Hırvatistan Gezi Rehberi
PULA
İkonik Roma eseri: Pula Arena
18 Ağustos 2024
Pula, Hırvatistan’ın tarihi İstria bölgesinin güneyindeki bir koyda kurulmuş bir kent. Bu koyun korunaklı fiziki yapısı dolayısıyla yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan önemli bir limana sahip.
Eski Şehir Bölgesi
Hırvatistan’ın Adriyatik kıyısındaki diğer kentleri gibi Pula’nın da popüler plajları var. Ziyaretçilerin birçoğu hem denize girmek, hem de şehri gezmek için geldiğinden bölgenin en yüksek sezonu Temmuz ve Ağustos’a denk geliyor. Bizim önceliğimiz tarih ve kültür turizmi olduğu için Mayıs ayını tercih ettik. Yine de bölgede hatırı sayılır bir kalabalık vardı.
Sergii Kemeri
Pula’da görülmesi gereken eserler ağırlıklı olarak Roma dönemine ait. Meskûn bölgelerdeki konut ve işyerleri doğal olarak daha yakın dönemlerin mimari anlayışını yansıtsa da şehrin sembolik tarihi eserleri çoğunlukla Roma İmparatorluğu’nun mirası. Bazıları bugün sadece kalıntı halinde olan bu eserler dolaşırken karşınıza çıkıyor. Şehir kapılarından bazıları ise ayakta: Herkül Kapısı, İkiz Kapı, Sergii Kemeri gibi.
Kentin sembolü Pula Arena
Roma dönemi eserlerin en önde geleni şüphesiz Pula Arena. MÖ 1. asırda yapılmasına rağmen günümüze kadar ayakta kalabilmeyi başarmış. Roma kentindeki Kolezyum’u andıran 20 bin kişilik Pula Arena’da vaktiyle gladyatör dövüşleri yapılırmış, bunun spor ve eğlence sayıldığı günlerde. Bugün de çeşitli festivaller için kullanılıyor. Arena’ya giriş ücretli, fakat dehlizlerini ve yeraltı odalarını görmek istemezseniz amfiteatr bölümü dışından da yeterince görülebiliyor.
Forum Meydanı’nda
Şehrin ağırlık merkezi sayılabilecek yer Forum Meydanı. “Forum” denilen yerler Roma döneminde insanların toplandığı, müzakere yaparak kentin yönetimine dair kararlar aldığı, ayrıca alışveriş yapılan alanlara deniyor. Meydan turistlerin mutlaka uğradığı bir yer olduğundan etrafındaki kafe, restoran ve mağazalar yoğun faaliyette.
Augustus Tapınağı
Forum Meydanı’na nazır vaziyetteki Augustus Tapınağı MÖ 27 ile MS 14 yılları arasında yaşayan Roma Kralı Augustus döneminde ve onun adına inşa edilmiş. Müteakip asırlarda önce kilise, sonra tahıl deposu olarak kullanılmış. Günümüzde ise müze.
Pula Belediye Binası
Bitişiğindeki Belediye Binası Rönesans mimarisi ile inşa edilse de Venedik döneminde ciddi değişikliklere uğramış. Bugün de belediye binası olarak kullanılmaya devam ediyor.
Aziz Franjo Kilise ve Manastırı
Pula Kalesi tarihi bölgenin tam ortasındaki tepede yer alıyor. Şehri ve körfezi savunma amacıyla 17. yüzyılda Venedikliler tarafından inşa edilmiş.
İkiz Kapı, arkasında ise Zerostrasse
Kalenin altında mevcut tüneller 1. Dünya Savaşı vesilesiyle büyütülüp çağın gereklerine uygun hale getirilmiş. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde yapıldığı için adına da Almanca Zerostrasse (Sıfır Caddesi) denmiş. Toplam 6 bin kişinin sığınabileceği büyükteki Zerostrasse günümüzde turistik amaçla gezilebiliyor.
Küçük Roma Tiyatrosu’ndan günümüze kalanlar
Kaleye bitişik durumda Küçük Roma Tiyatrosu bulunuyor. Tarihi MS 1. yüzyıla kadar gidiyor. Zamanın tahribatına fazla dayanamadığı için modern malzemelerle güçlendirmeler ve eklemeler yapılmış. Bazen kültürel faaliyetler için kullanıldığından tribünlerdeki eksiklikler yakın geçmişte metal oturaklarla tamamlanmış. İnternette buraya girişin ücretli olduğu yazılıydı, fakat biz gittiğimizde in cin top oynuyordu. Açık olan kapısından girip serbestçe gezdik. Hatta içeride köpeklerini gezdiren bir çifte sorduk, onlar da herhangi bir ücret ödemediklerini söyledi.
Hz. Meryem’in Göğe Kabulü Katedrali
Tarihi bölge içinde bulunan iki dini yapı da Pula’nın görülebilecek yerleri arasında. Bunlardan biri Aziz Franjo (Francis) Kilise ve Manastırı, diğeri ise Hz. Meryem’in Göğe Kabulü Katedrali. Biz içlerine giremeyip sadece dışından gördüğümüz için detay bilgi vermiyorum.
Tarihi semtte ilginç sokaklar
Pula’da bir de İslam Merkezi ve Cami var. Gittiğimizde aracımızı buraya park edip yürüme mesafesindeki tarihi bölgeyi gezme imkânı bulduk. Camide karşılaştığımız Nijerya kökenli siyahi genç benim Türk olduğumu öğrenince kendisinin Ertuğrul ve Osman dizilerini kaçırmadığını söyledi. Benim hiç seyretmediğime müthiş şaşırdı, “nasıl olur, mutlaka seyretmelisin” diye tavsiyede bulundu.
Şehrin merkezi Forum Meydanı
Bu vesileyle ifade edeyim, hangi ülkeye gitsek o ülkenin TV’lerinde mutlaka Türk dizilerine rastlıyoruz. Bazen kendi dillerinde seslendirilmiş, bazen Türkçe sese altyazı eklenmiş olarak. Zaman zaman çok güzel Türkçe konuşan kişilere Türkçe’yi nereden öğrendiklerini sorduğumuzda “dizilerden” cevabını almaya önce çok şaşırıyorduk, artık alıştık.
0 Yorum