Hırvatistan Gezi Rehberi
Adriyatik’in incisi…
HIRVATİSTAN
5 Eylül 2020
Güncelleme: 18 Ağustos 2024
Hırvatistan, Adriyatik Denizi’nin kıyısına yerleşmiş, tarihi eserler ve doğal güzellikler bakımından oldukça zengin bir coğrafya. Özellikle muhteşem sahil şeridi ve sahil boyunca sıralanan tarihi kentleriyle Avrupa’nın en önde gelen turizm ülkelerinden biri.
Başkent Zagreb’de Aziz Marka Kilisesi
Yugoslavya’nın bölündüğü 7 parça içerisinde deniz sahilinden en fazla payı alan ülke Hırvatistan olmuş. Batı kıyısı tamamen İtalya’nın sahipliğinde olan Adriyatik Denizi’nin doğu yakasında aslan payı Hırvatistan’a ait. Sahil şeridi paylaşılırken ilginç bir durum ortaya çıkmış. Bosna Hersek’in Adriyatik’te 21 km uzunluğunda bir deniz sahili var. Bu bölüm Hırvatistan topraklarını iki parçaya bölüyor. Dolayısıyla kuzey ile güney arasında geçiş yapmak isteyen bir Hırvat vatandaşı yakın tarihe kadar Bosna Hersek topraklarından geçmek zorunda idi. 2022 yılında 2,4 km uzunluğundaki Peljesac Köprüsü’nün açılmasıyla iki parça olan Hırvatistan toprakları birbirine bağlandı. Bosna Hersek pek memnun olmasa da bu sorun böylece aşıldı.
Split’teki Kordon: Riva
Hırvatistan bilhassa sahip olduğu kıyı şeridinin sağladığı avantajla bugün Avrupa’nın en gözde turizm bölgelerinden biri. Her yıl 4 milyonluk nüfusunun neredeyse 4 katı kadar turist geliyor bu ülkeye. Bu neticenin elde edilmesinde kıyı şeridinin uzunluğu ve denize girme imkânlarının çokluğu gibi bildik sebeplerin yanı sıra, girintili-çıkıntılı arazi yapısı ve yüzlerce adacığın sunduğu enfes görsellik şüphesiz çok önemli. Ama geçmişleri Ortaçağ’a uzanan şehirler ve tarihi eserlerin bu görselliği bütünleyen rolleri de asla azımsanmamalı. Sahil boyunca sıralanmış olan bir zamanların şehir-devletleri bugün Hırvatistan’a dünyanın her ülkesinden akın akın insan çekiyor. 2024 Mayıs ayındaki seyahatimizde bütün turistik beldelerde yaz sezonuna hazırlık amacıyla yoğun inşaat ve altyapı faaliyeti vardı. Ekmek kapısı ne de olsa…
Rovinj’de tarihi yarımada
Bugünkü Hırvat topraklarının özellikle karasal bölgeleri 1699’da imzalanan Karlofça Antlaşması’na kadar Osmanlı hâkimiyeti altında kalıyor. Dubrovnik dâhil olmak üzere güney Adriyatik’teki bazı şehir devletçikleri ise Osmanlı Devleti’nin doğrudan yönetimine değil, himayesi altına girerek ticari faaliyetlerini serbestçe yürütüyorlar. Kazançlarından da Osmanlı’ya vergi veriyorlar.
Roma’daki Kolezyum’un benzeri Pula Arena
Gerek her iki dünya savaşında, gerekse Yugoslavya’nın dağılma sürecine girdiği 90’lı yılların başlarında yaşanan zor günleri Hırvatistan olabilecek en az hasarla atlattı. Bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılı ve sonrasında yaşanan süreçler, birçok Avrupa ülkesi tarafından Bosna Hersek’ten esirgenen ama Hırvatistan’a sağlanan güçlü destekler sayesinde hep bu ülkenin lehine gelişti. Mesela bağımsızlık ilanının akabinde Hırvatistan’a saldırıya geçen, hatta Dubrovnik’i kuşatan Sırplar, Avrupa Topluluğu’nun kendilerine yönelik başlattığı ambargo ile geri adım atmak zorunda kaldılar. Sırpların bütün güçlerini Boşnaklara yöneltmeleri ve 3,5 yıl süren savaşta büyük çoğunluğu sivil 200 bine yakın Boşnak’ın katledilmesi bu olayın devamında gerçekleşmiştir.
Dubrovnik Eski Şehir bölgesi
Hırvatistan’ın Avrupa Birliği’nden (AB) gördüğü desteğe dair bir hatıramı paylaşmak isterim.
Türkiye’nin AB yolculuğu, 2005 yılında yürütülen tarama süreci ile somut bir aşamaya gelmiş ve 45 yıl sonra AB’ye üyelik umutları yeşermişti. O günlerde bütün sektörlerde yürütülen hummalı çalışmaların içerisinde ulaştırma ve haberleşme alanındaki iki fasıl benim koordinatörlüğümde yürütülüyordu. Uzun süren zahmetli aşamalardan geçerek AB heyetiyle masaya oturmak üzere gittiğimiz Brüksel’de ilginç bir sürprizle karşılaştık: Hırvatistan heyeti de bizimle aynı masada oturuyordu. Diğer aşamaların tamamlanmasını takiben bu ülke 2013’te AB’nin tam üyesi oldu.
Şibenik’te Aziz Jakova Katedrali
AB üyeliği bakımından Türkiye ile Hırvatistan’ın aynı muameleye tabi tutulmasını beklemenin gerçekçi olmadığının farkındayız tabii ki. Ama o zamana kadar bizim yaptığımız hiçbir çalışmayı yapmamasına, hiçbir zahmete katlanmamasına rağmen bu ülkenin adeta paraşütle AB sahasına indirilmesi de torpilinin büyüklüğünü gösteriyor.
Trogir sokaklarında ilginç bir geçit
Hırvatistan’ın Adriyatik kıyı şeridinde tespih taneleri gibi sıralanmış çok sayıda şehir ve kasabası var. Bunların bazıları daha popüler, lakin fazla popüler olmayanlar dahi ziyaretçilerini hayal kırıklığına uğratmayacak kadar gezilesi yerler. Çoğu UNESCO tescil ve koruması altında. Sahil bandındaki bu tür yerlerin hepsini görmek için zaman ve bütçe marjınızın çok geniş olması gerekiyor. O yüzden belirli noktaları hedefe koyup oraları gezmek en doğrusu.
Zadar’da Roma günlerinden miras Forum
Sahildeki bu şehirlerin hemen hemen hepsinin bir yarımadaya kurulmuş tarihi semtleri var. Bu yarımadalardan bazıları vaktiyle ada iken sonradan anakaraya birleştirilerek yarımada haline getirilmiş. Bu arada belirteyim, Hırvatistan’ın irili ufaklı 1.000’den fazla adası var ve bunların birçoğu tarihi ve turistik cazibeye de sahip. Bu adaların bazıları üzerinde anakarada görmeye alıştığımız türden tarihi şehir ve kasabalar mevcut.
Rovinj’in simgesi Azize Eufemija Kilisesi
Transit geçişlerimizi saymazsak Hırvatistan’a 2013, 2019 ve 2024 yıllarında üç seyahatimiz oldu. Hepsini turistik amaçla ve karayoluyla yaptığımız bu seyahatlerin ilkinde Dubrovnik, ikincisinde Split’e gittik. 2024’te ise bir haftamızı Hırvatistan’a ayırdık. Önce Zagreb’i, peşinden sahil hattındaki 7 tarihi şehri gezdik. Bunu yaparken Rijeka ve Şibenik’te konaklayıp civar şehirlere aracımızla günübirlik geziler yaptık.
Zagreb’in merkezi Ban Jelacic Meydanı
Zagreb’e ilaveten Adriyatik sahil bandında hangi şehirlere gideceğine karar vermekte zorlananlara kişisel kanaatime dayanarak şu tavsiyede bulunabilirim: Gezilecek yerler listesine Dubrovnik, Split, Rovinj, Trogir, Zadar ve Şibenik’i koyabilirler. Bunlar kadar olmasa da Pula ve Rijeka da gitmeye değer. Primoşten’i ise diğerlerinden zayıf buldum. Bir de bizim gidemediğimiz, çoğunlukla adalarda yer alan tarihi şehirler ile Plitvice Milli Parkı var. Seyahat planı yapanların buraları da ayrıca araştırması gerekiyor.
Bu şehirlerin görülmesi gereken yerlerini bize ait yaşanmışlıklar eşliğinde ilgili sayfalarda dikkatinize sunuyorum.
Okurken büyük bir keyif aldım. Hakikaten güzel yazmışsınız neredeyse gözümde canlandı tarif ettiğiniz yerler.. elinize sağlık
Çok teşekkürler Abdülkadir Bey. İyi okumalar dilerim.
Muammer her zamanki gibi çok güzel olmuş eline sağlık.
Çok sağol. İyi okumalar…
Hırvatistan denilince akıllara Dubrovnik geliyor
Sırp denilince de Boşnaklara yapılan zulumler geliyor
Sizlerinde söylediği gibi olan yine boşnaklara olmuş rabbim hiç bir insan topluluğuna bir daha böyle zulumler yaşatmasın inşallah
Boşnakları çok sevdiğinizi yazılarınızdan gezilerinizden anlaşılıyor bir vesile ile akraba olmanız temennisiyle Sayın Valim Saygılarımı sunarım ?
Bütün temennilere amin diyorum. Selamlar…
İştah artırıcı ve bir o kadar da bilgilendirici olmuş. Elinize sağlık.
Çok sağol sevgili Kardeşim. Keyifli okumalar…
Boşnak arkadaşlarımdan Dubrovnik’ in çok güzel olduğunu duymuştum bizlere de görmek nasip olması dileğiyle ??
Dubrovnik çok güzel, sahil bandındaki birçok Hırvat şehri de öyle. İnşallah gezip görürsünüz.