Hırvatistan Gezi Rehberi

PRİMOŞTEN (PRIMOŠTEN)

 

 

Primoşten'in bulunduğu coğrafya tam anlamıyla bir tabiat harikası...

Primoşten’in bulunduğu coğrafya tam anlamıyla bir tabiat harikası…

18 Ağustos 2024

Sabah Trogir’i gezdiğimiz günün öğleden sonrasını Primoşten’e ayırdık. Şehre girmeden önce birkaç kilometre mesafedeki Gaj Tepesi’ne çıktık. Bu tepeden hem Primoşten şehrinin, hem de bölgenin tamamının panoramik olarak seyredilmesi mümkün. Denizle karanın iç içe geçtiği, irili ufaklı çok sayıda ada ve yarımadanın bulunduğu, koylarında yatların demirlediği enfes bir coğrafya burası. Antalya’daki Kekova bölgesinin ikiz kardeşi adeta.

Heykelde Hz. Meryem ve Hz. İsa'nın yüzleri simsiyah tasvir edilmiş

Heykelde Hz. Meryem ve Hz. İsa’nın yüzleri simsiyah tasvir edilmiş

Tepeye inşa edilen ve 2017 yılında açılan Loretolu Leydimiz (Hz. Meryem) Anıtı yüzünü Primoşten’e dönerek bu şehri koruması altına almış. 17,5 metre yüksekliğindeki anıtta Hz. Meryem’i ve bebek Hz. İsa’yı temsil eden siyaha boyalı birer yüz yer alıyor. Bu anıtın inşa edilmesinin arka planında bir Hıristiyan efsanesi yatıyor. Efsaneye göre Filistin Müslümanların eline geçtiğinde Hz. Meryem’in Nasıra’daki evi melekler tarafından önce Hırvatistan topraklarına, sonra da İtalya’nın Loreto kentine taşınmış. Adriyatik denizinin karşı yakasında, Primoşten’in tam karşısında bulunan Loreto’ya ait bu efsane, söz konusu anıt sayesinde bugün Primoşten’in turizmine de katkı sağlar hale gelmiş.

Primoşten'in balıkçısı

Primoşten’in balıkçısı

Primoşten küçük bir balıkçı kasabası. Sahile şirin kedisiyle birlikte kondurulan Balıkçı Heykeli kasabanın bu yönünü simgeliyor.

Eski Şehir'in kurulduğu bu adacık sonradan anakaraya bağlanmış

Eski Şehir’in kurulduğu bu adacık sonradan anakaraya bağlanmış

Eski Şehir bölgesi bir adacığa kurulmuş. Çeşitli kaynaklara göre halkın bu minik adacığa sıkışma sebebi Türk akınlardan korkmaları imiş. Önceleri anakarayla irtibatını tehlike anında kaldırılabilen bir ahşap köprü ile sağlıyorlarmış. Zamanla Türk tehlikesinin geçtiğine kanaat getirmişler ve adayı dolgu ile anakaraya bağlamışlar.

Primoşten'in tarihi sokakları

Primoşten’in tarihi sokakları

Biz mayıs ayının ortalarında gittiğimiz için Hırvatistan’ın diğer turistik kentlerinde yaz hareketliliği çoktan başlamıştı. Gruplar halinde ya da münferit çok fazla ziyaretçi sokakları şenlendiriyordu. Oysa bir turizm beldesi olarak Primoşten fazlasıyla sakindi. Ortalıkta sadece turistlerden değil, yerli halktan da fazla kimse görünmüyordu. Bazı sokaklarda in cin top oynuyordu. Civarda çok sayıda güzel plaj var, fakat deniz mevsimi başlamadığı için plajlar da sakindi.

Eski Şehir Kapısı

Eski Şehir Kapısı

Şehir surlarının sağlam kalan bölümü üzerinde bulunan Eski Şehir Kapısı’ndan giriş yaptıktan sonra karşınıza çıkan bu bölge daha ziyade ev ve küçük dükkânlardan oluşuyor. Özellikle denize nazır bölgelerde çok sayıda kafe ve restoran faaliyette. Lakin Primoşten’in Eski Şehir bölgesi diğer tarihi kentlerdekinin aksine çok fazla simge yapıya sahip değil. Bu yüzden belirli noktaları hedefleyerek gezmek yerine sokaklarında rastgele dolaşmaya daha müsait. Sorun şu ki tarihi bölgedeki sokaklardan birçoğunun zemini yenilenmiş, oldukça düzgün taşlarla kaplanmış. Böylece tarihi doku yok edilmiş, sokaklara modern bir görünüm hâkim olmuş. Tarih ve kültür turizmi yapan ziyaretçilerin en son görmek isteyeceği manzara.

Aziz Juraj Kilisesi

Aziz Juraj Kilisesi

Primoşten’in en önemli simge yapısı Aziz Juraj (St. George) Kilisesi. Adanın en yüksek tepesine inşa edilen kilisenin ilk yapımı 15. yüzyıla kadar gidiyor. Bitişiğindeki kare tabanlı çan kulesi ile birlikte her yerden görülebiliyor. Dışı da içi de sade bir görünüme sahip. Restore edildiği yılların etkisiyle içeride Barok esintiler egemen. Biz girdiğimizde içeride bir rahibe kızlı erkekli bir öğrenci grubuna ders veriyordu. Ders bitip öğrenciler çıktığında rahibe ile sohbet etme imkânımız oldu. Genç öğrenciler kısa süre sonraki bir dini gün etkinliğine hazırlanıyorlarmış.

Kilisenin bahçesi mezarlık olarak kullanılıyor

Kilisenin bahçesi mezarlık olarak kullanılıyor

Kilisenin dört bir yanı mezarlık haline getirilmiş. Gösterişlisinden sadesine çok sayıda mezar görülüyor etrafta. Başta din adamlarına ve kiliseye yardım edenlere ait olduğunu düşünmüştük. Rahibeye sorduk, bunların ada halkına ait sıradan mezarlar olduğunu söyledi.

Primoşten'den sevgilerle...

Primoşten’den sevgilerle…

Bütün bu anlatımlarımdan Primoşten’e dair şöyle bir özet tablo çıkıyor: Şehrin kurulduğu coğrafya olağanüstü doğal güzelliğe sahip. Coğrafyanın cazibesini özellikle drone çekimleri ile en güzel bir şekilde temaşa etmek mümkün. Bölgenin girintili çıkıntılı karakteri başta yat ve yelken olmak üzere deniz sporlarına merakı olanlar için biçilmiş kaftan. Birçok yerde denize girilebilecek harika plajlar var. Tarihi bölge ise bir-iki saatte dolaşılabilecek küçük bir adadan ibaret. Primoşten’e gelmeyi düşünenlerin bu bilgilere göre önceliklerini belirlemelerinde fayda var.

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir