Bizim şehirler

ANKARA

 

 

Ulus Meydanı ve Atatürk

Ulus Meydanı ve Atatürk

Ayaş yollarından aştım da geldim
Boyunu boyuma ölçtüm de geldim.
Güzeller içinden seçtim de geldim

Yandım Allah yandım yandırma beni,
Seviyorum diyerek kandırma beni,
Derin uykulardan kaldırma beni.

ANKARA TÜRKÜSÜ

6 Nisan 2025

Çocukluk ve ilk gençlik dönemini Kayseri gibi dümdüz bir şehirde geçirmiş olan ben, her yeri dere tepeden ibaret olan Ankara’yı görünce “böyle şehir mi olur” diye geçirmiştim içimden, üstelik bir de başkentti. Şehrin girişlerindeki kenar mahallelerde yoksulluk, geri kalmışlık, düzensizlik ve de “çamur”un hükmüne teslim olan gecekondular karşılıyordu sizi.

Bir Ankara manzarası: Ortada Kocatepe Camii, arka planda Atakule

Bir Ankara manzarası: Ortada Kocatepe Camii, arka planda Atakule

Yaşadığım hayal kırıklığı bununla kalsaydı keşke. Burası memleketin en büyük ve en gelişmiş metropollerinden biri, nezaket ve zarafet en çok buraya yaraşır, aman dikkat diye düşünürken “köylülük”ten en kurtulamayan yerlerden biri olduğunu anlamam gecikmedi. Bunun müsebbibi Ankara’nın köylülerine eklemlenen Kırıkkale’nin, Yozgat’ın, Çankırı’nın, Çorum’un köylüleri değildi sadece. Bu şehrin başkent oluşundan itibaren gittikçe büyüyen “devlet”in kulpuna yapışmakla yetinen, teşebbüs kabiliyetini yitirmiş yüzbinlerin oluşturduğu nevzuhur zihniyetti aynı zamanda. Bir tür “köylülük” ya da “taşralılık” diyebilirsiniz buna da.

Ankara Kalesi

Ankara Kalesi

Doğal seyrinden kopup kontrolsüz ve sun’i şekilde büyüyen her şehrin yaşadığını yaşadı Ankara. Devletle birlikte büyüdüğü için daha da fazlasını. Bugünkü kimliğine yeni devlete başkent yapılarak kavuştuğundan dolayı devlete atfedilecek her müspet ve her menfiden de hissedar oldu. Bir memur kentine döndü yıllar içinde. Memur olmayan sakinleri de memurlara endeksli geçim yolları bulanlar oldu.

Günümüzde Cumhuriyet Müzesi olarak kullanılan 2. Meclis binası

Günümüzde Cumhuriyet Müzesi olarak kullanılan 2. Meclis binası

Neticede şehir hayatı memur mesaisine benzedi. Vakit hafta içi ve dışı, mesai saatleri içi ve dışı gibi bölündü. İstanbul’un aksine akşam belli bir saatte insanlar eve kapanmayı tercih etti. Büyük çoğunluk için gün yalnızca on iki saat yaşanır oldu bu şehirde.

Oran sırtlarından Eymir Gölü manzarası

Oran sırtlarından Eymir Gölü manzarası

Bir internet sitesinde Ankara’nın gezilip görülecek yerleri arasında Abant, Gölcük, Ilgaz Dağı gibi en az 200 kilometre ötede, üstelik Ankara’yla ilgisi olmayan bir dolu yer sayılması dikkatimi çekmişti. Milyonlarca insana ev sahipliği yapan bir şehrin görmeye değer yerler bakımından bu kadar kısır olması üzücü. Hal böyle olunca insanların vakit geçirmek için çoluk çocuk AVM’lere doluşması yadırganacak bir şey değil. Açılan her yeni AVM tıklım tıklım dolar, çünkü halk yığınlarının yegâne hobisidir AVM gezmek.

Ulus'ta Güvercin Sokak

Ulus’ta Güvercin Sokak

Kentte gezilip görülecek yerler ağırlıklı olarak şehrin kadim merkezi olan Ulus, Kale, Hamamönü gibi semtlerinde yer alıyor. Bu semtlerdeki tarihi miras umumiyetle son dönemde gün yüzüne çıkarıldı, görücüye çıkacak hale geldi. Orada burada antik çağlardan günümüze ulaşmış az sayıda kalıntıya rastlasak da ayakta olan eserler Türklerin hâkimiyet kurduğu dönemlere ait. Selçuklu ve Osmanlı mirası yapılar Ankara’nın tipik Anadolu kasabası olduğu günleri hatırlatıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarına ait Sümerbank, İş Bankası, Ankara Palas gibi iddialı eserler ise Ankara’yı Avrupa kentleriyle rekabete hazırlar gibi.

Cumhuriyet'in ilk dönem simge yapılarından İş Bankası binası

Cumhuriyet’in ilk dönem simge yapılarından İş Bankası binası

Bunlara bir de Anıtkabir’i ve Kızılay civarındaki yapılaşmayı eklemek lazım. Kızılay bölgesindeki devlet binaları ile Saracoğlu Mahallesi gibi Cumhuriyet timsali eserler Ulus’takilerle boy ölçüşecek estetik ve zarafete sahip olmasalar da taşıdıkları anlam itibarıyla görmeye değer. İlçeler arasında görülmeyi en fazla hak edenlerin başında ise Beypazarı, Kızılcahamam, Çamlıdere ve Gölbaşı geliyor.

Anıtkabir

Anıtkabir

Diğer taraftan kendimizi bu kenti gezmeye gelen bir ecnebi turistin yerine koyduğumuzda pek parlak bir tablo çıkmıyor karşımıza. Kötü yapılaşma şehrin hatırda kalacak siluetini ifsad ediyor adeta. Üstelik dünyanın turistik kentlerinde gördüğümüz tertip, düzen, kimseye bir şey sorma ihtiyacı duymadan gezebilme kolaylığı çok uzak Ankara’ya. Bu şehrin sakinleri olmasak, yol yordam bilmesek biz de bütün bu zorluklardan nasibimizi alacağız. Kazıklanma ve dolandırılma endişesine ise bu kente özgü bir sorun olmadığından hiç değinmiyorum.

1926'da hizmete açılan Gazi Tren İstasyonu

1926’da hizmete açılan Gazi Tren İstasyonu

Kültür ve sanata düşkün sakinleri için cömert bir kent olduğunu söyleyebiliriz Ankara’nın. Tabii bunun gerisindeki itici gücün başkent payesi taşıması olduğunu hatırda tutmak lazım. Öyle ya, birçok büyükşehirde ilaç niyetine tek bir devlet tiyatrosu kuran devlet, başkentine çok sayıda tiyatroyu yağdırmış. Devlet Opera ve Balesi, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Milli Kütüphane gibi kurumların başkentte bulunması da yadırganacak bir şey olmasa gerek.

Hamamönü semtinde yenilenen tarihi konaklar

Hamamönü semtinde yenilenen tarihi konaklar

Bir şehirde asırların imbiğinden geçmiş bir kültür birikimi arayanlardan değilseniz Ankara’yı sevmek zor değildir sizin için. Peşinden hayatın düzenli, yaşamanın kolay olduğu, İstanbul’daki keşmekeşin burada olmadığı gibi güzellemeler gelecektir. Gerçekten de Ankara bu büyüklükteki bir metropole göre oldukça rahat ve düzenli bir hayat sunar sakinlerine. Şöyle bir uğrayıp gidenlerin bu kenti tarif ederken kurdukları ilk cümle de bu istikamettedir genellikle.

Beypazarı ilçesinde Suluhan Kervansarayı

Beypazarı ilçesinde Suluhan Kervansarayı

Peki bir şehirde yaşamak için yeterli midir bu? Mesela benim için yeterli mi? Elbette değil. Fakat hayat insanı öyle bir sürüklüyor ki elde başka şans bırakmıyor. Hasbelkader Ankara’da bir okul kazanmakla başlayan hayat çizgim görev gereği bu şehirde yıllarımı geçirmeye mecbur bıraktı beni. Bir tür zorunlu ikamet denebilir. Yakınlarımın birçoğunun burada yaşıyor olmasının da ihmal edilemez payı var. Neticede bir düzen kurunca onu bozmak kolay olmuyor, her geçen gün daha da zorlaşıyor. İnsanın bir memleketi varsa bile aile büyükleri göçüp arkadaşlık bağları da zaman içinde yıpranınca orada yeni bir hayata başlama ihtimali yok olup gidiyor.

8 Yorumlar

  1. Halil Severcan

    Ankara : Bundan daha güzel anlatılamaz dı.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Çok teşekkür ederim Halil abi. Selamlar…

      Yanıtla
  2. Mehmet

    Muammerciğim haklı olmakla birlikte biraz eleştirel olmuş, ama neticede Ankara’yı güzel anlatmışsın. Sağolasın var olasın.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Gördüğümü ve hissettiğimi aktarmaya çalışıyorum. Kusurlarımız varsa affola…

      Yanıtla
  3. İA

    Dediğiniz gibi Ankara herkesi mutlu edecek bir şehir değil hatta hiç değil.
    Civar iller Ankara’yı gerçekten boğmuş. Bu bir pranga olabilir mi evet…
    Benim Ankara deyince aklımda kalanlar(80’ler) temiz ve güzel giyinen insanlar, vitrinlerin büyüklüğü ve düzeni, otobüs hatta dolmuş sırası bekleyen insanlar…
    Elinize sağlık.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Şehircilikte ve insan ilişkilerinde daha ileriye değil daha geriye düştük maalesef. Ankara’yla sınırlı bir durum değil bu üstelik, genel bir sorun.

      Yanıtla
    • Safiye

      Güzel ve akıcı bir yazı . Çok güzel anlatmışsın Muammer Bey kardeşim. Kalemine sağlkk

      Yanıtla
      • GezmeKeyfi

        Teşekkür ederim Sevgili Safiye. Selamlar…

        Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir