Özel Dosya

İSVEÇ

 

 

Başkent Stokholm'den bir manzara

Başkent Stokholm’den bir manzara

22 Mayıs 2021

İsveç, İskandinav Yarımadası üzerinde 220 binden fazla adası olan, denizle iç içe bir ülke. Kimi yerleşime açık olan, kimi olmayan bu adalar topluluğu, ülkenin önemli bir turistik değeri. Aralarında oldukça keyifli tekne turları yapılıyor. Ülke topraklarının yarıdan fazlası ormanlarla kaplı. Ormanları çok iyi işlettikleri, orman ürünlerinden ciddi ihracat yaptıkları biliniyor.

Ülke küçüklü büyüklü çok sayıda adaya sahip

Ülke küçüklü büyüklü çok sayıda adaya sahip

İsveçliler son derece disiplinli, kurallara saygılı bir toplum. Öyle dakikler ki, programlarını küsurlu saatlere göre yapıyorlar. Mesela falan toplantı saat 09:10’da, filan etkinlik saat 14:42’de gibi. Bir de “sharp” ibaresini ekliyorlar. Yani tam o dakikada başlayacak, sakın geç kalmayın anlamında. Bizim gibi Akdenizli toplumların bırakın uymayı, anlamlandırmakta bile zorlanacakları bir disiplin düzeyi…

Ama her şeyin kurallara bu derece bağlı olması zaman zaman hayatı sıkıcı hale getiriyor. En azından biz buna pek alışık değiliz. Mimaride de estetik ve kıvrak bir tarzlarının olduğunu söylemek bir hayli zor. İsveçlilerin övündükleri, büyük gururla bize takdim ettikleri binaların çoğu cetvelle çizilmiş gibi. Avrupa’nın geri kalanında gördüğümüz estetik mimari anlayıştan çok farklı. İsveç’in Türkiye’de de çok rağbet gören o çok meşhur mobilya markasının ürünlerinin estetik yoksunu dizaynı gibi…

İsveç Kraliyet Sarayı

İsveç Kraliyet Sarayı

Kurallara saygı kültürü devlet-vatandaş, yöneten-yönetilen ilişkilerine son derece olumlu yansıyor. İnsan odaklı yaklaşım, hak ve özgürlükler, demokrasi, hesap verebilirlik gibi değerler bakımından gıpta edilecek seviyedeler.

İsveç’teki gelişmişlik seviyesine dair bir tecrübemi paylaşmak isterim. Avrupa Konseyi’nin Strazburg’da toplanan ve benim bir yılı aşkın süreyle başkanlığını yaptığım bir çalışma grubu vardı. Çalışma grubunda hem kentlerin varoşlarında, hem de kırsal alanlarda yaşayan insanların kamu hizmetlerine erişmede çektikleri sıkıntıları ele alıyorduk. Ülke delegeleri kendi ülkelerindeki sıkıntıları anlatıyor, çözüm önerilerini sıralıyordu. Nihayet söz alan İsveç delegesi kendi ülkelerinde kenar mahallelerde de, kırsal alanlarda da yaşayanların altyapı, eğitim, sağlık, ulaşım ve diğer bütün kamu hizmetlerine rahatlıkla eriştiklerini, birçok ailenin yaşamak için kırsal bölgeleri tercih ettiklerini, kısacası İsveç için böyle bir sorunun geçerli olmadığını söyledi. Ben dâhil birçoğumuzun payına ise gıpta ile dinlemek düştü.

Stokholm'ün alışveriş bölgesi

Stokholm’ün alışveriş bölgesi

İsveç’te çok sayıda Türk vatandaşı var. Bunların çoğunluğu Konya’nın Kulu ilçesinden gitmiş. Afyon Emirdağlıların Brüksel’de yoğunlaştıkları gibi. Öyle ki bazı İsveçliler neredeyse Türkiye’den önce Kulu’nun ismini öğreniyor. “Türkiye mi daha büyük, Kulu mu?” gibi espriler yapılıyor. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’ye resmi ziyaret yapan İsveç Başbakanı Kulu’ya da gitmiş ve orada halka İsveççe hitap etmişti. Halk da Başbakan’ın sözlerine alkışla, tezahüratla karşılık vermişti. İlişkiler bu boyutta…

Stokholm'ün tarihi bölgesinden bir sokak görünümü

Stokholm’ün tarihi bölgesinden bir sokak görünümü

Bugüne kadar İsveç’e üç ziyaretim oldu. İki kere Stokholm’e, bir kere de Ronneby adlı bir kasabaya gittim. Gidişlerim yılın farklı dönemlerine denk geldiği için bu ülkenin yaz esintilerini de yaşadım, dondurucu ayazını da. Hiç bitmeyen gündüzünü de gördüm, güneşe hasret günlerini de… Lakin 2000 ve 2002 yılları arasındaki bu seyahatlerimden bu yana epey uzun bir zaman geçti. O yüzden bu ülkeye dair gözlem ve hatıralarımı bir “özel dosya” halinde sunuyorum.

Başkent Stokholm (Stockholm) adalar ve yarımadalar üzerine kurulmuş. Şehrin en tarihi ve en merkezi semti Eski Şehir bölgesi (Gamla Stan). Kraliyet Sarayı (Kungliga Slottet) gibi çeşitli tarihi yapıların yanı sıra, şehrin geleneksel yüzünün görülebileceği küçük ama hoş bir bölge burası.

Eski Şehir bölgesinde Riksgatan Kapısı

Eski Şehir bölgesinde Riksgatan Kapısı

Bir keresinde Stokholm’ün tarihi bölgesinde bulunan bir dükkândan gelen Tarkan melodisi dikkatimi çekmişti. İçeri girerek bize benzeyen genç ve karayağız dükkân sahibine selam verip “Türk müsünüz?” diye sordum. Aldığım cevap ilginçti: “Süryaniyiz, ama Türkçe konuşuyoruz.” İsveç’teki bir tren yolculuğumda da Türk olduğumu öğrenen kızlı erkekli bir grup bana Tarkan’ın şarkılarını mırıldanmışlardı, “oynama şikidim şikidim” gibi…

Hayatımda sadece Stokholm’de rastladığım bir garabetten de bahsedeyim. Toplantı yaptığımız binada kadın ve erkek tuvaletleri müşterek idi! Bir kadının sifon sesi eşliğinde çıktığı tuvalet kabinine bir erkek girebiliyor, bir erkeğin elini yıkadığı lavabonun bitişiğindeki aynada bir kadın makyaj tazeleyebiliyordu. Bunun başka yerde örnekleri var mıydı bilemem, ama insanlar bu durumu hiç yadırgamıyor gibiydiler…

Karlskrona Deniz Müzesi’nde bulunan bu gemi başı süslerinin çoğu 1788-1790 İsveç-Rus Savaşında kullanılmış olan İsveç gemilerinde takılı imiş

Karlskrona Deniz Müzesi’nde bulunan bu gemi başı süslerinin çoğu 1788-1790 İsveç-Rus Savaşında kullanılmış olan İsveç gemilerinde takılı imiş

2001 yılında bir toplantı vesilesiyle gittiğim Ronneby, İsveç’in güneyinde küçük bir kasaba. Ev sahiplerimiz bizi il merkezi konumundaki Karlskrona’ya da götürdüler. Ronneby’nin haritadaki konumuna bakınca Stokholm’den değil, Kopenhag’dan gidip dönmenin daha uygun olacağına karar vermiştim. Kopenhag havaalanından bindiğim tren, Danimarka ile İsveç’i birleştiren yaklaşık 8 kilometre uzunluğundaki Öresund Köprüsü’nden geçti. Yarısı denizin üzerinde, yarısı ise denizin altında tünel şeklinde olan bu köprü iki katlı. Üst katından kara taşıtları, alt katından ise trenler geçiyor.

Bu gemi başı süsü, birlikte fotoğraf çektirdiğimiz Kıbrıslı Rum delegenin kırmızıya boyanmış hali gibi...

Bu gemi başı süsü, birlikte fotoğraf çektirdiğimiz Kıbrıslı Rum delegenin kırmızıya boyanmış hali gibi…

Farklı bir turizm rotası arayanlara hoş bir seyahat imkânı sunan bir ülke İsveç. Kuzey Denizi, Baltık Denizi ve onun uzantısı olan Botni Körfezi boyunca uzanan sahil şeridindeki adalar ile girinti ve çıkıntılar görülmeyi özellikle hak ediyor. Bununla birlikte bizim gibi sıcak iklim insanları için İsveç’in kışı gerçekten zor. O yüzden bahar ya da yaz ayları bu ülkeye yapılacak seyahatler için daha uygun.

17 Yorumlar

  1. Halit Yalçın

    Bana göre yeryüzünde iki tür insan var; olmak isteyenler ve yapmak isteyenler.
    Yaşam için de benzer bir formülasyon kurulabilir; Zoraki yaşayanlar ile keyifle yaşayanlar diye iki kısma ayrılabilir hayat…
    Bu yazılarınızı okuyunca, hayata olan bağlılığınız, yaşama verdiğiniz değer ve insan olarak yaşamaktan aldığınız keyfi göruüyorum…
    Ne mutlu size.
    Rabbim hepimize bunun gibi bir yaşama ve keyif alma heyecanı nasip etsin. Size de uzun bir ömürle hiç dinmeyen bir heyecan ile gezmeyi, görmeyi ve yazmayı nasip etsin.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Sevgili Halit Bey, benimki amatörce bir çaba. Vaktiyle gezmekten aldığım zevki şimdi yazarak ve paylaşarak alıyorum. İnşallah yeniden gezmeye fırsat buluruz. Bu güzel yorum ve temenniler için teşekkür ederim. Selamlar…

      Yanıtla
  2. Mehmet Dönmez

    220.000 ada. Her aileye bir ada düşebilir herhalde. Bizim Kulululardan çok dinledim İsveç’i. Sizin de anlattığınız gibi iş disiplini yüksekmiş ama bizimkiler nasıl ayak uydurdu onu bilmiyorum. Kulu’da İsveç parasıyla yapılmış ev dolu. Çoğu yılın 10 ayı boş ve kapalı. Onun yerine İsveçte yatırım yapsalar daha iyi olurdu.
    Elinize, gönlünüze ve kaleminize sağlık.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Ben teşekkür ederim ilginize. Selamlar…

      Yanıtla
  3. Anonim

    Herzamanki gibi çok beğenerek ve zevkle okudum..
    👏👏👍👍 Ellerine sağlık.. FT

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Çok sağol. Yeni yazılar da sırada, onlara da beklerim 🙏❤🌹

      Yanıtla
  4. Anonim

    Güzel ve ilginç bir yazı olmuş. Tebrikler. Ayrıca da esprili olmuş😀Wasa gemisi ile Nobel konusu da eklenirse bence mükemmel olur👍

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Evet, batık Wasa gemisinin sergilendiği müzeyi gezmiştik, ama bu yazıyı daha genel tuttum, o tür konulara girmedim. Nobel ödülü ise bize uzak olduğu için girmedim. 😊 İlginize teşekkürler 🙏

      Yanıtla
  5. Âlim Barut

    Yine güzel bir tanıtım olmuş. İsveç hakkında bilmediğim birçok şeyi sayende öğrendim.
    Teşekkür ediyorum. Her zaman olduğu gibi Eline, emeğine ve kalemine sağlık dileklerimle…

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Kıymetli abim, çok teşekkür ederim. Selamlar…

      Yanıtla
      • M.T.

        Çok güzel ve enterasan bir yazı olmuş. Dakik olmalarına özenirken, tuvalet konusunu garibime gitti. Biz de bu bilgiler ışığında gider görürüz inşallah. Eline kalemine sağlık.

        Yanıtla
        • GezmeKeyfi

          İnşallah gidip görmek kısmet olur. İlgine teşekkürler…

          Yanıtla
  6. İ.A

    İsveç adaları sayma memuru olup orada yaşamak ister miydim?
    Tabiki hayır. Lanımca bu tür memleketler bizim gibi insanlar için gezip görüp iyi örneklerin alınacağı yerler. Yaşamak için sıkıcı görünüyor. Ya da murdar…

    Kısa ve öz güzel bir anlatım olmuş.
    Elinize sağlık.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Evet, bu kadar kurallı ve disiplinli hayat bize zor :)) Gezelim, görelim ama memleketimize dönelim…

      Yanıtla
      • Anonim

        Onu da yapamıyoruz 🧐

        Yanıtla
        • Islam

          Guzel yazilariniz icin tesekkur ederim, Konya vatandaslarin Isvec’te okadar yogun bir sekilde bulunmasina sasirdim, ilk defa iki ulke iliskilerin bu noktada oldugunu ogrenmis oldum, evet cok guzel bir ulke ama ruhu ile bir Turkiye veya bir Bosna Hersek asla olamaz, lutfen bu yazilar her pazar gunleri gelmeye devam etsin, cok sey ogrenmis oldum 🙏

          Yanıtla
          • GezmeKeyfi

            Sevgili İslam çok teşekkürler bu güzel yorum için. Gelişmişlik seviyelerine bir sözüm yok ama hayatın renkleri konusunda oralar bize pek uymaz. Türkiye’nin de, Bosna’nın da kıymetini bilelim. 🇹🇷🇧🇦❤ İnşallah yeni yazılar gelmeye devam edecek. Saraybosna’ya kucak dolusu selamlar…😍

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.