Sırbistan Gezi Rehberi
NOVİ SAD
Tuna Nehri’ne nazır Petrovaradin Kalesi
15 Eylül 2024
Novi Sad, Sırbistan’ın ikinci büyük şehri ve Voyvodina bölgesinin merkezi. 1526’dan 1628’e kadar Osmanlı egemenliği altında kalmakla birlikte bugünkü kimliği Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde şekillenmiş. Dolayısıyla sadece 90 km mesafedeki Belgrad’ın aksine Novi Sad’da Osmanlı’dan herhangi bir ize rastlanmıyor. Buna mukabil tipik bir Orta Avrupa kenti görünümüne sahip.
Kaleden Tuna Nehri ve Novi Sad manzarası
Tuna Nehri’nin kıyısında kurulmuş, Tuna’nın güzelliğini kendi güzelliğine katmış bir kent Novi Sad. Tuna’nın kıyı şeridi çok hoş bir tarzda kent sakinlerinin kullanımına sunulmuş. Günün her saatinde yayalar, bisiklet sürenler, spor yapanlar, çocuğunu veya köpeğini gezdirenler ya da nehre nazır oturup sohbet edenlerle dolup taşan çok ferah bir kordon boyu burası.
Özgürlük Meydanı şehrin merkezi
Gerek tarihi mekânlar, gerekse meskûn bölgeler yoğunlukla Tuna’nın batı yakasında yer alıyor. Doğu yakasında ise bir tepeden şehri seyreden önemli bir tarihi yapı var: Petrovaradin Kalesi.
Petrovaradin Kalesi
Bölgenin tamamı gibi Petrovaradin Kalesi uzun yıllar Türklere hizmet etmekle beraber bugünkü görünümüne Avusturya-Macaristan İmparatorluğu zamanında kavuşmuş. Gezerken diğer kalelerde olduğu gibi geçmişten miras surlar, hisarlar ve tünellere rastlansa da silüetini o dönemi, yani Habsburglar zamanını yansıtan yapılar şekillendiriyor. Burada da çevre demirlerine takılan “aşk kilitleri” arasında çok sayıda Türk isimlerine rastladık.
Kaledeki Saat Kulesi
Kalenin görselliğini tamamlayan Saat Kulesi’nde ise akreple yelkovan yer değiştirmiş. Bir başka ifadeyle saati uzun kol, dakikayı kısa kol gösteriyor. İnternetteki çeşitli kaynaklarda buna gerekçe olarak Tuna Nehri’nde seyir halindeki denizcilerin dakikadan ziyade saati görebilmelerinin daha önemli olduğu gibi garip açıklamalar var. Pek ikna edici bir gerekçe değil.
Özgürlük Meydanı
Novi Sad’ın gezilebilecek diğer yerleri birbirine yakın mesafede. Kentin merkezi sayılabilecek Özgürlük Meydanı (Trg Slobode) etrafında görmeye değer birkaç yapı mevcut.
Hz. Meryem’in adını taşıyan Katedral
Bunlardan Meryem’in Kutsal Adı Katedrali 19. asrın sonlarında inşa edilmiş bir Katolik kilisesi. Çatısındaki renkli seramiklerle dikkat çekiyor. İçerisinde Gotik mimarinin sadeliğiyle bezeli bir ihtişam gözleniyor.
Novi Sad Belediye Binası
Katedralin karşısında yine aynı dönem eseri Belediye Binası bulunuyor. Karşısında ise 19. yüzyılda yaşamış belediye başkanlarından Svetozar Milediç’in heykeli.
Merkezi semtlerde sıradan sokakların bile bir karakteri var
Meydanı çevreleyen diğer yapılar da genel olarak mimari bir karakter ve estetik değer taşıyorlar. Günümüzde otel, banka ya da kamu kurumu olarak kullanılıyorlar.
Piskopos Sarayı
Özgürlük Meydanı’ndan sonra araç trafiğine kapalı bir caddeden geçerek bir başka meydana ve sarı-kırmızı rengiyle bu meydanı canlandıran Piskopos Sarayı’na ulaşılıyor.
Kilisede vaftiz töreni
Novi Sad’da bir pazar günü bulunduğumuz için hemen hemen bütün kiliselerde çeşitli dini törenlere denk geldik. Kiminde pazar ayini, kiminde nikâh merasimi, kiminde ise vaftiz töreni izledik. İzlemekle kalmadık, merakımızdan bol bol video çektik.
Tuna Caddesi’nin yaya bölgesi her zaman çok canlı
Bu bölgeden Tuna nehri istikametine uzanan Tuna (Dunavska) Caddesi birçok Avrupa kentinde rastlanan türde bir yaya güzergâhı. Daha çok gençlerin takıldığı kafelerin ve sağlı sollu mağazaların sıralandığı, bizim gibi turistlerin ise mutlaka uğradığı kısa ama eğlenceli bir cadde. Bittiği yerdeki Tuna Parkı (Dunavski Park) ise her yaştan insanın vakit geçirdiği cıvıl cıvıl ve yemyeşil bir alan.
Tuna Nehri Novi Sad’ı güzelleştiriyor
Balkanlardaki birçok kent Osmanlı izlerini çok belirgin şekilde taşıdığı için insana Türkiye’deymiş hissi veriyor. Oysa birçok kişi Türkiye’den fazla uzak olmadığı halde Avrupa’daymış duygusu veren bir şehri görmeyi tercih edebilir. İşte Novi Sad bu tercihe çok uygun, çünkü net bir Orta Avrupa görüntüsüne sahip. Ziyaretçilerinin bir tam günü doya doya ve keyifle geçirebileceği, Tuna Nehri ile bütünleşmiş ve bu sayede daha da güzelleşmiş cıvıl cıvıl bir şehir. Belgrad’a gidenlerin günübirlik ziyaretine uygun mesafede olması ise önemli bir avantaj.
Çok keyifli bir anlatım olmuş emeklerinize sağlık
Denizcilerin saati uzaktan daha iyi görebilme olayına şaşırdım 🙂
Saat konusundaki açıklamalara ben de pek ikna olmadım ama böyle bir şey geçiyor internette. Yorum için teşekkürler…
Gezi notlarını keyifle okurken fotoğraflara bakınca da bir o kadar içim gidiyor. Bu kadar badireye rağmen tarih ve şehir kültürünün bu güne taşınması takdire şayan.
Sonra dönüp kendine bakıyorsun içinden eskiden şimdilerde daha derinden gelen bir “ahhh” çıkıyor.
Elinize sağlık.
Maalesef şehir kültürü, şehir estetiği ve mimari konusunda sınıfta kaldığımızı kabul etmek durumundayız. Bir zamanlar şu veya bu sebeple küçümsediğimiz ülkelere gıpta eder duruma gelmek üzücü. Yine de gezip görmeden olmuyor. Yorum için teşekkürler…
Selam…
Sizin yazılarınız insanda derin bir gıptaya sebep oluyor. Acaba bende buralara gidebilir miyim, gidersem böyle gezebilir miyim ve bu kadar detaylıca algılanabilir miyim….
Muhteşem geziler ve ardından daimi bir kavrayış ve hissediş…
Ne diyeyim, Allah ömrüne bereket versin ki hep böyle doya doya ve hissederek yaşayasın…
“Eski bir dost”a bu güzel yorum için teşekkür ederim. Bolca gezmeyi kendisine de nasip etmesini Rabbimden dilerim…