Macaristan Gezi Rehberi

Nazlı Budin…

MACARİSTAN

Ötme bülbül ötme, yaz bahar oldu,
Bülbülün figânı bağrımı deldi,
Gül alıp satmanın zamanı geldi,
Aldı Nemçe bizim nazlı Budin’i.

Tamaşvarlı Gazi Âşık Hasan

5 Eylül 2020

ECDÂDIN “Nazlı Budin”i, Osmanlı’nın uç beyliği Macaristan, bunca yakınlığına rağmen yıllarca gitme fırsatı bulamadığım, ama içimde hevesini hep diri tuttuğum bir coğrafya idi benim için. Aslına bakılırsa, uzaktan uzağa bir sevgi ve ilgi duyduğumuz bu topraklara gelmek için geçmişte bir teşebbüsümüz olmuştu. Yakın çevredeki bazı diğer şehirleri de dâhil ettiğimiz bir Budapeşte seyahati için gerekli rezervasyonları dahi yaptırmıştık. Ama beklenmedik çeşitli meşgaleler bizi bu seyahatten alıkoymuştu.

Budapeşte Türk Şehitliği

Budapeşte Türk Şehitliği

Nihayet bu fırsat Hakkâri’de görev yaptığım dönemde resmi bir program vesilesiyle karşıma çıktı. Romanya ve Macaristan’ı kapsayan bu programın Romanya bölümünü tamamladıktan sonra heyet halinde Macaristan’a geçtik. 2010 yılındaki bu program kapsamında dört gece kaldığımız Budapeşte’den günübirlik Peç ve Zigetvar’ı da ziyaret ettik. Rehberimizin istersek Estergon’a da gidebileceğimiz yönündeki teklifine ben olumlu yaklaşmama rağmen, çoğunluğun kararına uyarak bu fikirden sarfınazar edildi. Bana kalsa hazır oralardayken şarkılarımıza bile konu olmuş sembolik değerdeki bu beldeyi ve kaleyi görmekten geri durmazdım ama demokrasi biraz da başkasının fikrine tahammül demek, yapacak bir şey yok.

Budapeşte’de Balıkçı Tabyası

Budapeşte’de Balıkçı Tabyası

Macaristan Avrupa’nın ortasında, Avrupalı kimliğini bariz şekilde hissettiren bir ülke. Öte yandan, tarihi boyunca pek çok medeniyetin uğrak noktası olması sebebiyle bu medeniyetlerin izlerinin de görüldüğü bir coğrafya. Aynı cümleden olarak, uzun yıllar Osmanlı hâkimiyetinde kalmanın etkilerini bugün dahi bünyesinde taşıyor. Osmanlı 1526’da Mohaç Meydan Muharebesi ile Macar Krallığı’nı yıktıktan sonra 150 yıldan fazla bir süre bu topraklarda kalmış. Çekilmesi peyderpey olduğu için kesin bir tarih vermek mümkün olmasa da 17. asrın sonlarında bu toprakları tamamen terk etmiş. Tabii bu topraklarda bulunduğu dönemde pek çok eser bırakmış.

Peç’te Gazi Kasım Paşa Camii’nin alemine eklenen haç

Peç’te Gazi Kasım Paşa Camii’nin alemine eklenen haç

Diğer bölümlerde yeri geldikçe Macaristan’daki Osmanlı eserleri hakkında detaylı bilgiler aktaracağım ama bu konuda seyahatimiz sırasında edindiğim intiba kısaca şöyle: Bu eserlere karşı hasmane tavırlar daha çok Osmanlı’nın çekilişinin hemen sonrasında bölgeye hâkim olan Habsburglar tarafından sergilenmiş. Günümüze kadar geçen süreyi dikkate aldığımızda, bu türden olumsuzluklar belirli dönemlerle sınırlı kalmış ve genellik arz etmemiş. Çok sayıda eser bugün yok olmuş veya tahribata uğramışsa da, bu durum daha ziyade bölgenin sık sık savaş ve çatışmalara maruz kalmasının ve aradan geçen uzun zamanın yıpratıcılığının tabii neticesi gibi görünüyor.

Zigetvar’da Miklós Zrínyi adına yapılmış heykel, arkaplanda ise Ali Paşa Camii yıkılarak yerine yapılan kilise

Zigetvar’da Miklós Zrínyi adına yapılmış heykel, arkaplanda ise Ali Paşa Camii yıkılarak yerine yapılan kilise

Macarlar’la Türkler’in akrabalığına dair ispat edilmiş bir tez yok. Her iki toplumun aynı kökten geldiğini savunanlar kadar aksini iddia edenler de mevcut. Macarların bugünkü gen yapısı ağırlıklı olarak Orta Avrupa’daki kavimlerle, yani mevcut komşularıyla benzeşiyormuş. Ama bundan mesela bin yıl önce yaşayan atalarının genleri üzerinde yapılan çalışmalar, o günün Macarları ile Orta Asya kavimleri arasında genetik bir yakınlık olduğunu ortaya koyuyormuş. Buna ilaveten bir de Macarların hem genetik bakımdan, hem de dil bakımından Finlere benzediğini savunan bilim adamları var. Finlerin Türklerle aynı soydan geldiklerine dair iddiaları da dikkate aldığımızda, Macarlar’la akraba olma ihtimalimiz daha da güçleniyor.

Bu konuda kesin bir fikir beyan etmek bu fakirin harcı değil. Ama çeşitli platformlarda sohbet etme fırsatı bulduğum hem Macar, hem de Fin muhataplarım, atalarının Türk olabileceğinin ihtimal dâhilinde olduğunu, kendi ülkelerindeki bazı bilimsel çalışmaların bu neticeyi verdiğini kendi zaviyelerinden bana anlattılar. Bir anlamda kapıyı aralık bıraktılar.

Gül Baba Türbesi

Gül Baba Türbesi

Çok seyahat eden biri olduğum için şimdiye kadar gittiğim ülke ya da şehirlerden en çok hangisini beğendiğime dair sorulara zaman zaman  muhatap oluyorum. Bu türden sorulara cevap verebilmek gerçekten zor, çünkü ülkelerin ya da şehirlerin birbirleriyle mukayese edilebilir özelliklerinden çok mukayese edilemeyecek özellikleri var. Mimari anlayışı, tarihi eserleri, tabii güzellikleri, mutfağı, tertibi, düzeni, insanlarının tavır ve tutumları… kısacası hangi açıdan baktığınıza bağlı olarak çok sayıda farklı sıralama yapmak mümkün. Ama şu kadarını söyleyeyim, gezdiğim her ânından ziyadesiyle keyif aldığım, “bizdenmiş” duygusunu içimde hep hissettiğim, kısacası birçok kıstasa göre yapacağım sıralamalarda hep üstlerde yer alacak bir yer varsa işte orası Macaristan, özellikle Budapeşte’dir.

Macaristan Parlamento binası

Macaristan Parlamento binası

Bunun birkaç sebebi var. Herşeyden önce taş ve toprağın en ince zevk ve işçilikle bezenerek derûnumuzdaki estetik hassaları tahrik etmesi çok önemli bir sebep. Bu topraklarda insan elinin değdiği yer çirkinleşmemiş, güzelleşmiş zira. Bir diğer sebep, hem bizim ecdâdımıza, hem de ortak tarihimize dair onca hatıranın mümkün mertebe muhafaza edilmiş olması. Gezdiğimiz yerlerde ecdâdın ayak izlerini görmek, o seyahati turistik bir gezinin ötesinde bir boyuta taşıyor. Tabii son bir sebep, aynı kökten gelmiş olmanın ispat edemediğimiz, ama hissettiğimiz sıcaklığı olabilir…

*******************

Macaristan hakkındaki bu genel girişten sonra BUDAPEŞTE, PEÇ ve ZİGETVAR yazılarım için tıklayın.

2 Yorumlar

  1. İbrahim Aydoğdu.

    Uzaktan aşığı olduğum şehir. Umarım görme ve tadına varma fırsatı yakalarım.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      İlk fırsatta gidilmesi gereken bir yer. İnşallah size de nasip olur…

      Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.