Polonya Gezi Rehberi

Küllerinden doğan…

POLONYA

26 Eylül 2020

Bir devrin kudretli Lehistan’ı, günümüz Avrupası’nın ise seçkin devletlerinden biri Polonya. Baltık Denizi’nden kıtanın ortalarına kadar uzayan geniş coğrafyası ve 38 milyonu bulan nüfusu ile Avrupa Birliği içerisinde ihmale gelmez bir ağırlığa sahip.

Varşova'nın ikonik yapılarından biri: Kraliyet Sarayı

Varşova’nın ikonik yapılarından biri: Kraliyet Sarayı

Bugün Polonya olarak bildiğimiz Lehistan Krallığı’nın kuruluş tarihi bundan yaklaşık bin yıl öncesine dayanıyor. 16. yüzyılda Lehistan-Litvanya Birliği olarak varlığına devam etse de Osmanlı’da Lehistan olarak anılmaya devam ediyor. Lehlerin Osmanlı Devleti’yle ilk diplomatik teması 1414’te Bursa’ya bir elçilik heyeti göndermeleri ile başlıyor. Türkiye Cumhuriyeti dönemi dâhil 6 asırlık ilişki, istisnai savaş dönemleri dışında hep olumlu bir mecrada sürüyor.

Kale Meydanı. Sağda Kraliyet Kalesi, solda ise Kral 3. Sigismund Vasa'nın heykelinin bulunduğu sütun

Kale Meydanı. Sağda Kraliyet Kalesi, solda ise Kral 3. Sigismund Vasa’nın heykelinin bulunduğu sütun

19. yüzyılda Polonya’dan sürgün edilenlerin yerleşmesine müsaade edilen Polonezköy, Beykoz’da Polonya asıllı halkı ile bugün dahi ilgi odağı bir yer. Fakat özellikle bir olay var ki, ilginç olduğu kadar büyük devlet tavrını gözler önüne sermesi bakımından da hatırlamaya değer.

Polonezköy Meydanı'ndan...

Polonezköy Meydanı’ndan…

Bahse konu olay şu: 1795’te Lehistan toprakları Prusya, Avusturya ve Rusya arasında paylaşılıyor ve Lehistan Devleti haritadan siliniyor. Lakin Osmanlı Devleti bunu kabullenmiyor. Osmanlı Padişahı’nın yabancı ülke sefirlerini her kabulü sırasında “Lehistan Sefiri!” diye de ad çağrılıyor. Bir saray görevlisi de sanki ortada bir Lehistan varmış gibi “Yolda!” diye karşılık veriyor. Bu ritüel ta ki 1918’de Polonya yeniden bağımsız bir devlet olana kadar 120 yıldan fazla sürüyor. Polonyalılar, Türklerin işte bu kadirşinaslığına bugün dahi minnet duyuyorlar. Şahsen bu olayı ilk olarak Polonyalılardan dinledim.

II. Dünya Savaşı’nda ölenler anısına şehrin çeşitli yerlerine bu tür kitabeler konmuş. Bu kitabede buraya düşen bombanın 30 kişiyi öldürdüğü yazılı.

II. Dünya Savaşı’nda ölenler anısına şehrin çeşitli yerlerine bu tür kitabeler konmuş. Bu kitabede buraya düşen bombanın 30 kişiyi öldürdüğü yazılı.

Polonyalıların hafızalarında yakın tarihlerinde yaşadıkları en önemli badire olan II. Dünya Savaşı’nın izleri çok derin. II. Dünya Savaşı’nı başlatan olay, Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgali. Ülke Almanlarla Ruslar arasında paylaşılıyor, savaşın sonuna kadar işgal altında kalıyor. Böylece Polonya iki gücün arasında kelimenin tam anlamıyla eziliyor. Yaşanabilecek her zorluğun yaşandığı, aynı zamanda çok büyük insani dramlara sahne olan savaş yılları, Polonya halkının bugün de acısını hissederek hatırladığı bir dönem.

Lazienki Parkı

Lazienki Parkı

Savaş sonrası Doğu Bloku’nun bir parçası olan Polonya, 1980’lere gelindiğinde toplumsal krizlere yol açan grevlerle çalkalanıyor. Sovyet Rusya’da başlayan hareketlerin de tesiriyle özellikle Gdansk’taki tersanelerde başlayan grev dalgası, sonunda rejim değişikliğine yol açıyor. Grevlerin öncüsü Dayanışma Sendikası’nın lideri Lech Walesa 1990’da devlet başkanlığına seçiliyor. Bir zamanlar Varşova Paktı’nın kurulduğu Polonya 1999’da NATO, 2004’te ise AB üyesi olarak yeni istikametini batı blokundan yana tescil ediyor.

2003 yılından bir hatıra: Cumhurbaşkanlığı Sarayı

2003 yılından bir hatıra: Cumhurbaşkanlığı Sarayı

Bu ülkeye 2003 yılında ilk defa giderken zihnimde doğu blokunun bir parçası olarak geri kalmış, köhne bir Polonya vardı. Ne zaman ki uçak Varşova üzerinde alçalmaya başladı, o zaman ne kadar yanıldığımı anladım. Şehrin görüntüsü, ülkenin “Avrupalı” kimliği konusunda beni ikna edecek kadar berraktı. Polonya’ya 2012’de bir kez daha gittim. Hem ziyaretlerim vesilesiyle, hem de haricen tanıdığım Polonyalılar vesilesiyle gördüm ki Polonya kültürel olarak Doğu Avrupa’dan ziyade Batı Avrupa’nın bir parçası. Polonyalılar eğitim düzeyi yüksek, kültürlü, ayrıca milli değerlerine fazlasıyla bağlı ve asil duruşlarıyla saygı uyandıran insanlar.

Eski Şehir Meydanı'ndan bir görünüm

Eski Şehir Meydanı’ndan bir görünüm

Bulunduğu geçiş coğrafyasına inat, olabildiğince homojen bir etnik yapısı var Polonya’nın. Halkın yüzde 99’u Leh, yani Polonyalı. Benzer şekilde nüfusun kahir ekseriyeti Katolik. Son yıllarda gittikçe artan sayıda Türk öğrenci Polonya üniversitelerinde eğitim görüyor.

Eski Şehir bölgesinde köşeye sıkışmış bu ev, dünyanın en dar evlerinden biri

Eski Şehir bölgesinde köşeye sıkışmış bu ev, dünyanın en dar evlerinden biri

Gerek nüfusunun büyüklüğü, gerekse tarım sektöründeki verimin düşüklüğü Polonya’yı AB üyelik sürecinde zorladıysa da, ülke 2004 yılında AB üyesi oldu. O tarihten sonra da gayet başarılı bir ekonomik performans gösterdi. AB’nin sağladığı kaynakları oldukça verimli kullandı. Neticede hem nüfusun önemli bir bölümünün geçim kapısı olan tarım sektöründeki verimliliği yükseltti, hem de milli gelirini önemli ölçüde artırdı.

Polonya'da da kılıç kalkanlı karşılama ekibi varmış...

Polonya’da da kılıç kalkanlı karşılama ekibi varmış…

Turistik seyahatlerimde fotoğrafları kendim çekmeye özen gösteriyorum. Lakin resmi seyahatlerde bu her zaman mümkün olmuyor. Varşova’daki programımda da fotoğrafları çekenler sağ olsunlar, odak noktasına turistik manzaralardan ziyade beni koymuşlar. Üstelik görüntülerin büyük bölümünde takım elbiseli ve kravatlıyım. Bir seyahat yazısı için “dokuz kusurlu hareket”ten biri :)) Affınıza sığınıyorum.

Bilim ve Kültür Sarayı'nın tepesinden Varşova manzarası

Bilim ve Kültür Sarayı’nın tepesinden Varşova manzarası

VARŞOVA

Varşova denince birçoğumuzun aklına ilk olarak soğuk savaş döneminin Doğu Bloku’nu ifade eden “Varşova Paktı” gelecektir. Sekiz sosyalist ülkenin 1955 yılında Varşova’da kurduğu Varşova Paktı, dağıldığı 1991 yılına kadar geçen 46 yıllık döneme damgasını vuran en önemli siyasi ve askeri ittifaklardan biri oldu. Özellikle Sovyetler’in Afganistan’ı işgalinde önemli rol oynadı. Günümüz Varşovası ise Batı blokunun mühim merkezlerinden.

Eski Şehir bölgesi, arka planda Kale Meydanı

Eski Şehir bölgesi, arka planda Kale Meydanı

Çoğu Avrupa kenti gibi Varşova da su kenarına kurulmuş. Vistül Irmağı kentin tam ortasından geçiyor. Tarihi bölgeler suyun daha çok batı yakasında yoğunlaşmış. Şehir II. Dünya Savaşı’nda büyük ölçüde yerle bir olmuş. Tarihi mekânların tamamına yakını sonradan restore edilerek yeniden kullanıma açılmış. Bir başka deyişle Varşova küllerinden yeniden doğmuş.

Eski Şehir surları ve gözetleme kuleleri

Eski Şehir surları ve gözetleme kuleleri

Vistül’ün kıyısındaki Eski Şehir bölgesi (Stare Miasto) turistik ziyaretlerin odak noktası. Pek büyük olmayan bu semt, şehrin tarihi havasını yansıtan pastel renkli binalar ve taş kaldırımlı sokaklarıyla keyifli yürüyüşler ve kahve molaları için ideal bir yer. Tarihi binalardan bazıları müzeye dönüştürülerek bölge aynı zamanda bir müzeler kompleksi haline getirilmiş.

Pastel boyalı evleriyle Eski Şehir Meydanı

Pastel boyalı evleriyle Eski Şehir Meydanı

Eski şehrin merkezinde bulunan ve 13. asırdan itibaren şekillenen Eski Şehir Meydanı (Rynek Starego Miasta), tarihi boyunca alışveriş ve festivallere ev sahipliği yapmasını yanı sıra, idam cezalarının infazında da kullanılmış. Bugün de hem manzarası, hem yeme-içme mekânlarıyla en önde gelen buluşma noktası. Meydanın ortasında şehrin sembolü ve koruyucusu olduğuna inanılan Denizkızı Heykeli bulunuyor.

Müzeye dönüştürülen Kraliyet Kalesi

Müzeye dönüştürülen Kraliyet Kalesi

Eski Şehrin bir köşesinde yüzyıllar boyu Polonya krallarının ikametgâhı olarak hizmet veren, II. Dünya Savaşı’nda yerle bir edildikten sonra ancak 1970’lerde eski görünümüyle yeniden inşa edilen Kraliyet Kalesi (Zamek Królewski) bulunuyor. Barok mimarisi ve kızıl duvarlarıyla şehrin görselliğinde önemli bir yer tutan kale, günümüzde monarkların ihtişam içerisindeki hayatlarının sergilendiği bir müze olarak hizmet veriyor.

Sigismund Sütunu ve Kraliyet Sarayı

Sigismund Sütunu ve Kraliyet Sarayı

Karşısındaki Kale Meydanı (plac Zamkowy) ise şehrin bir diğer buluşma noktası.

Polonyalılar kanalizasyon tünellerini aylarca hem saklanma, hem de haberleşme amacıyla kullanmışlar. Tünellerin müzedeki 20 metrelik numunesi bile ürkütücü.

Polonyalılar kanalizasyon tünellerini aylarca hem saklanma, hem de haberleşme amacıyla kullanmışlar. Tünellerin müzedeki 20 metrelik numunesi bile ürkütücü.

Gezdiğim bir diğer müze Varşova Ayaklanma Müzesi (Muzeum Powstania Warszawskiego) oldu. Bu müze, II. Dünya Savaşı’nda Nazi işgaline, sonra da Sovyet zulmüne karşı ortaya konan direnişi konu edinmiş. Özellikle yerin altında, kanalizasyon tünellerinin içinde yürütülen efsanevî mücadeleyi sergileyen bölümler gerçekten çok etkileyici.

Moskova'daki Yedi Kız Kardeş'in Varşova'daki benzeri: Kültür ve Bilim Sarayı

Moskova’daki Yedi Kız Kardeş’in Varşova’daki benzeri: Kültür ve Bilim Sarayı

Varşova’nın en yüksek binası olan Kültür ve Bilim Sarayı (Pałac Kultury i Nauki), Stalin tarafından Polonya halkına hediye edilmiş. Bu dev bina, Moskova’daki “Yedi Kız Kardeş” adı verilen binaların bir benzeri. Prag’da, Bükreş’te ve Kiev’de de aynı seriden binalar yapılmış. Kültür ve Bilim Sarayı konser, sergi, fuar gibi çeşitli etkinliklerin yapıldığı, içinde sinema, tiyatro, müze gibi bölümleri olan tam tekmil bir yapı.

Eski Şehir sokakları

Eski Şehir sokakları

Şehirde çok sayıda park ve yeşil alan mevcut. Şehir merkezi de yeterince yeşil, fakat özellikle merkezden bir parça uzak semtler bu açıdan çok daha şanslı. Kraliyete ait saray ve av köşkü gibi mekânlar da geniş bahçelerin içerisinde yer alıyor ve halkın kullanımına açık.

Lazienki Parkı ve Sarayı'nda

Lazienki Parkı ve Sarayı’nda

Bu tür yerlerin en güzellerinden biri, merkezi bir bölgede bulunan Lazienki Parkı ve Sarayı. Polonya kralına yazlık konut olarak yapılan ve günümüzde müze olarak kullanılan saray, onu çevreleyen olağanüstü güzellikteki parklarla birlikte cenneti andıran bir yer. Halkın spor yapmak ve mesire amaçlı akın ettiği parkta, Mayıs-Eylül arasında her Pazar Polonyalı besteci Fryderyk Chopin’in bestelerinin çalındığı halk konserlerini izlemek mümkün.

Bu caddeye Kraliyet Yolu deniyor

Bu caddeye Kraliyet Yolu deniyor

Varşova’da çok sayıda müze mevcut. Bunlar arasında Polonyalı müzisyen Chopin ile bilim insanları Marie Curie ve Kopernik’in adına yapılmış olanlar yer alıyor. Ayrıca Nazi işgali sırasında öldürülerek veya sürgün edilerek sayıları epeyce azalmış olan Polonyalı Yahudiler’in serencamını işleyen bir müze daha var.

Eski Şehrin surlarındaki ilginç kapılardan biri. Belki de bir zindan kapısı...

Eski Şehrin surlarındaki ilginç kapılardan biri. Belki de bir zindan kapısı…

NETİCE-İ KELÂM

Polonya’ya yaptığım her iki seyahatte de sadece Varşova’ya gittiğim için bu gezi yazısını Varşova ile sınırlı tuttum. Fakat Polonya’nın gezip görmeye değer başka kentleri olduğunu da hatırlatmak lazım. Ülkenin tarihi başkenti Krakow, Baltık kıyısındaki tersaneleriyle ünlü Gdansk ile Wroclaw ve Poznan bu kentler arasında bulunuyor.

Tarihi bölgede sanat eserleri...

Tarihi bölgede sanat eserleri…

Ayrıca Polonya’nın konumu civardaki çok sayıda şehri de kapsayan geziler yapmaya son derece müsait. Karadan yedi ülkeye sınırı olan Polonya, yakın çevredeki diğer ülkeler ve deniz komşuları ile birlikte çok geniş bir yelpazede hareket kabiliyeti sunuyor ziyaretçilerine. Birkaç yüz kilometrelik mesafelerde bulunan Avrupa şehirleri kabarık bir liste oluşturuyor. Tabii vakti ve bütçesi müsait olanlar için…

Beykoz'a bağlı Polonezköy'de ahşap heykeller

Beykoz’a bağlı Polonezköy’de ahşap heykeller

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.