az hissedildiği bir düzen inşa ediyorlar. Feodal toprak sahiplerinin omuzlarına yükledikleri ağır vergilerden kaçanlar, burada teşebbüsün özgür, kazancın kutsal olduğu bir sistemin temellerini atıyorlar. Kilise baskısından ve katı dini uygulamalardan yorulanlar, dini özgürlüklerin esas olduğu bir toplumsal altyapıyı oluşturuyorlar. Böylece ABD, bir “özgürlükler ülkesi” olarak şekilleniyor.

Norfolk Deniz Üssü'nde sergilenen uçaklardan biri

Norfolk Deniz Üssü’nde sergilenen uçaklardan biri

Ülkenin devlet düzeni de aynı anlayışı yansıtacak biçimde oluşuyor. “Denge ve fren” denilen sistem, bütün devlet organlarının birbirini kontrol etmesini sağlıyor. Bu sayede bir gücün aşırı büyüyerek diktatoryal eğilimlerin ortaya çıkmasını engelliyor. Keza federatif sistem de gücün tek merkezde toplanmasını önlüyor. Türkiye’nin 12,5 katı büyüklükte bir coğrafya ve 330 milyon nüfusa sahip bir ülkenin tek merkezden yönetilmesi de beklenemezdi doğrusu.

Fonda Amerikan Kongresi ile poz...

Fonda Amerikan Kongresi ile poz…

Sistem federatif olunca eyalet düzeyinde çıkarılan kanunlar ve idari düzenlemeler birbirinden çok farklı olabiliyor. Çok bilinen bir örnek, idam cezasının bazı eyaletlerde yürürlükte iken diğerlerinde olmaması. Bir de vergi oranları eyaletten eyalete farklılık gösteriyor. Bir eyalette mağazadan alacağınız bir ürüne eklenen KDV, komşu eyalete geçtiğinizde çok daha düşük olabiliyor, hatta sıfıra inebiliyor.

DC'deki çok sayıda müzeden biri: Smithsonian Amerikan Sanat Müzesi'nin Renwick Galerisi

DC’deki çok sayıda müzeden biri: Smithsonian Amerikan Sanat Müzesi’nin Renwick Galerisi

Bülke hakkında yazılabilecek çok şey var gerçekten. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de yediden yetmişe herkesin hakkında –doğru ya da yanlış– çok şey bildiği ve konuştuğu bir ülkeden bahsediyoruz. Devletin en tepe yöneticisinden sokaktaki ayakkabı boyacısına, holding patronundan kahvehane müdavimine, âliminden cahiline kadar herkesin adını anmadan akşamı etmediği bir ülkeden… Ama bir gezi yazısının giriş bölümü için bu kadarla yetinip gittiğim şehirlere dair anlatımlara geçelim.

Denver'da halk kahramanı Kit Carson'un heykeli, arka planda ise Colorado Eyalet Yönetim binası

Denver’da halk kahramanı Kit Carson’un heykeli, arka planda ise Colorado Eyalet Yönetim binası

ABD’ye 2003, 2004 ve 2006 yıllarında olmak üzere üç kere gitme fırsatım oldu. İlk gidişim, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın düzenlediği üç haftalık program vesilesiyle oldu. Bu programda çeşitli Avrupa ülkelerinin temsilcileriyle birlikte ABD’nin en doğusundan en batısına 6 farklı şehrinde konaklayarak resmî ve gayrıresmî çeşitli etkinliklere katıldım. Bu şehirler Washington DC, New York, Denver, San Francisco, Monterrey ve Norfolk idi. Sonraki yolculuklarımın ikisinde de Washington DC’ye gittim.

Colorado'daki Garden of the Gods (Tanrıların Bahçesi) adlı milli parkta bufalo heykelleri ile...

Colorado’daki Garden of the Gods (Tanrıların Bahçesi) adlı milli parkta bufalo heykeli ile…

Şehirlerin ilk dördünü ilgili bölümlerde anlatacağım. Diğer ikisinde çok kısa kaldığımız için ayrı bölüm yapmayacağım. Bunlardan Monterrey, California bölgesinde, Pasifik Okyanusu kıyısında bir şehir. Bir akşam programı için 190 km mesafedeki San Francisco’dan geçtik. Yol üzerinde meşhur Silikon Vadisi vardı ama girmedik, uzaktan bakmakla yetindik.

Norfolk'taki NATO Karargâhı'nda denizkızı maketi üzerinde bayraklar

Norfolk’taki NATO Karargâhı’nda denizkızı maketi üzerinde bayraklar

Norfolk ise tam ters istikamette, Atlas Okyanusu kıyısında bir kent. Burada sadece ABD’nin değil, dünyanın en büyük deniz üssünü ve NATO’nun Kuzey Amerika kıtasındaki karargâhını ziyaret ettik. Bir de Virginia Deniz Bilimleri Müzesi’ni görme imkânı bulduk.

Capitol Hill adlı tepede ABD Kongre binası

Capitol Hill adlı tepede ABD Kongre binası

WASHINGTON DC

Washington DC, başkent olarak sıfırdan kurulan, bu yüzden kendisine diğer şehir ve eyaletlerden farklı statü verilen bir şehir. Herhangi bir eyalete bağlı olmayan, kendi başına bir bölge: Kolumbiya Bölgesi, yani District of Columbia (DC). Ülkenin Kanada sınırında bir de Washington adlı eyaleti bulunduğundan, başkent olan Washington’u ifade etmek üzere DC’nin eklenmesi gerekiyor. Çoğu zaman sadece “DC” denmesi de yetiyor.

Potomac Irmağı'nda yat limanı

Potomac Irmağı’nda yat limanı

Şehir planı sıfırdan dizayn edilirken caddeler cetvelle çizilerek “grid” sistemi oluşturulmuş, tıpkı kareli defter gibi. Bir de bunları kesen çapraz caddeler eklenmiş. Şehir sonradan genişlese de, ilk oluşturulan semtlerde yatay caddeler harflerle (A, B, C gibi), dikey caddeler ise rakamlarla (1, 2, 3 gibi) adlandırılmış. Şehir genişledikçe bazı mahalleler komşu eyaletlerin sınırlarına taşmış. Mesela Pentagon diye anılan Savunma Bakanlığı Virginia eyaleti toprağına kurulmuş.

Washington DC'den bir görünüm

Washington DC’den bir görünüm

Başkent olduğu için Başkan’ın hem makam, hem de konut olarak kullandığı Beyaz Saray (White House) Washington DC’de. Senato ve Temsilciler Meclisi’nden teşekkül eden Kongre (Congress), yani Ulusal Parlamento da burada. Anayasa Mahkemesi, bakanlıklar gibi federal kurumlar ile yabancı büyükelçilikler de öyle.

Beyaz Saray'ın önüne kravatlı gelmesem ayıp olurdu...

Beyaz Saray’ın önüne kravatlı gelmesem ayıp olurdu…

Washington DC’de ilk bulunduğum dönem Ramazan ayına denk gelmişti. Birkaç yıl öncesinde başlayan uygulama doğrultusunda ABD Dışişleri Bakanlığı Müslümanlar için bir iftar yemeği verdi. Dönemin Dışişleri Bakanı Colin Powell ev sahipliğindeki iftara ben de katıldım. İftar vaktinde önce ezan okundu, ikram edilen hurma ve su ile oruçlar açıldıktan sonra mescit haline getirilmiş bir salonda namaz kılındı. Sonra da yemeğe geçildi. Bunların hepsinin Amerikan Dışişleri Bakanlığı binasında olduğunu hatırlatırım.

Taksi plakasında "taxation without representation" sitemi

Taksi plakasında “taxation without representation” sitemi

50 eyaletten farklı statüsü dolayısıyla Washington DC’de ikamet edenler başkanlık seçiminde oy verseler bile Kongre’ye üye seçemiyor. Yani ne Temsilciler Meclisi’nde, ne de Senato’da DC’nin temsilcisi bulunmuyor. Bunu temsilde adalet kavramıyla bağdaştıramayan halk, birçok yere “taxation without representation” yazıyor. “Vergi veriyoruz ama temsil edilmiyoruz, bize reva mı bu?” manasında sitem yüklü bir slogan bu.

Beyaz Saray'ın karşısında nükleer silahlanma karşıtı eylem

Beyaz Saray’ın karşısında nükleer silahlanma karşıtı eylem

Bize DC’deki serbest zamanımızda şehrin belirli bir bölgesine gitmememiz tavsiye edildi. Çoğunlukla siyahi nüfusun yaşadığı o bölge güvenli değilmiş. Bu durum, ülkede bugün bile ırk ayrımı temelli güvenlik sorunlarının bulunduğunu ortaya koyuyor.

Lincoln Anıtı içerisinde Abraham Lincoln'ün heykeli

Lincoln Anıtı içerisinde Abraham Lincoln’ün heykeli

DC’yi ziyaret edecek olanlar, adlarını haber ve tartışma programlarında sıkça duydukları Beyaz Saray, Kongre, Pentagon gibi mekânlardan başka, ABD’nin eski başkanları Washington, Lincoln, Jefferson ve Roosevelt adına yapılmış anıtları görebilirler. Bir müzeler şehri olan Washington DC’nin ücretsiz müzelerinin tadını çıkarabilirler. Şehrin içinden geçen ve ismini vaktiyle Kızılderililerin verdiği Potomac Nehri kıyısında vakit geçirebilirler. National Mall adındaki dev parkta ve diğer parklarda keyif yapabilirler.

National Mall adlı park ve Washington Anıtı

National Mall adlı park ve Washington Anıtı

NEW YORK

ABD’nin en kalabalık, en canlı ve birçok bakımdan en önemli şehri New York. Ülkenin resmi anlamda değil ama ticaret, finans, sanat, moda, eğlence gibi pek çok alanda fiili başşehri. Bizim için İstanbul neyse ABD için New York o. Tabii biraz fazlasıyla. Çünkü New York bugün için dünyanın en önde gelen süper gücünün kalbinin attığı yer.

Manhattan'ın gökdelen ormanı. Fotoğrafı çektiğim yer ise bir zamanlar dünyanın en yüksek binası olan Empire State Binası'nın tepesi...

Manhattan’ın gökdelen ormanı. Fotoğrafı çektiğim yer ise bir zamanlar dünyanın en yüksek binası olan Empire State Binası’nın tepesi…

Ülkenin tamamında geçmişte Kızılderililer ve diğer yerli kabileler olsa da, 17. yüzyılda bölgeye ayak basarak burada bir şehir kuran ilk Avrupalı millet Hollandalılar. Kurdukları bu şehre Nieuw Amsterdam (Yeni Amsterdam) adını veriyorlar. Fakat kısa süre sonra bu bölgenin hâkimiyetini ele geçiren İngilizler şehrin adını İngiltere’deki York şehrine atfen New York’a çeviriyorlar. Bu coğrafya, yerleşmek üzere Avrupa’dan gelen göçmenlerin çoğunun kıtaya ilk ayak bastığı yer.

Manhattan Belediye Binası

Manhattan Belediye Binası

New York’un bulunduğu bölge, ABD’nin doğusunda, Atlas Okyanusu’nun karayla iç içe geçtiği bir coğrafya. Çeşitli nehirlerin okyanusa dökülürken oluşturduğu girinti ve çıkıntılarla karakterize olan bir arazi yapısı var. Nitekim şehri meydana getiren beş bölgenin ikisi olan Manhattan ve Staten birer ada üzerine yerleşmiş.

Staten Adası'ndan Manhattan'ın görünüşü

Staten Adası’ndan Manhattan’ın görünüşü

New York’un en merkezi bölgesi Manhattan Adası. Ticaret, sanat ve finans dünyasının kalbinin attığı yerler de burada, ziyaretçilerin en fazla rağbet ettiği mekânlar da. Dünyanın muhtemelen en kozmopolit bölgesi burası. Birçok uluslararası şirketin merkezi burada. Manhattan’a yerleşen, çalışan ya da gezmek için gelen her milletten insanlar görmek mümkün. Dünyanın bütün yörelerinin yemeklerini de bulabilirsiniz, Çin mahallesi, İtalyan mahallesi gibi gettoları da. Bu yüzden Birleşmiş Milletler Teşkilatı karargâhının Manhattan’da konumlanması boşuna değil.

Birleşmiş Milletler'in merkezi önünde...

Birleşmiş Milletler’in merkezi önünde…

İnce ve uzun bir şekli bulunan bu adada oldukça yoğun bir yapılaşma var. Bu kadar çok gökdelenin bu derece yoğun bulunduğu semtlerin dünyadaki ilk örneği Manhattan olsa gerek. Buna mukabil orta yerinde öyle büyük bir park var ki, boydan boya uzunluğu 4 kilometreden fazla. Central Park isimli bu parkın içinde yeşil alanların yanı sıra çeşitli sanat ve spor amaçlı birimler, hayvanat bahçesi ve göletler bulunuyor. Şehrin oksijen kaynağı denebilir.

Denizden Özgürlük Heykeli'ne bakış

Denizden Özgürlük Heykeli’ne bakış

Manhattan’ın karşısındaki küçük bir ada üzerinde bulunan Özgürlük Heykeli, Fransa tarafından hediye edilerek 1886 yılında açılmış. Daha küçük bir benzeri de Paris’te bulunuyor. Özgürlük Heykeli ziyarete açık olmakla birlikte ben ancak Manhattan’dan Staten Adası’na feribotla geçerken görme ve fotoğraflama şansı buldum.

Çok meşhur Wall Street...

Çok meşhur Wall Street…

New York’ta gördüğüm, başka herhangi bir yerde karşılaşmadığım bir uygulamaya değinmek istiyorum. Bir metro durağının önünde araçların duraklayacağı cepler yapmışlar ve “kiss and ride”, yani “öp ve sür” diye tabela koymuşlardı. Araçları park edip metro kullanmayı teşvik eden “park and ride” (park et ve sür) şeklindeki uygulamayı biliyordum ama “kiss and ride”ı daha önce duymamıştım. Durakta bekleyen bir hanımefendiye bunun ne olduğunu sorunca mesele aydınlandı. Meğer insanlar araçlarıyla eşlerini veya çocuklarını metro durağına getirip öperek veda ediyor, kendileri araçla, diğerleri metroyla yollarına devam ediyorlarmış. Oradaki cepler de bu kısa süreli duraklamalar için yapılmış.

“The Sphere” (Küre) adlı bu anıt, Dünya Ticaret Merkezi’nin, yani İkiz Kuleler'in avlusunda iken 11 Eylül saldırısında hasar görmüş. Daha sonra Manhattan Adası’nın güney ucundaki bir parka taşınmış.

“The Sphere” (Küre) adlı bu anıt, Dünya Ticaret Merkezi’nin, yani İkiz Kuleler’in avlusunda iken 11 Eylül saldırısında hasar görmüş. Daha sonra Manhattan Adası’nın güney ucundaki bir parka taşınmış.

New York hakkında son olarak söylemem gereken şey, sahip olduğu kimlik ve dinamizm sayesinde günü 24 saat yaşayan bir şehir olduğu. Metronun 24 saat biteviye çalışması da bunu ispat ediyor. Bütün bu hengâmesine ve debdebesine rağmen New York sadece sakinlerinde değil, ziyaretçilerinde de alışkanlık yapan, her seferinde bir kere daha gitme isteği uyandıran bir kent.

Denver'da Colorado Eyaleti Yönetim Binası

Denver’da Colorado Eyaleti Yönetim Binası

DENVER ve CİVARI

Denver, ülkenin denize en uzak eyaletlerinden biri olan Colorado’nun başşehri ve en büyük kenti. Oldukça düzenli, sakin ve huzurlu bir şehir. Cetvelle çizilmiş caddeleri, belirli bir bölgede yoğunlaşmış gökdelenleri, Roma mimarisinden esinlenmiş kubbeli ve bol sütunlu yönetim binası ile birçok ABD şehrinin bir benzeri. Turistik olarak ABD’nin öncelikli şehirlerinden biri olmasa da, rahat ve huzurlu bir hayat sürmek isteyenlerin tercih edeceği bir merkez.

Denver'ın gökdelenler bölgesi

Denver’ın gökdelenler bölgesi

Denver Rocky Dağları’nın (Rocky Mountains) eteklerinde kurulmuş. Şehrin bulunduğu alan ağırlıklı olarak düzlük ise de, kısa mesafe ötede dağlık arazi yapısı başlıyor. Dağların bulunduğu bölgede ise her türlü doğa sporları için müsait yerlerin yanı sıra, milli park ve tabiat parkı tarzı çok sayıda aktivite alanı bulunuyor.

Kızıl Kayalar

Kızıl Kayalar

Denver’da bulunduğumuz süre içerisinde civardaki iki tabiat parkına gitme fırsatımız oldu: Şehrin hemen dışındaki Red Rocks (Kızıl Kayalar) ile 110 kilometre mesafedeki Garden of the Gods (Tanrıların Bahçesi). Her iki bölge de bizim Kapadokya’yı andıran kaya oluşumlarından meydana geliyor. Gerçi ikisi de Kapadokya’daki doğal zenginliğin yanına bile yaklaşamaz ama Colorado’ya gelenleri çekecek her türlü tanıtım ve organizasyon başarı ile yapılıyor.

Hava Kuvvetleri Akademisi'nin ilginç şapeli, yani kilisesi

Hava Kuvvetleri Akademisi’nin ilginç şapeli, yani kilisesi

Programımız gereği Colorado eyaletinin bir başka şehri olan Colorado Springs yakınlarındaki Amerikan Hava Kuvvetleri Akademisi’ne (US Air Force Academy) bir ziyarette bulunduk. Öğle yemeği sırasında bana hoş bir sürpriz hazırlanmıştı. Önce her iki yanıma konan Türkçe isimlikler dikkatimi çekti, sonra buralara iki Türk askeri öğrenci gelip oturdu. Meğer bu iki genç, değişim programı ile burada eğitim gören Harp Okulu öğrencileri imiş. Üç haftalık program boyunca Türkçe sohbet edebildiğim tek ortam bu oldu. Ha, arada bir bizim gruptaki Türkçe bilen Bulgar arkadaşla yaptığım sohbetleri de atlamamalıyım. Sonradan öğrendiği Türkçe ile bana bir Nasreddin Hoca fıkrası bile anlatmıştı.

Denver'da evlerine misafir olduğumuz Amerikan aileler

Denver’da evlerine misafir olduğumuz Amerikan aileler

SAN FRANCISCO

Gördüğüm Amerikan şehirleri içinde benim favorim San Francisco. Beni cezbeden yönü hem doğal güzelliği, hem cıvıl cıvıl hali, hem de kendini kasmayan, hayattan zevk alan insanları. Son derece kozmopolit dokusunu içine sindirmişliği de cabası.

San Francisco'nun Birlik Meydanı (Union Square)

San Francisco’nun Birlik Meydanı (Union Square)

Seyahatimizin Washington DC’deki bölümünde görüştüğümüz akademisyenler ile düşünce kuruluşu ve sivil toplum temsilcilerinde dahi “devletçi” bir eğilim ağır basıyordu. Devlet erkânından bahsetmeye bile gerek yok. Sanki herkes tek merkezden bilgilendirilip onu anlatmaya memur kılınmışlar gibiydi. Oysa ülkenin diğer ucuna, San Francisco’ya gittiğimizde çok daha “sivil”, yerine göre muhalif, ama mutlaka açık fikirli insanlarla karşılaştık. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın düzenlediği bir programda bile mevcut yönetimi ve onun politikalarını kıyasıya eleştiren görüşler dinledik.

19. yüzyılın sonlarında inşa edilen bu evler “San Francisco’nun Boyalı Hanımları” veya “Posta Kartı Sıra Evleri” adlarıyla ünlenmiş.
  1. yüzyılın sonlarında inşa edilen bu evler “San Francisco’nun Boyalı Hanımları” veya “Posta Kartı Sıra Evleri” adlarıyla ünlenmiş.

Bu örnek bile San Francisco’nun kendini devlete endekslemeyen, sivil, protest ve serazat yönünü ortaya koyması adına yeterliydi benim için. Nitekim siyasette, toplum hayatında ve sanatta bazı özgürlükçü akımların burada doğmuş olması hiç şaşırtıcı değil.

San Francisco'nun simgesi Golden Gate Köprüsü

San Francisco’nun simgesi Golden Gate Köprüsü

San Francisco’nun genel görünümündeki İstanbul benzerliğini gözden kaçırmak mümkün değil. Şehrin bir yanı Büyük Okyanus, yani Pasifik, diğer yanı bir iç denize benzeyen San Francisco Körfezi. İkisini birbirine bir boğaz bağlıyor. Boğazın iki yakasını ise şehrin sembolik yapısı olan Golden Gate Köprüsü. İstanbul Boğazı ve köprüler gibi. Tabii tepeler üzerine kurulmuş hali de bu kenti Yedi Tepeli Şehir’e yaklaştıran bir diğer benzerlik. Tepelerden inip çıkan tarihi görünümlü tramvay (cable car) ise hem nostaljik bir ulaşım aracı, hem de turistik değer taşıyan bir vasıta.

Uzaktan Alcatraz Adası'nın görünümü

Uzaktan Alcatraz Adası’nın görünümü

Körfez içinde, şehrin 2 km açıklarında bulunan Alcatraz Adası, hapishanesi ile şöhret bulan bir yer. 1850’de askeri cezaevi olarak kullanılmaya başlayan ada, 1934’ten 1963’e kadar aralarında mafya lideri Al Capone’un da bulunduğu ağır suçluların tutulduğu bir hapishane olarak görev yapıyor. Bu süre zarfında 36 kişi kaçma teşebbüsünde bulunduysa da, 3’ü hariç tamamı yakalanıyor. O 3 kişinin akıbeti ise meçhul. Ada ve üzerindeki cezaevi binaları bugün turistik ziyaretlere ev sahipliği yapıyor.

Golden Gate Parkı 5 km uzunluğunda...

Golden Gate Parkı 5 km uzunluğunda…

Cezaevinin şöhretini daha da artıran şey, hücresinde kuşları eğiten ve kuşbilimi alanında uzmanlaşan mahkûm Robert Stroud’un hikâyesini konu alan bir sinema filmi. Başrollerinde Burt Lancaster’ın oynadığı 1962 yapımı “Alcatraz Kuşçusu” (Birdman of Alcatraz) adlı film, sinema tarihinin klasikleri arasında bulunuyor.

San Francisco'da yel değirmeni

San Francisco’da yel değirmeni

Özetle San Francisco, görülecek çok fazla yeri olan, gezmesi de, yaşaması da keyifli bir şehir. New York gibi canlı, hareketli ve kozmopolit bir merkez olmakla birlikte, New York’un çoğu zaman insanı yoran yoğunluğuna karşılık San Francisco daha ferah, daha eğlenceli, işten ziyade hayatın zevklerini önceleyen bir karaktere sahip.

San Francisco'dan sevgilerle...

San Francisco’dan sevgilerle…

Benzer şekilde bir bütün olarak California bölgesi de ziyaretçilerine hoş vakitler sunan bir eyalet. ABD’nin kuzeyinden ziyade güneyli yönü ön plana çıkan, böylece ikliminden mimarisine, insan dokusundan mutfağına kadar Meksika ve Latin kültüründen esintiler taşıyan bir bölge. Görülmesi ısrarla tavsiye olunur.

15 Yorumlar

  1. Abdulkadir ADIYAMAN

    Elinize sağlık sayın Valim,
    güzel ve aydınlatıcı bir yazı olmuş DC ve Kaliforniya’daki betimleme ve belirlemeler çok iyi,bir öneri sunmak istersem anlatılan 6 yerin haritadaki görseli de gösterisiydi hafızadaki kalıcılığı için iyi olurdu diye düşünüyorum ABde ile başladığım diğer yazdığınızda okuyacağım selam ve saygılarımla

    Yanıtla
  2. Abdulkadir ADIYAMAN

    Merhabalar Sayın Valim,
    Elinize sağlık, yazı genel olarak çok güzel, özellikle Columbiya ve California bölgesinin betimleme ve belirlemeleri güzel ve aydınlatıcı olmuş… bir öneri sunmak isterim, anlattığınız 6 yerin haritada görseli sunulasa idi hafızadaki kalıcı için iyi olurdu diye düşünüyorum.ABD ile başladım inşaallah tüm yazılarınızı okuyacam keyif aldım, tekrardan elinize sağlık, selam ve saygılarımla….

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Çok teşekkür ederim Abdülkadir Bey. Harita vs ilave unsurlar şüphesiz konabilir, fakat bunlar daha ziyade kendi gördüklerimi yazdığım seyahat yazıları olduğu için ansiklopedik hava verecek işlerden kaçınıyorum. İlgin için tekrar teşekkürler…

      Yanıtla
  3. Mehmet Dönmez

    Elinize ve yüreğinize sağlık Sayın Valim.
    ABD ve şehirleri hakkında çok güzel ve özet bir yazı olmuş.
    Teşekkürler ve Tebrikler.👏👏👏

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Sizin gibi ABD’de uzun süre kalmış birisi için sıkıcı olmamıştır inşallah.😊 İlginize teşekkürler. 🙏🤲

      Yanıtla
      • Anonim

        Estağfirullah Sayın Valim.
        Kalmak önemli değil, gözlemlemek ve anlatmak önemli. 👏👏👏

        Yanıtla
  4. Anonim

    ⭐️⭐️✨✨💫👏 FT

    Yanıtla
  5. Mustafa Fırat

    Bir çırpıda okudugum bu yazıda yine çok şey öğrendim. Elinize yüreğinize sağlık. Selam ve saygılar.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Çok teşekkürler ilginize. Selamlar…

      Yanıtla
  6. Sadık Sürücü

    İnsanımıza ön bilgilendirme yaplanın yanı sıra gezilen ve görülen yerlere dair böylesi bir bakış açısı ve şuur ile gözlem yapma aşısı da yapan paylaşımlarınızı zevkle okuyoruz.
    Afiyet ve esenlik dileklerimle iyi günler diliyor saygılar sunuyorum

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Bu güzel değerlendirme ve yorum için teşekkürler. Mukabil selam ve saygılarımla…

      Yanıtla
  7. Âlim Barut

    Kısa notlar halinde ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Ana hatlarıyla belirtilmiş.
    ABD bağımsızlığa giden yol, kraliyetin vergileri artırmasıdır. Diğer sebebler bunu takip eder.
    Eline, emeğine ve kalemine sağlık…

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Önemli bir ilave bilgi. ABD’nin dünü ve bugününde paranın ve özel mülkiyetin önemini izah ediyor. Teşekkürlerimle…

      Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.