Sırbistan Gezi Rehberi
Beyaz Şehrin ülkesi…
SIRBİSTAN
5 Eylül 2020
Güncelleme: 15 Eylül 2024
Türklerin Malazgirt’le birlikte Anadolu topraklarına girişlerinin üzerinden henüz bin yıl bile geçmemişken, kurup yıktığımız –bir kısmı bize, bir kısmı ise başkalarına ait– devletlerin, beyliklerin, prensliklerin sayısını düşününce, bu sürenin aslında ne kadar uzun olduğu ortaya çıkıyor. Dahası, henüz bin yılımızı dahi doldurmadığımız bu toprakları sanki kadimden beri sakinleriymişiz gibi sahiplenmemiz ve öz yurdumuz saymamıza bakılırsa, insanlık tarihi için kısa sayılabilecek bin yıllık bir dönemin, bir toplum ve bir coğrafyanın serencamı bakımından ne kadar önemli bir süre olduğu anlaşılıyor.
Belgrad’da Kalemegdan ve Sahat Kula
Bugün Sırbistan topraklarının yer aldığı coğrafya I. Kosova Savaşı neticesinde 1389’da Osmanlı yönetimi altına giriyor. Böylece 5 asırlık Osmanlı egemenliği başlıyor. Bir başka deyişle Anadolu topraklarındaki serüvenimizin yarısı kadar bir süreyi bu coğrafyada geçirmişiz. Tarih kitaplarında anlatılan olayları peş peşe sıraladığımızda bunun hiç de küçümsenecek bir zaman dilimi olmadığı anlaşılacaktır. Biz şapkamızı alıp çekildikten sonra bile o topraklar öylesine büyük olaylar yaşadı ki, bugün bile etkileri en sıcak haliyle hissediliyor.
Novi Sad’da Meryem’in Kutsal Adı Katedrali
Hal böyle olunca genelde Balkanlar, özelde ise Sırbistan’dan bahsederken bölgenin 5 asrına damgasını vurmuş bir millet olarak bizim tarihimizden, kültürümüzden, medeniyetimizden ve de hissiyatımızdan azade bir anlatımın söz konusu olması beklenemez.
Yeni Pazar’daki Leylek Camii
II. Dünya Savaşı sonrasında kurulan Yugoslavya çok toplumlu ve çok dinli bir federasyon olmakla birlikte, ana unsuru ve en güçlü etnisitesi Sırplar idi. Kendisini “Bağlantısızlar” grubu içerisinde tanımlamakla birlikte devletin sosyalist kimliği, Doğu Bloku’ndaki çözülmenin akabinde Yugoslavya’nın da 1992’den itibaren dağılmasını beraberinde getirdi. 7 ayrı devlete bölünen Yugoslavya’nın başkenti Belgrad Sırbistan’da kaldı.
Belgrad Kalesi’nin Kral Kapısı ve Victor Anıtı
Sırpların bağımsızlık hareketlerini kabullenemeyişi, daha doğru bir ifadeyle “hazmedemeyişi” neticesinde yaşanan insanlık dışı olaylar bugün herkesin hafızalarında tazeliğini koruyor. Balkanlar’a yapılan seyahatlerde, bölgenin tamamında olmasa da (Hırvatistan, Slovenya gibi) büyük bir bölümünde (Bosna Hersek, Kosova gibi) yaşanan bütün bu trajedilerin izlerini görme imkânı oluyor. Konu Balkanlar olunca “tarih”ten bağımsız bir gezi yazısı yazmak mümkün olmuyor. Yine de tarih faslını burada kesip güncele geçelim.
Belgrad’ın alışveriş bölgesi Kneza Mihaela Caddesi
Sırbistan Balkanların önemli bir kavşak noktasında bulunuyor. Türkiye’yi Avrupa’nın diğer bölgelerine bağlayan önemli bir hat Sırbistan topraklarından geçiyor. Bu sebeple Sırbistan’daki ana güzergâhlarda seyahat eden tırların büyük bölümü bizim şirketlerin Avrupa ülkeleri ile Türkiye arasında taşımacılık yapan araçları. Sürekli Türk şirket adlarını okuyarak ilerliyorsunuz kısacası.
Novi Sad’da insanların sosyalleşme yeri Tuna (Dunavska) Caddesi
Otoyol üzerinde birkaç yerde kocaman tabelâları ile Bayburt Tesisleri dikkat çekiyor. Bayburtlu bir şahsın açtığı bu tesislerde mescit, helâl gıda, Türk yemekleri gibi ikramlar var. Farklı zamanlarda yaptığımız yolculuklar sırasında bu tesislerde üç kere mola verdik, lakin üçünde de pişman olduk. Temizlik, tertip, düzen, kısacası her yönden bakımsızlık ve ilgisizlik akıyordu. Son seyahatimizde lisan-ı münasiple yaptığımız uyarılara görevlinin verdiği cevaplardan anladık ki durumu düzeltmeye niyetleri yok, adeta pislik içerisinde yaşamaya yeminliler. Bu vesileyle başta dönerciler olmak üzere Avrupa şehirlerinde hizmet veren Türklere ait tesislerin çoğunun acıklı halini hatırladık. Yanı başında faaliyet gösteren başka mekânların tertip ve düzenini örnek alacağına, kendi alıştığı pislik ve düzensizliği normal sayıp sürdürmekte beis görmeyen işletmecileri de.
Aziz Sava Katedrali’nin içi
Balkanlarda Müslümanların daha yoğun bulunduğu yerlere nazaran Sırbistan’da pek fazla Türk yatırımına rastlanmıyor. Bazı Türk firmalarının tabelalarına orada burada denk gelseniz bile, başta Bosna Hersek olmak üzere diğer bazı ülkelere kıyasla bu sayının azlığı dikkat çekiyor. Bunda yakın tarihin zihinlerde oluşturduğu olumsuz imaj mı etkilidir, yoksa Sırbistan’ın Türk yatırımcısına yönelik menfi bir tutumu mu vardır, bilmiyoruz. Belki de bizim gibi oraları gezip dolaşanların “bakın buralarda yatırım yapılacak bakir alanlar var” gibi hatırlatmalarına ihtiyaç bulunuyor.
Niş Kalesi’nin ana girişi: İstanbul Kapısı
Sırbistan’ın tarihi bölgelerini gezerken doğal olarak çok sayıda Osmanlı eserine rastlıyorsunuz. Bunların birçoğunun öyle ya da böyle korunmuş olmasına şaşırmakla birlikte mutlu olmamak elde değil. Belgrad sayfamda örneklerini verdiğim üzere yer adlarının pek çoğunun Osmanlı dönemindeki orijinal haliyle kullanılmaya devam etmesi de ayrı bir sevinç kaynağı. Bununla birlikte her şey dört dörtlük değil tabii ki. Karşı cephelerde konumlandığımız yıllar ve oluşan düşmanlıklar çok şeyi silip süpürmüş. Belgrad’da ibadete açık tek bir caminin kalmış olması bunun en somut örneği.
Belgrad Kalesi’nde Damat Ali Paşa Türbesi
Turistik açıdan Sırbistan tarihi, kültürü ve coğrafyası ile Türk vatandaşları için oldukça cazip bir ülke. Fiziki yakınlığına ilave olarak Türk vatandaşlarından vize istememesi büyük kolaylık. Yakın bir tarihte ise karşılıklı olarak kimlik kartlarıyla giriş-çıkış yapılabilmesi planlanıyor.
Niş Kalesi içerisinde Kral Milan anıtı
Kendi aracımızla yaptığımız Balkan turlarımızın her üçünde de Sırbistan şehirlerini görme imkânı bulduk. 2019 yılında gidiş yolculuğumuzda Belgrad’ı, dönüşte Yeni Pazar’ı gezdik. 2022 yılındaki seyahatimizde Niş’i, 2024 yılında ise Novi Sad’ı gezip görme fırsatımız oldu. Bu şehirleri ilgili sayfalarında detaylıca anlattım.
Sargan 8 Tren İstasyonu’nda
Son seyahatimizde Saraybosna’dan dönüş yolculuğumuz sırasında Vişegrad tarafından Sırbistan topraklarına girer girmez araç başı 2 Euro para istediler. Bunun sebebi o bölgenin bir milli park olması imiş. Gerçekten de Mokra Gora adındaki bu bölgede hem tabii güzellik, hem de kırsal mimari görmeye değer. Sınırdan sadece birkaç kilometre içeride Sargan 8 Tren İstasyonu’na ulaşılıyor. Burada kod farkından yararlanarak 8 çizen bir tren hattı inşa etmişler. Günümüzde turistik amaçlara hizmet ediyor. Tren istasyonunda bulunan yapılar ise bölgedeki mimari dokuyu yaşatan bir tarzda inşa edilmiş.
Bölgenin güzel mimarisi
Mokra Gora bölgesinde görülebilecek bir diğer nokta ise Drvengrad-Mećavnik adlı yerleşim yerinde ünlü yönetmen Emir Kusturica’nın kurduğu film seti. “Bir Mucizedir Yaşamak” adlı sinema filminin çekildiği bu set ücreti mukabili ziyaret edilebiliyor.
Çaçak kent merkezinde çocukların eğlencesi
Son olarak; dönüş yolunda konakladığımız Çaçak (Čačak) adlı şehir turistik yönden bir cazibeye sahip olmadığı için ayrı bir sayfa yapmadım. Sadece belirtmem gerekir ki Bosna Hersek yönünden Çaçak’a yaklaşırken birbirine çok yakın konumda 10’dan fazla manastır bulunuyor. Bazıları bin yaşında olan bu manastırlara o bölgeye yolu düşenler kısa süre de olsa uğrayabilirler.
*******************
Sırbistan hakkındaki bu genel girişten sonra BELGRAD, NOVİ SAD, YENİ PAZAR (NOVİ PAZAR) ve NİŞ yazılarım için tıklayın.
Sayın Valim, bizi o bölgelere götürdünüz, tarihimizi yaşattınız, sağ olun varolun.
Sevgili Cemil Bey, çok sağ olun. Gerçekten bizim sadece tarihimiz değil, bugünümüzün de bir parçası o topraklar. İmkânı olanların görmesini dilerim. Selamlarımla…
Yeni yazınızla bizlerde bilmediğimiz bazı durumları öğrendik.
Teşekkür ederim, gezmeye devam…
Balkanlarda ayak izinin bulunmadığı yer kalmasın.
Eline Kalemine sağlık..
Kıymetli Abim, Balkanlar insanda alışkanlık yapıyor. Her yolculuğumuzda hem daha önce gittiğimiz yerlere, hem de farklı yerlere gittik. Aldığımız lezzet hiç azalmadı. İnşallah siz de gitme fırsatı bulursunuz. Selamlar…