Endülüs Gezi Rehberi

KURTUBA (CORDOBA)

 

 

Guadalquivir Nehri’nin karşısından Kurtuba Camii’nin görünümü

Guadalquivir Nehri’nin karşısından Kurtuba Camii’nin görünümü

5 Eylül 2020

UZUN yıllar Endülüs’ün başkentliğini yapmasına rağmen, gezdiğimiz şehirler arasında daha mütevazı, ama aynı derecede şirin bir şehir Kurtuba. Bugün de büyük ölçüde ayakta duran surların içerisindeki tarihi bölge, yürüyerek gezilebilecek mesafede çok sayıda tarihi ve turistik güzelliği barındırıyor.

Kurtuba Camii'nin içi

Kurtuba Camii’nin içi

Şehri “şirin” diye tanımladık ama içerisinde bir yer var ki “şirin” sözünün dar kalıplarına sığmayacak ihtişamda: Kurtuba Camii. Endülüs Emevî Devleti’nin ilk döneminde, 786-788 yıllarında inşa edilen ilk camii, müteakip asırlarda eklenen kısımlarla daha da büyümüş ve günümüze kadar gelen bu görkemli eser meydana gelmiş. Caminin görselliğini artıran en önemli unsur, alışılagelmiş olanlardan farklı bir mimari ile inşa edilmiş sütunları. Sütunları birbirine bağlayan kemerlerde kızıl ve beyaz taşların ardışık şekilde dizilmesi, bir estetik şaheser meydana getirmiş. Sütunlar birbirlerine aynı tarzdaki kemerlerle orta yerlerinden de bağlanmış; böylece sanki iki katlıymış gibi bir görüntü ortaya çıkmış. 

Kurtuba Camii’nin çan kulesine dönüştürülen minaresi

Kurtuba Camii’nin çan kulesine dönüştürülen minaresi

Sütunlar deyince, öyle herhangi bir camide, kilisede ya da sarayda görmeye alıştığımız sayıda sütundan bahsetmiyoruz. Orijinal halindeki sütun sayısı 1.293, tadilatlardan geriye kalan sayı ise 856! Yani sütunlardan oluşan bir orman hayal edebilirsiniz. Bu orman öylesine büyük ki, orta yerine bir de koca katedral kondurulmasına rağmen geriye yine de devasa bir alan kalmış. Katedral oldukça görkemli ve en ince sanatla bezenmiş. Minare ise çan kulesine tebdil edilmiş. Bu haliyle iki medeniyetin birbiriyle yarıştırıldığı hissine kaptırıyor sizi. Ancak caminin orijinal bölümlerindeki estetik ve sanat, insana daha bir sıcak geliyor. Müslüman egosantrizmi diyebilirsiniz buna, olabilir.

Caminin içinde bir katedral!

Caminin içinde bir katedral!

O günün şartlarında kaç kişilik cemaati vardı da bu kadar büyük bir cami inşa edildi sorusu akla geliyor ister istemez. Ama daha sonra o dönemin en büyük devletlerinden birinin, ihtişamına yaraşır bir eser bırakmak istemesinin doğallığını hatırlıyor ve sormaktan vazgeçiyoruz.

Caminin mihrabının bulunduğu bölüm

Caminin mihrabının bulunduğu bölüm

Kurtuba Camii’ni ne kadar anlatsak az. Görmeden olmaz. Yalnız adıyla ilgili bir izahatta bulunup tamamlayalım. Burasını mülkiyetine geçiren Katolik Kilisesi, 2014 yılında adındaki “cami” kelimesini çıkararak geriye sadece “katedral”i bırakmış, ancak iki yıl süren hukuk mücadelesi sonrasında “cami” ibaresi yeniden eklenmiş. Bugünkü resmi adı “Mezquita-Catedral de Córdoba” olan eser, birçok ortamda “katedral” kelimesi atılarak “Mezquita de Córdoba”, yani “Kordoba Mescidi (Camii)” olarak anılmaktadır. 

Roma Köprüsü

Roma Köprüsü

Kurtuba Camii’nin bittiği yerden başlayan ve Guadalquivir Nehri’nin üzerinden geçen Roma Köprüsü (Puente Romano), adından da anlaşılacağı üzere ilk olarak Romalılar tarafından inşa edilmiş. İlk halinin ahşap olduğu sanılıyor. Bugünkü hali İslâm döneminin eseri. Keyifli bir yürüyüşle karşıya geçip Cami’yi ve tarihi bölgedeki diğer eserleri seyretmek mümkün. Bu arada belirtelim, Guadalquivir kelimesi Arapça “Vâdi’l-kebîr”, yani “Büyük Vâdi” isminin İspanyolca’ya evrilmiş hali.

Çiçek Sokağı

Çiçek Sokağı

Şehrin tarihi sokakları keyifli bir yürüyüş için ideal. Cami’den birkaç adım ötedeki kısacık Calleja de las Flores, yani Çiçek Sokağı, duvarlar çiçeklerle bezenerek sempatik bir yere dönüşmüş. Biraz ilerisinde kadim dönemlerden beri Yahudilerin yaşadığı Yahudi Mahallesi bulunuyor. “Reconquista”, yani bölgenin İspanyollarca ele geçirilmesi sonrasında Müslümanlarla birlikte zulmün her türlüsüne uğrayan Yahudilerden ne kadarının halâ buralarda kaldığını bilemeyiz. Ama bu semt Yahudi Mahallesi olarak anılmaya devam ediyor.

Medinetü'z-Zehra'nın kazısı yapılmış bir bölgesi

Medinetü’z-Zehra’nın kazısı yapılmış bir bölgesi

Kurtuba’nın merkezinde başka tarihi mekânlar da var. Bunları başka gezi yazılarına havale ederek, merkezin yaklaşık 10 km uzağındaki bir başka Endülüs eseri ile bu faslı noktalayalım: Medinetü’z-Zehra. Burası, Halife 3. Abdurrahman’ın çok sevdiği Cariyesi Zehra’nın adına yaptırdığı koca bir şehir. 936’da başlayan inşaatı 40 yılda ancak tamamlanabilmiş. Bölgede görmeye alıştığımız mimari tarzda inşa edilmiş saray, idari ve askeri tesisler, bahçeler ve benzeri bölümleri ile Elhamra’ya nazire yapıldığı hissini veriyor insana.

Medinetü'z-Zehra'dan bir başka görünüm

Medinetü’z-Zehra’dan bir başka görünüm

Diğer yandan, Medinetü’z-Zehra’nın bir aşk hikâyesinden doğduğu rivayeti gerçek ise, ister istemez bir başka aşk hikâyesinin ürünü olan Tac Mahal’i akla getiriyor. Ama burası ne Elhamra, ne de Tac Mahal kadar şanslı olamamış, çünkü birçok bölümü yıkıntı halinde. Arkeolojik kazılar ve restorasyonu daha uzun yıllar sürecek gibi. Herşeye rağmen ayakta olan kısımları, ihtişamını gözler önüne sermeye yetiyor. O yüzden Kurtuba’ya yolu düşenlerin görmesi tavsiye olunur.

2 Yorumlar

  1. Halil Severcan

    Muhteşem

    Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.