Özel Dosya

GÜNEY KORE

 

 

Busan'da Birleşmiş Milletler Şehitliği

Busan’da Birleşmiş Milletler Şehitliği

Uzun boylu, esmer yüzlü, kalın parka giymiş bu adamlar geri çekilmeyi reddetmişti. Bazı şahitlerin söylediğine göre subaylardan birkaçı geri çekileceklerini duyduğunda şapkalarını çıkarıp yere vurarak tepkilerini göstermişlerdi.

Theodore Reed FAHRENBACH (This Kind of War, Korea)

29 Mayıs 2021

Resmi programlar vesilesiyle 2006 yılında heyet halinde bir Güney Kore seyahati yaptık. Programlarımızın ağırlıklı kısmı Seul’de idi. Helikopterle günübirlik olarak Busan’a giderek oradaki şehitliği de ziyaret ettik. Zamanımızın çoğunu resmi temaslar doldurduğu için seyahatimizin turistik tarafı bir parça eksik kaldı.

Seul'de geleneksel mimari örneği

Seul’de geleneksel mimari örneği

Bu yüzden Güney Kore hakkındaki bu yazımı bir “gezi rehberi” değil, “özel dosya” olarak kaleme aldım. Yazı aralarına çektiğim fotoğraflardan uygun olanlarını serpiştirerek hem bu ülkenin gözde daha rahat canlanmasını, hem de ziyaretimizi görsel olarak kayıt altına almak istedim.

Seul'ün bir mahallesinin helikopter görüntüsü

Seul’ün bir mahallesinin helikopter görüntüsü

Resmi  adı “Kore Cumhuriyeti” olan Güney Kore, tarihinin ve coğrafyasının zorluklarına rağmen büyük bir başarı öyküsünün kahramanı. 1960’larda başlattığı kalkınma serüveninden yüzünün akıyla çıkıp bugün dünyanın en büyük 12. ekonomisi haline gelmeyi başarmış. “Asya Kaplanları” diye anılan ekonomilerden biri.

Busan'daki Birleşmiş Milletler Şehitliği'nin girişinde...

Busan’daki Birleşmiş Milletler Şehitliği’nin girişinde…

Bu süreçte Koreliler bir taraftan altyapı yatırımlarına ağırlık verirken, diğer taraftan ekonomiyi dışa açıyor ve yabancı sermaye girişini sağlıyorlar. Birtakım koruma tedbirlerini ihmal etmeden liberal bir ekonomik düzen kuruyorlar. Belirli sektörlere teşvik uygulamaları, Ar-Ge faaliyetlerine büyük önem, katma değeri yüksek iş alanlarının geliştirilmesi, dünya piyasalarına açılan öncü şirketlere devlet desteği… Bütün bunları yaparken orta gelir tuzağına düşmekten kaçınıyorlar. Sanayi Devrimi’ni Avrupa’dan en az bir asır sonra, fakat bilgi çağı ile birlikte gerçekleştiriyorlar. 1980’lere kadar Türkiye’nin gerisinde seyreden Kore ekonomisi, bu dönemden itibaren büyük bir atılım yaparak Türkiye’yi solluyor. Kişi başı gelir şimdilerde 40 bin dolar seviyesinde.

Güney Kore hızlı tren teknolojisinde iyi olan ülkelerden...

Güney Kore hızlı tren teknolojisinde iyi olan ülkelerden…

Oysa bu küçük ülkenin doğal kaynakları yok. Türkiye’nin 5 katına yakın bir nüfus yoğunluğu ile baş etmek zorundalar. Bir başka ifadeyle nüfus çok, toprak az. Üstelik zor bir coğrafyada bulunuyorlar. Dikkatimi çeken şeylerden biri, karayolu ve demiryollarını inşa ederken bu zor coğrafyaya uyum sağlamakla uğraşmamışlar. Güzergâhı mümkün mertebe doğrusal çizip, karşılarına çıkan engelleri tünel, köprü ve viyadükle aşmışlar.

Han Nehri Seul'ün ortasından geçiyor

Han Nehri Seul’ün ortasından geçiyor

Ülkenin dünyayla tek kara bağlantısı düşman kardeş, yani Kuzey Kore ile. Denizden komşuları olan Çin ve Japonya ile geçmişteki ilişkilerinin her zaman dostça yürümediğini de hatırlatmam lazım. Japonya 1910’da işgal ettiği Kore’yi 1945’e kadar elinde tutuyor. Japonya’dan bağımsızlıklarını alıyorlar ama bu defa da ülke ikiye bölünüyor. Çin ve Sovyetler Birliği Kuzey Kore’yi, ABD, BM ve diğer Batılı güçler ise Güney Kore’yi destekleyerek Kore Savaşı’nı yaşatıyorlar bu millete.

Şehitlikten bir görünüm...

Şehitlikten bir görünüm…

1950-1953 yılları arasında süren bu savaşa Türkiye de 21.963 askerle katılıyor. “Dünyanın öbür ucundaki bir savaşta bizim ne işimiz vardı” sorusu gayet haklı olarak bugün dahi soruluyor. O günkü şartlarda önemli görülen iki ana sebepten bahsedilebilir: Birincisi Batı Bloku’ndaki yerimizi pekiştirmek, ikincisi bizi o güne kadar bir türlü üyeliğe kabul etmeyen NATO’ya üye olabilmek. Nitekim Türkiye’nin NATO üyeliği 1952’de, henüz savaş devam ederken gerçekleşiyor.

Mezar taşlarında şehitlerin adları yazılı. Hepsinin ortak adı "Mehmetçik"...

Mezar taşlarında şehitlerin adları yazılı. Hepsinin ortak adı “Mehmetçik”…

Kaynaklarda farklı rakamlar zikredilse de, Silahlı Kuvvetlerimizin verilerine göre Kore Savaşı’nda 723 askerimiz şehit oluyor. Yaralıların sayısı 2.176, kayıp olanlar ise 166 kişi.  Başkalarının toprağında, başkalarının hesabına savaşmak Türk askerine ne kadar yakıştı, kazancımız kaybettiğimiz canlara, çekilen acılara değdi mi, tartışılır. Tabii ki şehitlerimiz ve hayata veda eden gazilerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Şehir içinde yer yer bu tür mimariye rastlanıyor

Şehir içinde yer yer bu tür mimariye rastlanıyor

Türkiye’nin bu savaşta Güney Kore’ye verdiği destek Koreliler tarafından büyük bir minnetle hatırlanıyor. Özellikle belli bir yaşın üstündeki Koreliler bugün dahi Türklere karşı büyük sevgi ve sempati duyuyorlar.

Kore'nin kalkınma sınavı...

Kore’nin kalkınma sınavı…

2002 yılında Güney Kore’nin Daegu kentinde oynanan Dünya Kupası maçında Milli Takımımızın Güney Kore’yi 3-2 yenerek dünya üçüncüsü olduğu maça dair görüntüler hatırlanmaya değer. Kore tribünündeki Türk bayrakları, Türkiye lehine pankartlar ve nihayet maçın sonunda iki takım oyuncularının stadı el ele terk etmeleri, işte bu sevgi ve sempatinin bir sonucu idi.

Ziyaret ettiğimiz bir tesiste bahçe düzeni ve çalışanlar

Ziyaret ettiğimiz bir tesiste bahçe düzeni ve çalışanlar

Seul’deki temaslarımız sırasında Kore’nin yakaladığı gelişmişlik seviyesini gösteren bazı tesis ve merkezlere ziyaretlerimiz oldu. Bunlardan birinde yapay zekâ teknolojisi kullanılarak neler yapılabildiğinin ipuçları veriliyordu. Koreliler burada kurdukları düzenin adını İngilizce “ubiquitous society” koymuşlardı. İlk defa duyduğumuz “ubiquitous”un Türkçe’de “her yerde hazır ve nâzır” demek olduğunu bu vesileyle öğrendik. Yani yapay zekâ teknolojisi hayatın her aşamasında kullanılacak demek istiyorlardı. Bunu sergiledikleri örnekler ise gerçekten ilginç idi.

Yine yeşillendi Seul bağları...

Yine yeşillendi Seul bağları…

Örneğin sabah kalktığınızda evinizdeki ekranlar sizinle konuşarak hava ve yol durumunu söylüyor, gardırobunuzdaki temiz ve ütülü kıyafetleri tanıyarak size o gün ne giyeceğinize dair görüntülü alternatifler sunuyor, bir robot istediğiniz içeceği getiriyordu. Marketteki sistem tepeleme dolu market arabasını hiç boşaltmadan, yani ürünlerin barkodunu tek tek okutmadan hepsini toptan okuyor ve parasını alıyordu. İş ortamında da benzer birçok kolaylık sağlanıyordu. Bu örnekler bugün için fazla sıradan gelebilir, lakin 15 yıl öncesinden bahsediyorum. Etkilenmedik dersem yalan olur.

Kore'deki yapılaşmanın bir örneği

Kore’deki yapılaşmanın bir örneği

Güney Kore’nin şehircilik ve yapı stoku anlamında iyi bir örnek oluşturduğunu söyleyemeyiz. Betonun hâkim olduğu bir yapılaşma göze çarpıyor. Esasen kalkınma ve gelişme denilen süreç, kültür ve estetikten kopmadığı zaman daha olumlu neticeler elde ediliyor. Bunun için dönüşüm ve değişimin zamana yayılması, sindirilip özümsenmesi, toplumsal kırılmalara sebep olmadan gerçekleşmesi lazım. Çok kısa sürelere sıkıştırılmış kalkınma hamleleri, toplumun hazmetme kapasitesini zorladığı gibi, estetik kaygıların, çevre ve kültür gibi hassasiyetlerin bir kenara itilmesine yol açabiliyor.

İlginç geometriye sahip bir bina...

İlginç geometriye sahip bir bina…

Böyle hızlı dönüşümleri Türkiye’de hep yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Sonuçlarına da toplum olarak katlanıyoruz. İşte Güney Kore de kalkınma anlamında müthiş bir başarı hikâyesi yazmış ama ülkenin genel görünümünün ideal olduğunu söyleyemeyiz. Bu açıdan bir mukayese yapmamız gerekirse Güney Kore yine de Türkiye’den bir gömlek daha iyi. Fakat Avrupa’daki asırların imbiğinden geçerek bugüne taşınan kentlerin görüntüsü bizde olmadığı gibi Kore’de de yok.

Yine geleneksel mimari...

Yine geleneksel mimari…

Lakin Koreliler bu dönüşümü geleneklerinden fazla uzaklaşmadan başarmışlar. Birbirlerine gösterdikleri saygı ve hoşgörü, ahlaki değerlere ve kurallara bağlılık, kültürel değerlerin korunması anlamında gıpta edilecek bir durumdalar. Üstelik sorumluluk sahibi ve fazlasıyla çalışkanlar.

Birleşmiş Milletler Şehitliği oldukça bakımlı

Birleşmiş Milletler Şehitliği oldukça bakımlı

Programımızın en anlamlı, bir o kadar da hüzünlü faslını Busan’da yaşadık. “Pusan” diye de telaffuz edilen Busan, ülkenin güneydoğusunda, denize komşu bir şehir. Burasını bizim için özel kılan sebep, Birleşmiş Milletler Şehitliği içerisinde yer alan Türk Şehitliği idi.

Türk Şehitliği

Türk Şehitliği

Birleşmiş Milletler Şehitliği’nde BM safında Kore Savaşı’na katılmış ülkelerin her birine tahsis edilmiş parseller var. Şehitlik son derece tertipli ve bakımlı. Girişteki binada savaşın hatırası olan bazı resimler ve eşyalar sergileniyor. Bizim ziyaretimizden sonra şehitlikte yatan bütün askerlerin isimlerinin bulunduğu bir de Anı Duvarı inşa edilmiş.

Koreli çiçekçi bayrağımızı ancak bu kadar yapabilmiş...

Koreli çiçekçi bayrağımızı ancak bu kadar yapabilmiş…

Hayatını kaybeden Mehmetçiklerden 462’sinin mezarı bu şehitlikte bulunuyor. Mezar taşlarında şehitlerin adları ve diğer bilgiler bulunuyor. Okudukça, aralarından geçtikçe insanı hüzne boğan bir manzara bu.

Savaş hatırası fotoğrafların sergilendiği bölüm

Savaş hatırası fotoğrafların sergilendiği bölüm

Son söz olmak üzere, Kore Savaşı’na dair değerlendirmemi mahfuz tutarak, memleketinden binlerce kilometre ötede, daha kimin, neyin savaşı olduğunu bilemeyecek yaşta iken gömüldükleri topraklarda bugün bayrağımızı dalgalandıran o gencecik fidanlara Allah’tan bir kez daha rahmet diliyorum.

Türk Şehitliği

Türk Şehitliği

16 Yorumlar

  1. Halit Yalçın

    Elinize yüreğinize sağlık. Çok güzel hülasa etmişsiniz.
    Kore Savaşı ile ilgili, biraz anakronik de olsa endişelerimiz benzer. Lakin geçen geçmiş ve geri getirmek imkansız.
    Hakkari’de tanıdığım bir Kore Gazisi vardı. Allah rahmet etsin, bir kaç yıl önce vefat etti. Lakin çok uzun bir hikayesini yazmamı hakkatmekle beraber, onunla ilgili bir kaç cümle de burada olsun isterim.
    Adı Faris Kaçmaz idi. Karayağız bir adamdı. Evi Yukarı Otluca’nın 10-12 km yukarısında bir dağın başında idi. Onun köy olarak kullandığı yere diğer köylüler ve çevre köyler ancak yayla olarak kullanabiliyordu. Çocukluğum oralarda geçiyordu, ve onların kurttan, ayıdan ve diğer yırtıcı hayvanların yanısıra en azından cin, cadı ve devlerden nasıl korunduklarını, bu canavarlardan korkmadıklarını çok merak ederdim.
    Bazen çobana veya koyun sağan bêrîvan teyzelere sorardım; bunlar bu dağın başında tek bir ev nasıl korkmuyorlar diye.
    Hep aynı cevabı alırdım; Farisê Rustê (meğer babasının ismi Rüstem imiş) çûye şerê Korayè. Ew na tirsît.” Yani;” Faris Kore Savaşına katılmış. O korkmaz.”
    Gerçekten de öyle bir insandı, korkusuzdu.
    Allah ona rahmet etsin.
    Sizinde kakeminize kuvvet, ömrünüze bereket versin.
    Selam ve muhabbetle

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Gerçekten de Kore Savaşı’na dair kaynaklar Türk askerinin onca zor “deplasman” şartlarına rağmen kahramanca mücadele ettiğini söylüyor. Dolayısıyla bizim askerimiz için Kore’ye gitmiş olmak kahramanlığı ve korkusuzluğu ispat anlamı taşır. Hakkari’de bir Kore gazisi de ben tanımıştım: Yusuf Kaya. Madalyasını takıp bayram törenlerine vs katılırdı. Evinde ziyaret de etmiştim. Allah’tan yaşayanlara uzun ömür, ölenlere rahmet dilerim. Size de bu kapsamlı değerlendirme için teşekkür ederim. Selamlar…

      Yanıtla
  2. Ali HASETCI

    Kıymetli Agabeyim
    Yaklaşık aynı ülke ve şehirlerde bulunmuşuz.Sayenizde gidip goremedigim yerleri gormeyi sayenizde tamamlıyorum.Tesekkurler

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Ben teşekkür ederim alakanız için. Allah yeni yerler görmeyi de nasip etsin.

      Yanıtla
  3. Ali ÇINAR

    Sayın Valim, yazdığınız yazılar ve gösterdiğiniz fotoğraflarla, bu Pandemi sürecinde oturduğumuz yerden adeta gittiğiniz yerleri bize gezdirdiniz. Sayenizde bilgilendik, elinize sağlık.
    Selam eder, sıhhat ve afiyet dilerim.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Kıymetli Valim, yazılarım böyle bir his uyandırmışsa ne mutlu bana. Pandemi sürecinin yazmayı ve okumayı teşvik etmek gibi bir faydası olduğunu kabul etmemiz lazım galiba.😊 İlginize teşekkürler…

      Yanıtla
      • M.T

        Sayın valim çok güzel bir yazı olmuş. Beni de alıp oralara götürdünüz. Bir kaç kez de benim de Korenin çeşitli şehirlerinde bulunma fırsatım oldu. Özellikle şehitlik çok etkiledi. Bir seferinde bir aile yanında da kaldık ve yemekleri hariç bize benzer bir çok özellikleri dikkatimi çekti. Çok lüks bir otelde yer yatağı da bize benziyordu. Çok güzel özetlemişiniz. Elinize gönünüze kaleminize sağlık. Yeni yazılarınızı bekliyoruz.

        Yanıtla
        • GezmeKeyfi

          Ben görme imkanı bulamadım ama anlaşılan o ki kültürel bakımdan, özellikle aile içi ilişkiler yönünden bize benzer tarafları var. Yemekler gerçekten çok farklı. Alışmak zaman alır. Onu da tekrar gidersek düşünürüz. 😊 Güzel yorum için teşekkürler. 🙏

          Yanıtla
  4. Anonim

    Sayın valim, ellerinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Birkaç kez de ben Kore’ye gitmiştim. Amcam Kore gazisiydi bunu bir uzmana söylemiştim. Resim ve hatıra eşyaları göstermiştim Ankara’da Kore büyükelçiliği benimle özel ilgilendi ve Kore’ye bildirmişler orda da bir kahraman gibi el üstünde tuttular .
    Selam ve saygılarımla. .

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Kore’ye birkaç sefer gitmek güzel olsa gerek. Bizim gezimizin turistik boyutu eksik kaldı maalesef. Onu tamamlamak için tekrar gitmek lazım 😊. İlginize teşekkürler…

      Yanıtla
  5. İ.A.

    Yine güzel bir özet olmuş.
    Okurken aklıma şu soru geldi. “Acaba Korenin bu hızlı kalkınmadıda Japonya işgalinin ve bu ülkeye bıraktıklarının pozitif bir etkisi olmuş mudur?”
    Şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Her tecrübenin faydası vardır mutlaka, ama Japon işgalini Koreliler acı bir tecrübe olarak hatırlıyorlar. Japonlar hakkında bugün de pek olumlu düşünmediklerini müşahede ettim. Japon mallarını da pek beğenmiyorlar.

      Yanıtla
  6. Mehmet Dönmez

    Sayın Valim.
    Bu yazınızı da ilgi ve merakla okudum.
    Anlatımınız çok güzel. Gönlünüze ve elinize sağlık.
    Güney Kore’nin kalkınma hamlesi gerçekten ilginç. Şehirleşme pek iyi değil gibi ama, yine de bizden daha düzenli görünüyor. Peyzaj ise göründüğü kadarıyla harika.
    BM savaşı için oraya asker gönderme belki Uluslararası ilişkilerin bir gereği, ama daha önemlisi Çin ve Rusya gibi diktatörlüklere karşı bence doğru bir karar. O savaş olmasaydı bugün Güney Kore de kuzeydekinin uzantısı Marksist bir diktatörlük olurdu. Özgür ve başarılı bir ülke olmaları insanlık için bir kazançtır bence.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Değerli Abim, ilginiz ve güzel yorumunuz için teşekkür ederim. 70 yıl öncesinin şartlarını bugün tam hissedemiyoruz doğal olarak. Uluslararası ilişkiler proaktif olmayı da gerektirebilir şüphesiz. Ama ihtilafın yaşandığı coğrafya yerkürenin taa öbür yüzünde. Ayrıca büyük güçlerin mücadele sahnesi. Filler ve çimen meselesi. Buna bizim dahil olup onca Mehmetçiği şehit vermemize itiraz ettim.

      Yanıtla
  7. Âlim Barut

    Bilmediğim çok şeyi sayende öğrendim.
    her zamanki gibi güzel bir yazı olmuş.
    Eline, emeğine ve kalemine sağlık….

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Ben teşekkür ederim Kıymetli Abim. Selamlarımla…

      Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.