Özel Dosya

BALKANLAR: GENEL DEĞERLENDİRME

 

 

Belgrad Kalesi

Belgrad Kalesi

5 Eylül 2020

Balkanlar’la ilgili ilk kuracağımız cümle, beylik bir söz: Burası bizden bir parça. Etnik kökenin, dilin, dinin, mezhebin farklı olması durumu değiştirmiyor, ortak mirasın üzerinde oturuyoruz hepimiz. Bu yüzden bir Türk için o coğrafyada yabancılık çekmek söz konusu değil. Öyle ki, bazı konularda Türkiye’nin değişik yöreleri arasında gördüğümüz farklar, Balkanlar’ın çoğu bölgesinde hissedilmiyor bile.

Karadağ'da Ulçin Saat Kulesi

Karadağ’da Ulçin Saat Kulesi

Türkler’in Balkanlar’a ilk olarak Bulgar Krallığı’nın Osmanlı hâkimiyetini kabul ettiği 1376 yılında çıktığını dikkate aldığımızda, bu coğrafyanın birçok yerinde 500 yıldan fazla kaldığımızı söyleyebiliriz. İstanbul’un fethi bile bu ilk tarihten ancak 77 yıl sonra gerçekleşecektir. Buradan baktığımızda Balkanlar’ın neden bizden bir parça olduğunun cevabı net olarak ortaya çıkıyor. Bazı mahfillerde dile getirilen harcıâlem eleştiriye karşılık olmak üzere, toplam ömrü 6 asır olan Osmanlı’nın 5 asır kaldığı bir coğrafyaya neden bunca yatırımı yaptığının cevabı da bu tarihsel gerçekte gizli.

Hırvatistan Split'te Eski Şehir bölgesi

Hırvatistan Split’te Eski Şehir bölgesi

Osmanlı Devleti Balkanlar’daki topraklarını kısa süre içerisinde kaybedip Anadolu ve Trakya’ya sıkıştıktan sonra uzun süre orada kurulan devletlerle bağımızı büyük ölçüde kaybettik. Benzer bir durum Ortadoğu coğrafyası bakımından da yaşandı. Genellikle resmi düzeyde, çoğu zaman da düşmanlık ya da rekabet ekseninde yürüyen ilişkileri saymazsak, 20. yüzyılın büyük bölümünde Osmanlı mirası toplumlara ilgisiz kaldığımızı söylemek mümkün. Bunun için çok sayıda gerekçe sıralanabilir tabii, ama bu gerekçelerden bir haklılık çıkarılabilir mi, sanmam. Neticede 80’lere ve 90’lara gelinceye kadar hem Türkiye Cumhuriyeti, hem de Türk vatandaşları yeterli alakayı göstermekten geri durdu Balkanlar’a.

Srebrenitsa Şehitliği'de eski ve yeni mezarlar

Srebrenitsa Şehitliği’de eski ve yeni mezarlar

Ulaşım imkânlarının artması ve gezme kültürünün gelişmesinin yanı sıra, kendi sınırlarımızın dışını da merak etme katsayımızın artmasıyla Balkanlar birçok Türk vatandaşı için herhangi bir Anadolu şehrinden daha cazip bir seyahat rotası bugün. Her şehir için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil, fakat mesela Saraybosna’daki Başçarşı’da yılın belli dönemlerinde Boşnak’tan çok Türk’e rastlanıyor artık.

Romanya'nın Temeşvar şehrinde Birlik Meydanı

Romanya’nın Temeşvar şehrinde Birlik Meydanı

Seyahat yazılarımızı hem kendi kişisel arşivimizde saklanacak bir hatırat, hem de benzer seyahatlere çıkacaklar için bir tecrübe paylaşımı formatında kurgulamaya gayret ediyoruz. Bununla birlikte yazılarımızın gezilip dolaşılan bir yerin turistik bültenine dönüştüğü hissi zaman zaman rahatsız ediyor insanı. Oysa bir de bu seyahatlerden hâsıl olan duygusallık boyutu var ki hiç de küçümsenecek çapta değil.

Belgrad Kalesi'nin Zindan Kapısı

Belgrad Kalesi’nin Zindan Kapısı

Konu Balkanlar gibi bizim tarihimizin en kayda değer, en gözde coğrafyalarından biri olunca bu duygusallığın tavan yapması kaçınılmaz oluyor. Bir taraftan gezilip görülen yerin taşıdığı tarihi değer ve müktesebat, diğer taraftan bu müktesebatın bizde husule getirdiği ünsiyet, yani yabancılık çekmeme duygusu, bütün bunların üzerine bir de yolculuk sırasında yaşanan kişisel tecrübeler, küçük insani yaşanmışlıklar… kısacası insanın gönül telini titretecek her şey.

Sofya'nın Aziz Nedelya Kilisesi

Sofya’nın Aziz Nedelya Kilisesi

Bunları hissettiğimiz şekliyle yazıya dökme kudretine sahip değiliz. Ne bu gezi yazısı, ne bir başkası Balkanlar’ı bütün yönleriyle izah etme iddiasında olamaz. Demem o ki, işin manevi hazzını tatmak isteyen herkesin benzer bir tecrübeyi bizzat yaşaması gerekiyor, başka yolu yok. Gidip görmek, gezip dolaşmak, bunu yaparken de insanı engelleyen ya da sınırlayan her türlü sıfat ve kimlikten sıyrılmak şart.

Bosna Hersek'te Travnik Kalesi'nden şehir manzarası

Bosna Hersek’te Travnik Kalesi’nden şehir manzarası

Bir zamanlar Balıkesir Gönen’de konakladığımız kaplıca otelinde Batı Trakya’dan, yani Yunanistan’dan gelmiş bir otobüs dolusu dünya tatlısı, yaşlı Türk teyzeler vardı. Bizim Ankara’dan geldiğimizi duyunca eşime “oo, Ankara çok uzak” demişler. Gerçekten de neresine gideceğinize bağlı olarak Balkanlar bize çok yakın. Bugünün ulaşım imkânlarıyla o topraklara bir seyahat yapmak gözde büyütülecek bir şey değil. Büyük bir bütçe de gerektirmiyor. Niyet etmek ve üzerimizdeki tozu silkelemek yeterli. Yazılarımız böyle bir tesir uyandırabilirse ne mutlu bize!

1 Yorum

  1. İbrahim Aydoğdu

    Yazının sonunda adı geçen Gönen ilçesinin sınır komşusu Biga’da 10 yıl görev yapıp, tayinimin Batman’a çıkmasıyla aynı sözleri yöre insanından işitmiştim. “Aaa çok uzak”

    Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.