Sırbistan Gezi Rehberi

YENİ PAZAR (NOVİ PAZAR)

 

 

Altun Alem Camii

Altun Alem Camii

5 Eylül 2020

Balkanlar’a yaptığımız 24 günlük yolculuğumuzdan dönüşe geçtiğimizde Saraybosna’dan 280 km mesafedeki Yeni Pazar’a (Novi Pazar) doğru yola koyulduk. Bu bölgedeki mesafeleri Türkiye’den alışık olduğumuz mesafelerle bir tutmamak lazım. Eğer otoyolda gitmeyecekseniz oldukça zahmetli bir yolculuk sizi bekliyor demektir. O yüzden 280 km azımsanacak bir yol değil.

Türk Hisarı olarak da anılan İsa Bey Kulesi

Türk Hisarı olarak da anılan İsa Bey Kulesi

Henüz Bosna Hersek topraklarındayken Drina Köprüsü’nde biraz mola verdikten kısa süre sonra Sırbistan sınırına geldik. Eskiden tamamı tek bir devletin toprağı olan bu yerler, Yugoslavya’nın 7 ayrı devlete bölünmesinden sonra da alışkanlıkların ve hayatın gerçeklerinin dayatması neticesinde irili ufaklı sınır geçişleriyle bu yeni düzene uyum sağlamış. Buralarda ana güzergâhlar dışında da, tali yollar üzerinde çok sayıda sınır kapısı var. Bunların birçoğu oldukça mütevazı görünüme sahipler. Bizim Yeni Pazar’a giderken geçtiğimiz kapı, sadece bir ya da iki görevlinin bulunduğu baraka benzeri bir binadan ibaretti.

Saraybosna Sebili'nin Yeni Pazar'daki replikası

Saraybosna Sebili’nin Yeni Pazar’daki replikası

Yeni Pazar, bir bölümü Sırbistan’da, diğer bölümü ise Karadağ’da bulunan Sancak (Sandžak) bölgesinin merkezi. Osmanlı’nın Avrupa’daki son sancağının burada kalması dolayısıyla bu bölge Sancak olarak isimlendirilmiş. Sancak bölgesinde nüfusun çoğunluğunu bugün dahi Müslümanlar oluşturuyor. Yeni Pazar’ın çoğunluğu ise Müslüman Boşnaklardan meydana geliyor.

İsa Bey Hamamı'nın bugünkü hali

İsa Bey Hamamı’nın bugünkü hali

İnternetteki çeşitli kaynaklarda, Yeni Pazar’ın 10-15 km dışında birkaç noktada tarihi kilise ve manastırların bulunduğu yazılı. Bizim bunları gezmeye fırsatımız olmadı. Şehir merkezinde ise turistik anlamda çok fazla cazibe noktası bulunmadığını, sadece mütevazı birkaç tarihi eserin var olduğunu belirtelim. Biz de münhasıran burayı görmekten ziyade, dönüş yolculuğumuzda uygun bir mola yeri olduğu için geldik. Tabii hazır gelmişken de şehri biraz dolaştık. Gördüğümüz eserlerden kısaca bahsedelim.

Altun Alem Camii

Altun Alem Camii

Kentin en bilindik tarihi eseri, 1550 yılında inşa edilen Altun Alem Camii (Altun-Alem Džamija). Oldukça sade bir mimarisi olan caminin tek minaresi ve tek kubbesi bulunuyor. 17. yüzyıldan kalan Emir Ağa Hanı (Amir-Agin Han) bugün otel olarak hizmet veriyor. İsa Bey Hamamı (Hamam Isa-Bega) ise 15. asırdan bugüne ayakta olan bir eser. Şehrin kurucusu olan İshakbeyoğlu Gazi İsa Bey’e izafeten İsa Bey Kulesi olarak bilinen kule, aynı zamanda Türk Hisarı diye de adlandırılıyor. 

Emir Ağa Hanı

Emir Ağa Hanı

Bir de isminden fazla bahsedilmeyen Leylek Camii (Lejlek Džamija) var ki, şans eseri bulduğumuz bu camide namaz kılan cemaatten iki genç bizim Türk olduğumuzu anlayınca büyük bir yakınlık gösterdiler. Birisi Erzurumspor’da profesyonel futbol oynamış olan bu gençler, Leylek Camii’nin çok önemli olduğunu, çünkü Fatih Sultan Mehmed’in Bosna seferine giderken burada bir ikindi namazı kıldığını ifade ettiler. Kayıtlara göre caminin yapımı daha sonraki tarihlerde olsa da, Fatih’in bu mevkide gerçekten namaz kıldığı rivayet ediliyor.

Türk halkının hakkında fazla bilgi sahibi olmadığı Yeni Pazar’da insanlar, Türkiye’deki her türlü gelişmeyi çok yakından izliyor. Bizim gittiğimiz dönemde Türkiye’de henüz yapılmış olan mahalli idare seçimlerinin sonuçlarıyla bile çok yakından ilgilendiklerine şahit olduk. Özellikle İstanbul ile çok yoğun ticari ilişkiler kurulmuş.

Leylek Camii'nde yatsı namazı kılınıyor

Leylek Camii’nde yatsı namazı kılınıyor

Bu faslı yaşadığımız hoş bir hatıra ile renklendirelim. Biz Yeni Pazar’da konaklamak üzere booking.com sitesinden iki kişilik bir oda rezerve etmiştik. Gittiğimizde ev sahibi olan bir Boşnak genci, bizim Türk olduğumuzu anlayınca tek oda fiyatına bütün bir daireyi bize tahsis ettiğini söyledi. Gerçekten de kalmamız için bize verdiği yer tam tekmil döşeli büyük bir apartman dairesi idi. Aracımızı da bir-iki sokak ötede bulunan kendilerine ait kapalı otoparka koydurdu. Güzel İngilizcesiyle uzunca sohbet ettik. Bize İstanbul’dan kadın kıyafeti getirip Yeni Pazar’daki dükkânlarında sattıklarını, Türkiye’yi ve Türkleri çok sevdiklerini, birkaç amcasının halen İstanbul ve Bursa’da yaşadığını, dedesinin ölmeden önce son bir defa daha İstanbul’u görmek istediğini, gördükten kısa süre sonra da vefat ettiğini, vs anlattı.

Altun Alem Camii'nin içi

Altun Alem Camii’nin içi

Sübjektif sebepleri bir kenara bırakırsak, bu bölge halkında Türklere ve Türkiye’ye olan teveccühün temelinde, ihtimal ki, bulundukları toplumun genelinden farklı bir kimliğe sahip olmaları dolayısıyla yaşadıkları azınlık psikolojisi, bunun sonucunda da kendilerine daha yakın hissettikleri bir başka güce aidiyet duyma ihtiyacı yatıyor. Bunun etnik, dini, kültürel arka planının varlığı su götürmez. Üstelik aidiyet duydukları güç daha 19. asrın sonlarına kadar oralarda varlığını sürdürüyor idi. Buna ilaveten, daha yakın tarihte, 1990’larda yaşanan ve bir soykırıma dönüşen iç savaşın hatıraları bu kadar taze iken, gerektiğinde sırtlarını dayayacakları bir güce ihtiyaç duymaları da son derece anlaşılabilir bir durum.

2 Yorumlar

  1. Mehmet Dönmez

    👍👍👍👏👏👏

    Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.