Kuzey Makedonya Gezi Rehberi

OHRİD ve CİVARI

 

 

Limandan Ohrid manzarası

Limandan Ohrid manzarası

28 Ağustos 2022

Ohrid denize kıyısı olmayan bir ülkenin deniz ihtiyacını karşılayan şehir. Ohrid Gölü bu şehrin olmazsa olmazı, fakat şehir olarak Ohrid, mimarisi, kültürü ve tarihi ile gölden çok daha fazlasını ifade ediyor. Ohrid bölgesi UNESCO tarafından doğal ve kültürel miras olarak tescil edilmiş. İsim olarak Arnavutça kaynaklı Ohri de kullanılıyor, tercihe kalmış.

Eski Şehir bölgesi

Eski Şehir bölgesi

Ohrid Gölü kıyısının üçte ikilik bölümü Kuzey Makedonya, geriye kalan üçte birlik bölümü Arnavutluk sınırlarında kalıyor. Turistik getirinin aslan payından ise Kuzey Makedonya yararlanıyor. Bunda civarı ile birlikte Ohrid kentinin cazibesi büyük role sahip.

Burası Safranbolu değil, Ohrid...

Burası Safranbolu değil, Ohrid…

Gerçekten de Ohrid bir yamaca yaslanmış Osmanlı tarzı evleri ile insanın gözüne bayram ettiren bir yer. Biraz Safranbolu, biraz Beypazarı, biraz da Şirince’yi hayal edin, bu hayale bir de göl ekleyin, öyle bir manzara. Kuzey Makedonya’da Üsküp’ün ardından mutlaka görülmesi gereken bir güzellik.

Bin yaşından büyük olduğu rivayet olunan çınar ağaçları

Bin yaşından büyük olduğu rivayet olunan çınar ağaçları

Ohrid Gölü tertemiz suyu ve güzel plajları ile ziyaretçilerine deniz keyfi yaşatıyor. Gölde tekne turları da yapılıyor. Gölden çıkarılan Ohrid incisi ise kent sakinlerinin önemli bir gelir kaynağı.

Tepeden göl manzarası

Tepeden göl manzarası

Kent nüfusunun büyük bölümü Makedonlardan oluşuyor. Arnavutlar ve Türkler azınlıkta, fakat Türk nüfustan çok daha fazlası Türkçe konuşuyor. Özellikle çarşı esnafı ile Türkçe anlaşabilirsiniz. Bir akşam vakti trafikte kavga eden iki kişinin mahalli ağızla birbirlerinin annelerine de rahmet okudukları (!) Türkçe küfürleşmelerine biz de şahit olduk.

Eski Çarşı

Eski Çarşı

Ohrid’in kalbinin attığı bölge Aziz Klement Caddesi ve bu cadde üzerinde sıralanmış dükkânlardan oluşan Eski Çarşı. Dükkânların çoğunda başta inci ve sedef olmak üzere hediyelik eşya satılıyor. Dolayısıyla ziyaretçilerin fazlaca rağbet ettiği bir bölge burası. Esnaftan bazıları zaten Türk, Türk olmayanların da çoğu Türkçe biliyor.

Çarşıda inci ve sedef satan çok sayıda dükkân var

Çarşıda inci ve sedef satan çok sayıda dükkân var

Söz inciden açılınca bu konuda Ohrid’de yaptığım görüşmelerden elde ettiğim çıkarımları paylaşmak isterim. “Ohrid incisi” diye satılan şey aslında inci değil. Başka yerlerde havuzda üretilen inci kaliteli bir ürün olmasa dahi inci sayılıyor. Ohrid’deki o da değil. Ohrid Gölü’nden çıkarılan ürün esas olarak “sedef”. Çıkarılan sedef aynı gölden yakalanan “plasica” adlı balığın pulları ile uygun teknikle kaplanınca ortaya çıkan ürüne “Ohrid incisi” deniyor. Yine görüşmelerimden öğrendim ki günümüzde zanaatkârlar genellikle balık pullarıyla uğraşmadan sedefi çeşitli kimyasallarla kaplıyorlar ve inci görünümü veriyorlarmış. Ohrid incisi almaya niyetlenenlerin bilmeleri gerekir diye anlattım.

Dergâh ve Zeynel Abidin Paşa Camii

Dergâh ve Zeynel Abidin Paşa Camii

Aziz Klement Caddesi’nin bir ucundaki meydanda 1000 yaşından büyük olduğu söylenen iki çınar ağacı var. Meydanın bir tarafında aynı avlu içerisinde 15. yüzyıl yapımı Pir Mehmed Hayatî Halveti Dergâhı ve Zeynel Abidin Paşa Camii yer alıyor. Bunlara da TİKA’nın eli değmiş. İki farklı zamanda uğramamıza rağmen her ikisinin de kapısı kilitli idi.

Ali Paşa Camii

Ali Paşa Camii

Aziz Klement Caddesi üzerinde bulunan Ali Paşa Camii ise 16. yüzyılda inşa edilmiş. Hem içi hem de dışında sade bir mimari uygulanmış. Bu caminin restorasyonunu bizim Vakıflar Genel Müdürlüğü üstlenmiş.

Limandan Ohrid evlerine bakış

Limandan Ohrid evlerine bakış

Caddenin diğer ucu limana kadar uzanıyor. Liman bölgesi Ohrid evlerinin en güzel temaşa edildiği yer. Buradaki meydanda Kiril alfabesini Ohrid’de icat eden Aziz Kiril ve Aziz Metodi ile onların öğrencileri olan Aziz Naum ve Aziz Klement’in heykelleri bulunuyor. Bu dört isim de bölgenin tarihi bakımından çok şey ifade ediyor. Bunlardan Aziz Klement sadece Ohrid’in değil, bütün Makedonya’nın koruyucu azizi kabul ediliyor.

Ohridli soydaşımızla hasbihâl

Ohridli soydaşımızla hasbihâl

Biz liman bölgesinde Ohrid’in güzelliklerini seyrederken oralarda seyyar fotoğrafçılık yapan bir şahısla sohbetimiz oldu. Ohridli Türklerden olan şahıs bize hem şehir hakkında, hem de Türklerin ve diğer unsurların durumu hakkında genel bilgiler verdi. Ohrid evlerinin tepesinde görünen gösterişli binanın Elveda Rumeli dizisinin çekimlerinde kaymakam konağı olarak kullanıldığını ilave etti. Diziyi izlememiştik ama yine de ilgimizi çekti. Birkaç fotoğraf çekiminden sonra hoş sohbet soydaşımıza veda ettik.

Günümüzde müze olarak hizmet veren Robev Ailesi Konağı

Günümüzde müze olarak hizmet veren Robev Ailesi Konağı

Limandan batı istikametine yönelince Ohrid’in tipik evlerinin oluşturduğu Eski Şehir bölgesi karşınıza çıkıyor. Kıvrım kıvrım dar sokaklar ve Safranbolu’dakileri andıran evlerle gezmesi son derece keyifli bir semt burası. Bazı konaklar tarihi önemlerine binaen müzeye çevrilmiş. Robev Ailesi Konağı ve Hristo Uzunov Konağı bunların en bilinenleri.

Ohrid Kalesi, diğer adıyla Çar Samuel Kalesi

Ohrid Kalesi, diğer adıyla Çar Samuel Kalesi

Evler Osmanlı mimarisi ile inşa edilmiş olsalar da bu bölgede hiç cami yok. Buna mukabil çok sayıda tarihi kilise var. Bazı kiliseler kızıl renkli tuğlalarla Bizans tarzında inşa edilmiş sempatik görünümlü yapılar.

Ohrid'in Ayasofya'sı

Ohrid’in Ayasofya’sı

Aziz Sofya (Ayasofya) Kilisesi Eski Şehrin merkezinde bulunuyor. Yapımı 9. yüzyıla kadar giden çok önemli bir mabed burası. Fetihten sonra cami olarak kullanıldıysa da sonradan tekrar kiliseye dönüştürülmüş.

Göl manzaralı Aziz Yuvan Kilisesi

Göl manzaralı Aziz Yuvan Kilisesi

Eski Şehrin bittiği bir yerde, karanın denize doğru uzandığı bir tepeye inşa edilmiş olan Aziz Yuvan Kilisesi bir 13. yüzyıl eseri. Ohrid Gölü’ne tepeden bakan konumu ve mimarisi ile Ohrid’in belki de en fazla fotoğraflanan kilisesi.

Aziz Klement'e ithaf edilen çok sayıda kiliseden biri

Aziz Klement’e ithaf edilen çok sayıda kiliseden biri

Kiliseden yokuş yukarı tırmanan ve nefesinizi bir parça zorlayan patika sizi Plaoşnik denen arkeolojik bölgeye ulaştırıyor. Burada hala devam eden kazı çalışmalarına ilaveten büyük boyutlarda bir üniversite binası inşa halinde. Bir de yine 9. asra tarihlenen ve Aziz Klement’in yaptırdığına inanılan Aziz Klement Kilisesi var. Oldukça gösterişli bir mimarisi olan kilise Aziz Pantelemeon’a adandığı için onun adıyla da anılıyor.

Eski Şehir'den Ohrid Kalesi'nin görünümü

Eski Şehir’den Ohrid Kalesi’nin görünümü

Çok yakındaki hâkim bir tepeye Ohrid Kalesi inşa edilmiş. Buraya Çar Samuel Kalesi de deniyor. 3 kilometre uzunluğundaki surları ve hisarları çeşitli dönemlerde yapılan onarım çalışmaları sayesinde bugün gayet sağlam bir durumda. Osmanlı döneminde bölgenin yönetim merkezi olarak kullanılmış.

Buraya da bir antik tiyatro yapmaktan geri durmamışlar...

Buraya da bir antik tiyatro yapmaktan geri durmamışlar…

Ohrid evlerini seyrederek yürürken karşınıza Antik Tiyatro çıkıyor. Biraz bakımsız kalmışsa da orta yerine kurulan platform tiyatronun günümüzde de bazı kültür ve sanat faaliyetlerine ev sahipliği yaptığının işareti.

Kutsal Meryem Kilisesi ve çan kulesi

Kutsal Meryem Kilisesi ve çan kulesi

Antik tiyatrodan birkaç adım ötede aynı avlu içerisinde birkaç dini mekâna rastlıyorsunuz: İkona Müzesi, Aziz Dimitri adlı küçük bir kilise ve bir çan kulesi. Fakat bu avludaki en önemli bina Hz. Meryem’in adına yapılan kilise. 1295 yılında inşa edildiği için kentteki en eski kiliselerden biri. Adını Kutsal Meryem Kilisesi ya da Tanrı’nın Kutsanmış Annesi Kilisesi olarak tercüme etmek mümkün. Bu “tanrının annesi” yakıştırması Hıristiyanlıktaki teslis (üçleme) inancının bir neticesi ve birçok ülkede bizzat rastladığım üzere çok sayıda kiliseye ad olarak verilmiş. Bugünkü Hıristiyanların çoğu sorduğunuz zaman “biz de sizin gibi tek tanrıya inanıyoruz” diyorlar, lakin bu tür adlandırmalar bizim inandığımız Tanrı ile onların inandığı tanrının aynı vasıflara sahip olmadığını gösteriyor. Neyse, konumuz bu değil.

Elveda Rumeli dizisi izleyicilerine gelsin...

Elveda Rumeli dizisi izleyicilerine gelsin…

Bu arada Elveda Rumeli’nin meşhur kaymakam konağı da buraya bitişik konumda. Günümüzde Ohrid Başpikoposluğu ve Makedon Ortodoks Kilisesi olarak işlev görüyor.

Bir kilisenin bol süslü içi

Bir kilisenin bol süslü içi

Ohrid’in Eski Şehir bölgesinde birbirine yakın mesafede çok sayıda başka kiliseler var. Biz de dolaşırken bunlardan bazılarının içine girdik, fotoğraflar çektik, ibadet edenleri izledik, zaman zaman da bahçelerinde oturup dinlendik. Tabii ki bunları tek tek anlatmayacağım. Ama nüfusun çok daha az olduğu dönemlerde neden bu kadar çok sayıda kilise inşa edildiğini merak ediyor insan. Bunun bir ihtiyaçtan kaynaklanmadığı açık. Belki varlıklı şahıslar hayır işlemek için kilise yaptırmışlardır, belki de çeşitli azizlerin isimleri ilelebet yaşatılmak istenmiştir, kim bilir.

Şehrin girişlerinden biri: Yukarı Kapı

Şehrin girişlerinden biri: Yukarı Kapı

Yüksek semtlerden şehir merkezine inmek için izlenebilecek güzergâhta eski şehrin kapılarından biri olan Yukarı Kapı’dan geçiliyor. Geçmişte Ohrid Kalesi’nin en dış duvarlarında üç kapı varmış. Bunlar akşam olunca savunma amacıyla kapatılır, sabah olunca açılırmış.

Bölgedeki saat kulelerinin belki de en mütevazı olanı

Bölgedeki saat kulelerinin belki de en mütevazı olanı

Buradan aşağı yürürken Ohrid Saat Kulesi çıkıyor karşınıza. Saat kulesi 18. asırda taş ve ahşaptan inşa edilen sade bir Osmanlı eseri.

Ohrid'de gözümüze aşina manzaralar

Ohrid’de gözümüze aşina manzaralar

Özetle Ohrid’in Eski Şehir bölgesi adım başı tarihi değer taşıyan eserlerle karşılaşacağınız hazine değerinde bir semt. Eserlerin bir bölümü antik çağlardan miras, bir bölümü ise Osmanlı dönemi gibi daha yakın tarihlere ait. En önde gelen gelir kaynağı turizm olan bu şehirde eserlerin tamamı olmasa da çoğu restore edilmiş ve ziyaretçilerin ilgisine hazır hale getirilmiş. Böylece merkezinde Ohrid Gölü’nün bulunduğu doğal güzellik tarihi mirasla harmanlanarak son derece keyifli bir seyahat rotası ortaya çıkmış. Bizim gibi gezip görmeyi sevenlere ise tekrar tekrar gitmek ve herkese tavsiye etmek düşüyor.

Kemik Koyu

Kemik Koyu

SU ÜSTÜNDEKİ MÜZE: KEMİK KOYU

Ohrid’den göl kıyısını takiben 15 km güneye indiğinizde ilginç bir yere ulaşıyorsunuz. Su üzerine inşa edilmiş Kemik Koyu (Bay of the Bones) adlı bir müze burası. Yapılan arkeolojik kazılar MÖ 1.200-700 yılları arasında bu bölgedeki bir yerleşim yerinin kalıntılarını ortaya çıkarmış. Bahse konu yerleşim yeri suya çakılmış direkler üzerine inşa edilmiş. Bu yöntemin seçilmesine gerekçe olarak savunma ya da balıkçılık faaliyetleri gösterilebilir. Buluntulardan hareketle bu yerleşimin bir benzeri su üzerindeki bir platforma tekrar kurularak alışılmışın dışında bir müze oluşturulmuş.

Su üstündeki evlerin bir örneği

Su üstündeki evlerin bir örneği

2008’de hizmete açılan Kemik Koyu adlı bu müzede o çağlarda insanların nasıl bir hayat sürdüğünü göstermek üzere basit malzemelerle 24 adet ev inşa edilmiş. Evlerin içlerine ise yine o günün şartlarına uygun sade eşyalar konmuş.

Evlerin içi çok sade ve doğal malzemelerle döşenmiş

Evlerin içi çok sade ve doğal malzemelerle döşenmiş

Müzenin bulunduğu yere Ohrid’den kalkan teknelerle gelinebiliyor. Bölge sualtı kâşiflerinin de gözdesi. Biz de ziyaretimiz sırasında su altını keşfeden dalgıçlar gördük.

Aziz Naum Manastırı içindeki kilise

Aziz Naum Manastırı içindeki kilise

AZİZ NAUM MANASTIRI

Ohrid’den 30 km güneyde, Arnavutluk sınırına çok yakın bir noktada Aziz Naum Manastırı kurulmuş. Manastır ve onun kurucusu Aziz Naum gerek bölge Hıristiyanları ve gerekse bütün Slavlar için oldukça büyük değerde. Çünkü bugün kullanılan Kiril alfabesini Aziz Kiril ve Aziz Metodi kardeşler icat etmiş olsalar da, bu alfabenin geliştirilerek yaygınlaşmasını Aziz Naum sağlamış.

Tarihi kilisenin içi

Tarihi kilisenin içi

Manastırı 905 yılında inşa eden Aziz Naum burayı büyük meleklere, yani Hz. Cebrail ve Hz. Mikail’e adamış. Kendisi 910 yılında 80 yaşında ölmüş ve manastırın içine gömülmüş. Aradan geçen yüzyıllar içerisinde manastır çeşitli yıkımlar yaşasa da yeniden yapılarak bugünkü halini almış. Şapeller, ofisler ve yatakhane gibi binalarla çevrili haldeki kilise görülmeye değer. Etrafta serbestçe dolaşan tavus kuşları ve kaplumbağalar da buraya ayrı bir güzellik katıyor.

Irmakta tekne turu yapılabiliyor

Irmakta tekne turu yapılabiliyor

Manastırın kurulduğu konum Ohrid Gölü’ne nazır, Kara Drim Irmağı’nın doğup kıvrım kıvrım bir akışla göle döküldüğü nefis bir coğrafya. Etrafıyla birlikte çok geniş bir alan ziyaretçilerin zevkine uygun düzenlendiği için manastır bölgesinde bir günü sıkılmadan geçirmek mümkün. Plajlar, piknik alanları, bahçeler, yeme-içme mekânları ve hediyelik eşya dükkânları gelen ziyaretçilere hoşça saatler vaad ediyor. Buraya Ohrid’den teknelerle gelinebildiği gibi Kara Drim Irmağı’nın billur gibi suyu üzerinde de tekne turları yapılabiliyor. Irmağın suyu o kadar berrak ki tabanını akvaryum gibi seyredebiliyorsunuz. Tıpkı Muğla Akyaka’daki Azmak Deresi gibi.

Manastırın en şirin sakinleri

Manastırın en şirin sakinleri

Aziz Naum Manastırı bir Ohrid gezisinin olmazsa olmazı. Ohrid’e kadar gelmişken bu manastıra da gelip tarihin ve tabiatın tadını çıkarmadan dönmek büyük bir eksiklik olur.

Çan kulesi ve göl manzarasını seyreden ziyaretçiler

Çan kulesi ve göl manzarasını seyreden ziyaretçiler

Burada yaşadığımız bir hoşluğu anlatarak faslı tamamlayalım.

Daha önce Kalkandelen’de, Ohrid’de ve Kemik Koyu’nda olmak üzere üç yerde tek başına gezen bir genç kıza rastlamıştık. Elindeki kocaman fotoğraf makinesiyle profesyonel bir gezgin görüntüsü veriyordu. Aynı kızla dördüncü sefer Aziz Naum Manastırı’nda karşılaşınca kendisiyle tanışmak farz oldu. Kız İtalyan’mış ve bir süredir bölgeyi geziyormuş. Doğum günü 19 Mayıs imiş. Atatürk’ün doğum gününün de 19 Mayıs olduğunu öğrenince o günü Atatürk’ün doğduğu Selanik’te kutlamak istemiş, fakat uygun araç bulamadığı için gidememiş. Atatürk’ün gerçek doğum gününün bilinmediği, Türk kurtuluş mücadelesinin başlangıcı sayılan 19 Mayıs’ın Atatürk’e sembolik doğum günü olarak verildiği gibi detayları da biliyordu. Bir İtalyan için fazla ilginç bir durumdu bu.

Struga'nın Ohrid Gölü kıyısı

Struga’nın Ohrid Gölü kıyısı

STRUGA

Ohrid programımızı tamamlayıp Arnavutluk’a yöneldiğimiz sabah yol üzerindeki Struga’ya uğradık. Struga Ohrid’e 15 km mesafedeki bir belde. Ohrid Gölü’ne sahili olduğu gibi ortasından Kara Drim Irmağı geçiyor. Aziz Naum Manastırı yakınlarında doğan Kara Drim bu kentte gölden ayrılarak kuzeye doğru akıyor.

Struga'nın içinden akan Kara Drim Irmağı

Struga’nın içinden akan Kara Drim Irmağı

Kentin görülecek yerleri ağırlıklı olarak göl ve ırmağın etrafındaki bölge. Bu bölgede oturup kafa dinleyecek kafe ve restoranlar var. Göl kenarında deniz zevki yaşamak isteyenler için plajlar mevcut. Şehrin ortasından geçen nehrin iki yanı oldukça güzel bir şekilde düzenlenerek yürüyüş yolları, parklar ve köprülerle donatılmış. Kısacası bir sahil şehri havası verilmiş. Onun dışında turistik açıdan fazla bir cazibesi bulunmuyor.

İçeceği kazanmak için halka atan Gostivarlı okul çocukları

İçeceği kazanmak için halka atan Gostivarlı okul çocukları

Biz Struga’yı dolaşırken bir otobüs dolusu kızlı erkekli çocuk okul gezisi yapmak üzere gelmiş, gruplar halinde dolaşıyorlardı. Çocuklar aralarında fasih bir Türkçe ile konuşuyorlardı. Sorduk, Gostivar’da yaşayan Türk ailelerin çocukları imiş. Kendileriyle biraz sohbet edip yolumuza devam ettik.

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.