Bizim şehirler

MUŞ

 

 

Puslu havada Muş Ovası

Puslu havada Muş Ovası

Açıldı laleler güller

Uzar gider Muş Ovası,

Güzeller kol kola girmiş

Gezer gider Muş Ovası.

MUŞ TÜRKÜSÜ

6 Nisan 2025

Demiryolu ile birlikte batıdan doğuya uzanan, göz alabildiğine geniş bir ova. İlk bakışta her Allah’ın kuluna ‘burada ne güzel tarım yapılır’ hissini ilham ediyor. Sonradan anlıyorsunuz ki mevsimi gelip de adam boyuna ulaşan karlar eriyince bastığınız yerden su fışkırıyor, suyla birlikte envaiçeşit otlar sökün ediyor. Bazı bölgeler topraktan fışkıran hüdayinabit lalelerle tam bir lalezar’a dönüşüyor. Ekin ekmenin ise imkânı yok. Lakin buna hayıflanmak yersiz, çünkü en önemli geçim kapısı hayvancılık ve hayvanlara ot lazım.

Ova baharda lale bahçesine dönüyor

Ova baharda lale bahçesine dönüyor

Demiryolu hattı üzerinde dümdüz bir zemine inşa edilmiş tüneller garibime gitmişti ilk gördüğümde. Kış mevsimi en şedit yüzünü gösterince bu tünellerin sebeb-i hikmetini anlamak zor olmadı. Bazı bölgelere düşen yoğun kar tipiyle birleşince trenleri çalışır halde tutmak için düz yola tünel yapmaktan başka çare kalmıyor gerçekten. Şehir merkezindeki caddelerde her yağıştan sonra belediyenin yol kenarına kürediği karlar da birikip buzlaşınca bir türlü erimiyor, bahar sonuna kadar yolu daraltmaya devam ediyor. Tabii bu durum 30 yıl öncesinin manzarası. Sonradan Sultan Alpaslan’ın adını taşıyan iki barajın faaliyete geçmesiyle iklim yumuşadı, kış şartları hafifledi, karla mücadele kolaylaştı.

Tarihi Alaaddin Bey Camii

Tarihi Alaaddin Bey Camii

İlk intiba umumiyetle ova manzarası içerse de aslında “burası Muş’tur, yolu yokuştur”. Türkünün Muş’a mı yoksa Kaf Dağı’nın ardındaki bir başka beldeye mi ait olduğu tartışması bir yana, bu mısraın çağrıştırdığı üzere Muş bir yamaca yaslanır. Yamacın başladığı yerde Selçuklu’dan miras Ulu Camii, Hacı Şeref Camii, Alaaddin Bey Camii ve civardaki geleneksel çarşı selamlar sizi. Satılan onca şeyin içinde kalitesine göre ayrılmış, çuvallar içinde Muş tütünü dikkat çeker. Evlerin bittiği yerden biraz daha yukarıda bağ evleri var ki yeşilin içinden aşağıda uzanan uçsuz bucaksız ovayı temaşa etmenin keyfini sunar insana.

Eski şehirde işyerine çevrilen konak

Eski şehirde işyerine çevrilen konak

Tabii ki eski Muş’tan bahsediyorum. Yeni Muş çoğu şehirde olduğu gibi her geçen gün biraz daha düzlüklere yayılıyor. Düzlükte yaşamak daha kolay geliyor günümüz insanına. Eskinin engebeli hayatları köhneyen binalar ve gittikçe daha da bakımsızlaşan sokaklarla birlikte geçmişte kalmaya mahkûm.

Malazgirt Kalesi'nin içinden bir görünüm

Malazgirt Kalesi’nin içinden bir görünüm

Anadolu’nun kapısı Malazgirt’in Muş’a bağlı bir ilçe olduğundan insanımızın çoğunluğu bihaberdir. Her ne kadar Malazgirt zaferinin kutlama etkinlikleri her yıl bu ilçemizde yapılsa da Malazgirt Savaşı’nın yaşandığı ova hem Muş hem de Bitlis illerinin sınırlarındadır. Şimdilerde Muşlular ile Bitlisliler arasında yaşanan tatlı rekabet o günlere kadar gidiyordur belki de, kim bilir…

Envaiçeşit Muş tütünü

Envaiçeşit Muş tütünü

Bir şark vilayeti olarak Muş’un bunca etnik ve mezhebi çeşitliliği bünyesinde barındırdığını bilenler de azdır: Kürtler ve Zazalardan başka Terekeme, Ahıska ve Azerbaycan Türkleri, Çerkezler, Bıdri aşiretine mensup Araplar; Sünniler ve Aleviler…

Valilik bahçesinde fotoğrafladığım Atatürk heykeli kış şartları hakkında yeterince fikir veriyor sanırım...

Valilik bahçesinde fotoğrafladığım Atatürk heykeli kış şartları hakkında yeterince fikir veriyor sanırım…

Gençlik çağlarımın dört koca yılını geçirdiğim bu vilayet, o yıllarda tarihinin en karanlık dönemlerinden birini yaşıyordu. Bir yanda azmış ve bir türlü dizginlenemeyen terör, diğer yanda devlet adına yapılan yanlışlar. Böylece insanı kahreden, çare bulmaktan aciz bırakan bir ortam. Puslu, kapkaranlık 90’lı yıllar.

Eski Muş'ta Hacı Şeref Camii

Eski Muş’ta Hacı Şeref Camii

Bulanık ilçesine tayin haberini İngiltere’de iken almış, en az iki yıllık rahatlık dönemi böylece nihayete ermiş, sorumluluk sırtıma bir anda yüklenmişti. Ömründe Kayseri’nin doğusuna geçmemiş, bu çapta geri kalmışlık ve terörle tanışmamış benim için büyük bir şok hali idi bu. Sivil uçuşlara o günlerde henüz açılan askeri havaalanına iner inmez gördüğümüz elleri tetikte askerlerin yoğunluğu ürkütücü bir başlangıç oldu Muş’taki hayatımıza.

Baharda canlanan tabiat ve koyun sürüsü

Baharda canlanan tabiat ve koyun sürüsü

Bulanık’ta geçirdiğim iki yıl hayati riskleri de ihtiva eden terör olayları ve terörle mücadelenin gölgesinde geçti. Güvenlik personeli ya sürgün ya kırgın; sayı, nitelik ve ekipman bakımından son derece yetersiz idi. Bu şartlarda yürütülen terörle mücadele kör topal olmaya mahkumdu. Alışmaya çalışırken terörün en gerçek yüzünü gördüm. Az kalsın bir roketle postu deldirecek kadar gerçek. Muş il merkezinde görev yaptığım sonraki iki yıl sorunlar değişmedi, fakat benim teröre dair sorumluluğum azaldı. Geri kalmışlık ise hiç bitecek gibi değildi. Ve bu gerçekle geçti upuzun dört yıl. Sonrasında ben başka limanlara yelken açsam da o gerçek orada yaşanmaya devam etti.

143 m uzunluğa sahip Murat Köprüsü'nün restore edilmeden önceki hali

143 m uzunluğa sahip Murat Köprüsü’nün restore edilmeden önceki hali

Bölgenin terörle kirlenmesinin en vahim sonuçlarından biri bölge insanının başka şehirlere göç etmesi oldu. Çoluk çocuğunun geleceğinden endişe eden birçok aile özellikle 90’lı yıllarda elde avuçta olanı yok pahasına elden çıkararak batıdaki şehirleri yurt tuttular. Böylece hem buraların sosyolojisi bozuldu, hem oraların. Buradaki kurulu düzenini geride bırakanlar oralarda Züğürt Ağa misali geçim derdine düştüler, sığındıkları gettolarda yaşam mücadelesi içine girdiler. İşin garibi terörden kaçan bu insanlar o günlerin sisli dumanlı havasında gittikleri yerlerde terörist damgası yediler. Toplumdan dışlananlar, evleri, arabaları taşlananlar oldu.

Lalezar ziyaretçilerle daha da güzel...

Lalezar ziyaretçilerle daha da güzel…

Yıllar sonra resmi gereklerle birkaç kere daha Muş’a gittim. Eski mahallelerde neler değişti görme fırsatım olmadı. Buna mukabil Türkiye’nin diğer kentlerinin başına ne geldiyse bu kentin vitrinindeki ana caddeler ile yeni kurulan semtlerinin başına da o gelmiş. Muş’ta olduğunuzu bilmeseniz nerede olduğunuzu fısıldayan bir ipucu bulmanız imkânsız. Sorsanız alacağınız cevap “modern kentleşme” olur. Öyle olsun.

Bu gidişlerimin en güzel yanı eski dostlarla bir kez daha kucaklaşmak, hasbihal etmek, geçmiş günleri yâd etmek idi. Bugün de geçmişte yaşadığım bütün zorluklara inat, kurduğum güzel dostluklarla avunuyorum, aradan geçen 30 yılın eskitemediği, silip yok edemediği…

1 Yorum

  1. Tahsin Varol

    30 yıl önce 1994 -1995egitim öğretim yılında öğretmenlik yaptığım Mus’a götürdünüz beni .

    Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir