Kıbrıs Gezi Rehberi
Akdeniz’deki zarafet
KIBRIS (KKTC)
Mağusa Limanı limandır liman,
Beni öldürende yoktur din iman.
Uyan Ali’m uyan, uyanmaz oldun,
Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun.
KIBRIS TÜRKÜSÜ
29 Ağustos 2026
Z arafeti ile Akdeniz’i süsleyen Kıbrıs, konumu ve stratejik değeri ile öteden beri bölgedeki güç odaklarının iştihasını kamçılayan bir ada. Keşke bir “istikrar adası” olduğunu da söyleyebilseydik, lakin Osmanlı hâkimiyeti altında yaşadığı üç asırdan sonra asla istikrar bulamamış, hayati önemdeki sorunlarını bugün dahi geride bırakamamış bir mahzun güzel burası.
Gazimağusa’da Venedik Sarayı’ndan Lala Mustafa Paşa Camii’ne bakış
Kalıntılar Kıbrıs’ta çok eski çağlardan beri yerleşimin olduğunu ortaya koyuyor. Neredeyse geminin icadından bu yana yerleşim var dersek abartmış olmayız. Burası bir ada olduğu için daha çok bir kaçış, bir sığınma yeri olarak kullanıldığı akla gelebilir. Oysa adanın sakinleri hep kalıcı olmak, bir medeniyet kurmak niyetinde olmuşlar, bu amaçla gayet gösterişli eserler inşa etmişler. Yine de bazı ücra yörelerde kolay ulaşılması gerekmeyen manastırlar kurmaktan geri durmamışlar.
Kıbrıs’ın en uç noktası olan Zafer Burnu’nda
Adanın antik çağlardaki sakinlerini bir yana bırakalım, Batısı ve Doğusuyla Roma 11 asırdan uzun bir süre Kıbrıs’a hükmediyor. 1192’de Kudüs’ten gelen Fransız kökenli Lüzinyanlar 3 asır boyunca adanın hâkimi oluyorlar. Bununla da yetinmiyor, Anadolu’nun bir bölümü dâhil olmak üzere Akdeniz havzasındaki bazı bölgeleri Kıbrıs Krallığı’na katıyorlar. Bir başka ifadeyle bir dönem Kıbrıs “anavatan”, Anadolu “yavru vatan” oluyor.
İngiliz döneminde yapılan mahkeme binası günümüzde de adli hizmetler için kullanılıyor
Adayı Lüzinyanlar’dan devralan Venediklilerin hâkimiyeti bir asrı tamamlamadan bu defa sahneye Osmanlı Devleti giriyor. Lala Mustafa Paşa’nın başkomutanlığında yürütülen fetih harekâtı ile Kıbrıs adası 1570-1571 yıllarında tamamen Türk yönetimi altına alınıyor. Üç asır süren bu dönem zarfında Türkler hem mevcut eserleri dönüştürüyor hem de yeni eserler inşa ediyorlar. Böylece adanın hayatiyetini güçlendirerek sürdürüyorlar, daha önemlisi üç asırlık istikrar yaşatıyorlar.
Girne Kalesi
Artık çöküş rotasına girdiği dönemde savaşlar ve toprak kayıpları ile bunalan Osmanlı Devleti, 1878’de Türk-Rus Harbi sırasında çeşitli destekler karşılığında adanın yönetimini geçici kayıtla İngiltere’ye bırakıyor. Eh, İngiliz’e elinizi verdiyseniz kolunuzu gözden çıkarmışsınız demektir. Sonrası sürpriz değil, I. Dünya Savaşı’nda iki devlet rakip saflara düşünce İngilizler adaya el koyuyorlar. Sonuçta Türkiye 1923 Lozan Antlaşması’yla Kıbrıs üzerindeki İngiliz egemenliğini tanımak durumunda kalıyor.
Kıbrıs davasının öncülerinden Dr. Fazıl Küçük’ün heykeli
Devamında yaşanan fiili ve hukuki durumlara fazla girme niyetinde değilim. Şu kadar söyleyeyim, 1960 yılında Türk ve Rumların ortaklığı temeline dayanan bir Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluyor. Anlaşma gereği cumhurbaşkanı Rum, cumhurbaşkanı yardımcısı ise Kıbrıs Türklüğü’nün sembol isimlerinden Dr. Fazıl Küçük oluyor. Bu görevi sonradan Rauf Raif Denktaş devralacaktır.
Lefkoşa Surlar üzerinde Girne Kapısı
Lakin Rumların Enosis, yani adanın tamamını Yunanistan’a bağlama hayalleri Türk nüfusa yönelik saldırganlıklarına zemin oluşturuyor. Yunanistan’ın ihtirasları ve Rum tarafının sayısal üstünlüğü suistimal etmesi neticesinde Türklere yönelik zulümlerin şiddeti tırmanıyor. Bıçağın kemiğe dayandığı aşamada ise “Ayşe tatile çıkıyor”, yani 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı geliyor.
Kapalı Maraş’ta yılların gadrine uğramış binalardan biri
O günleri yaşayan bizim nesillerin hafızasında Kıbrıs Barış Harekâtı çok derin izler bıraktı; savaşı, siyaseti, diplomasiyi sokaktaki insanın günlük sohbet konusu haline getirdi. Son tahlilde yıllarca özlemi çekilmiş bir büyük zafer ve dilden dile dolaşan hikâyelerle süslenmiş bir kahramanlık destanı olmaya bugün dahi devam ediyor.
Dipkarpaz Köyü’nde Atatürk heykeli
Çocukluk yıllarıma rastlayan Barış Harekâtı’nı takip eden dönemde Rumların eşyaları ile birlikte evlerini bırakıp kaçtıkları, Türkiye’den isteyen ailelerin bu güzelim evlere yerleşebileceği söylentisi dolaşıyordu. Bu söylenti Kıbrıs’ın yemyeşil, verimli, cennet gibi bir yer olduğu düşüncesiyle birleşince çocuk aklımla Kıbrıs’a gidip yerleşelim diye babamı darladığımı hatırlıyorum. Savaşın külleri henüz soğumadan böyle radikal bir karar vermek çoluk çocuk sahibi bir aile için hiç kolay değildi, nitekim unutuldu geçti.
Zafer Burnu’nda zaferin sembolleri
Barış Harekâtı ile fiilen ikiye bölünen Kıbrıs, 1983’te Rauf Raif Denktaş öncülüğünde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ilanı ile bu defa hukuken iki devletli bir yapıya evriliyor. Biz iki devletli diyoruz ama kuzeydeki devleti o günden bu yana Türkiye’den başka tanıyan kimse yok. Dolayısıyla başkalarının gözünde KKTC yok hükmünde ve çok çeşitli ambargoların muhatabı. Çözüme yönelik çabalardan henüz sonuç yok.
Ledra Palas Oteli geçmişte barış görüşmelerine de ev sahipliği yapmış. Halen BM tarafından kullanılıyor. İki taraf arasındaki sınır kapılarından biri burada bulunuyor.
İki toplumlu federatif bir devlet yapısı öngören ve 2004’te iki toplumun oyuna sunulan Birleşmiş Milletler Annan Planı, Türkler tarafından “Yes be annem” sloganı eşliğinde yüzde 65 çoğunlukla kabul edilmesine karşılık Rumlar tarafından yüzde 76 oy oranıyla reddediliyor. Referandumdan çıkan bu tabloya rağmen Kıbrıs sadece bir hafta sonra Avrupa Birliği üyesi yapılıyor. Böylece çözüm yanlısı Türk tarafı “cezalandırılmış”, çözüm planını reddeden Rumlar ise “ödüllendirilmiş” oluyor. Çünkü fiilen Kıbrıs’ın sadece güneyindeki Rum bölgesi AB üyeliğinden yararlanıyor, Türk bölgesi için eski hamam eski tas.
Lefkoşa’nın Büyük Han’ı
Bütün bu olumsuz ortam sebebiyle KKTC, Türkiye’ye bağımlı bir halde. Ekonomisinde tarım ve turizm gelirleri önemli olsa da Türkiye’nin desteği olmadan ayakta durması mümkün değil. Parasal destek bir yana, bütün ihtiyaçları Türkiye üzerinden karşılanmak durumunda. Başka ülkelerden direkt uçuş yok, Türkiye’deki havalimanlarından aktarma yapılarak ulaşılıyor. Ayrı bir parası yok, Türk Lirası kullanılıyor. Türk vatandaşları için pasaport zorunluluğu yok, KKTC’ye gitmek için kimlik belgesi yeterli.
Girne’nin merkezinde Yat Limanı
Turistik açıdan Kıbrıs, deniz-kum-güneş tatili yapmak isteyenler için güzel plajlar ve kaliteli otellere sahip. Tarihi eserler bakımından Akdeniz’deki Girit ve Rodos gibi adalarla Adriyatik sahilindeki kentlerden esintiler taşıyan hoş manzaralar sunuyor. Nitekim Lüzinyan, Venedik ve Osmanlı dokunuşları çok net görülüyor. İngilizler ise kısa sürede oldukça kalıcı tesirler bırakmışlar. Kıbrıs bugün bile İngiliz Milletler Topluluğu’nun (Commonwealth) bir üyesi. Hukuk sistemi ağırlıklı olarak İngiliz sistemine göre tasarlanmış. Trafik soldan akıyor. Elektrikte üç dişli İngiliz prizleri kullanılıyor. Zaman içinde kurulan irtibattan dolayı Londra’da çok sayıda Kıbrıslı Türk yaşıyor.
Gazimağusa’da Lala Mustafa Camii önünde
Ülkenin tamamını birkaç günde gezmek mümkün. Lakin toplu taşıma yeterli değil. Belirli merkezler dışında toplu taşıma kullanılarak bir gezi yapmak ihtimal dışı. Türk ehliyeti geçerli olduğu için en yaygın alternatif araç kiralamak, onda da direksiyonun sağda, trafiğin soldan oluşunu göze almak gerekiyor.
Yoldan geçen araçlardan rızkını bekleyen bir Karpaz eşeği
KKTC’ye ilk olarak 1999 yılında resmi bir heyetle birlikte gitmiştim. Girne’de konaklamış, iki kere de Lefkoşa’ya gidip dönmüştüm. Ankara’ya heyetten önce dönmem gerektiği için adanın diğer bölgelerine gidememiştim. 2023 ve 2026 yıllarında tekrar giderek ülkenin belli başlı yerlerini detaylı gezme fırsatı buldum. Bu yerlere dair notlarımı ilgili sayfalarda bulabilirsiniz.
*******************
Bu genel girişten sonra LEFKOŞA, GAZİMAĞUSA, GİRNE ve İSKELE-KARPAZ yazılarım için tıklayın.
Sayın Valim ,keyifle okudum eline emeğine sağlık.
Teşekkür ederim. İyi okumalar…
Değerli Valim
Keyifli bir gezi yazısıydı.Heyecanla devamını bekleyeceğiz.
Aziz Kardeşim, teşekkür ederim. Keyifli okumalar dilerim.
Sayın Valim
Bunca hay huyun içinde, hayatın sırrını
çözmüş ve gereğini yapmak için Epiktetos edasıyla, sukunetle gezmek, görmek ve okumanın verdiği keyfi bütün önrünüzce sürdürmeniz umuduyla… sevgiyle…
Sevgili Halit Bey, bu duaya can-ı gönülden amin diyorum. Ben de sizin gönlünüzce gezmeniz için dua ediyorum.
istifade ettim. Emeğinize teşekkür ederim. Sade ve güzel. Kutlarım.
Çok teşekkür ederim Sevgili Ahmet Bey. Selamlar…
Sayın Valim ,
Kıbrıs yazınızı TV bunun cazibeli filmlerine takılmadan baştan sona okudum, çok doyurucu bir o kadar da aydınlatıcı bilgiler dolu, hele de kıbrıs a gideceklerinvönceden okumaları gerekir ki gittiklerinyerleri daha sindirerek gezsinler..tekrar tebrik eder ve yeni gezmeler dilerim,
Hoşça kalınız
M.Fatih Uğurlu.
Yorumunuz emin ellerde Fatih Bey, merak etmeyin. Teşvik edici ifadeleriniz için teşekkür ederim. Selamlarımla…
Kendime göre güzel bir yorum yazdım onu da gönderemedim o yazımı kaybettim, çok üzücü.
M.Fatih Uğurlu.
Aziz dost,
Çok teşekkürler. Eline kalemine ve ona görüntüleri ile değer katan kamerana sağlık. Güzel görüntüler eşliğinde tam bir tarih dersi gibi olmuş. Zevkle okudum. Benim de ilji 1985 te kaymakamlık kursunda gittiğm sonra da 4-5 kez çeşitli sebeplerle gittiğim o şirin ada her gittiğimde daha gelişmiş ve değilmiş buldum. Üzüldüğüm nokta ne İslam dünyasından ne de Türk dünyasından bir ülkeyi dahi tanımaya ikna edememiş olmamızdır. Yazık ki ne yazık.
Kıymetli Abim, yorum için teşekkürler. KKTC’nin tanınmaması gerçekten birçok sorunun kaynağı. 1983’ten beri bu konuda bir ilerleme olmadı ama yine de ümidimizi muhafaza ediyoruz.
Eline-ayağina, zihnine sağlık sağlık Sn. Valim… Allah işlere vesilenizi artırsın…
Sevgili Kardeşim, Sn Valim, teşekkür ederim bu güzel dilekler için.
Çok beğendim. Şehir detaylarını da okuyacağım.
Çok sağol Murat. Keyifli okumalar dilerim.
Keyifli bir yazı, emeğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim. Selamlar…
Yüreğinize ve kaleminize sağlık Sayın Valim. Kısa da olsa bilgilendirici bir yazı olmuş. Bilhassa girişteki değerlendirme çok önemli.
İnşaAllah daha uzun bir seyahat sonucu genişletilmiş bir yazı bekliyoruz.
(Kimbilir belki birlikte gideriz.☺️)
Bütün temennilere amin diyorum. İlginize teşekkür ederim.
Dipkarpaz, Güzelyurt, Mağusa ve Maraş’ı gidip geldikten sonra yazarsın.
Seyahatle birlikte Kıbrıs’ın tarihi hakkında doyurucu bilgiler verilmiş. Sayende bilgilerimizi tazeleme imkanı bulmuş olduk.
Zahmetlerin için teşekkürler.
Eline, emeğine ve kalemine sağlık.
Bu yazı şimdilik genel mahiyette. Oraları gezince inşallah daha detaylı bir seyahat yazısına dönüşür. Alakanız için teşekkürler ??