Bizim şehirler

BOLU

 

 

Yeşilin kucağında bir saklı cennet: Gölcük

Yeşilin kucağında bir saklı cennet: Gölcük

Beyaz giyme söz olur,

Siyah giyme toz olur.

Gel beraber gezelim

Muradımız tez olur.

 

BOLU TÜRKÜSÜ

21 Haziran 2025

Ankara’da yaşamanın en iyi taraflarından biri galiba Bolu’ya yakın olması. Ne zaman kısa bir mola bulsak ve kaçıp sığınacak bir yer arasak aklımıza ilk Bolu gelmiştir. Her bir köşesine defalarca gittiğimiz, her gidişimizde ayrı keyif aldığımız, bir daha gitmenin hayalini kurduğumuz bir yer Bolu. Bugüne değin yalnızca hoş vakit geçirmek amacıyla gittiğimizden bu yazı daha ziyade bu ilin gezip görülecek yerlerini anlattığım bir seyahat yazısı kıvamında olacak.

Bir Ankara manzarası: Ortada Kocatepe Camii, arka planda Atakule

Köroğlu’nun Bolu Beyi’ne selamı var

Geçmişte Ankara ile İstanbul arasında yolculuk yapmak durumunda olanlar için Bolu demek Bolu Dağı demekti. Güzergâhın en çetin kısmı orasıydı çünkü. Bununla birlikte yol boyundaki tesislerde mola verip leziz kebaplar yemenin keyfi de başkaydı. Faaliyete geçmesi dağdaki tesisleri bitirecek tartışmaları eşliğinde Bolu Dağı Tüneli açıldı. Artık dağa rağbet azaldı, buna rağmen tesisler varlıklarını sürdürüyorlar. Ama tünele alıştıktan sonra bir kere dağ yolundan gitmek zorunda kaldığımda o güzergâhın ne kadar zahmetli olduğunu tekrar görmüş oldum.

Saraybosna'da Sebil ve kuşlar

Yedigöller’de bir an

Muhtelif tarihi değerleri bünyesinde barındırsa da Bolu’nun asıl cazibesi doğal güzelliğinden geliyor. 1999’da Düzce ayrı bir il olup Bolu’dan koparken Karadeniz’e komşu yöreleri de kopardı, böylece Bolu’nun denizle bağı kesildi. Yine de geriye kalanlar Bolu’nun cazibesini azaltmadı. Bolu deyince yeşilin, göl ve akarsuların, milli parkların, kısacası tabiatın kendisi canlanıyor gözümüzde. Bu anlamda Türkiye’nin en hoş ve en zengin rotalarından biri olmaya devam ediyor. Arada bir uğramış olsak da il merkezi bize fazla hitap etmiyor, hedefimiz hep doğal güzelliğiyle öne çıkan mekânlar ile gezmesi keyif veren ilçeler oldu bugüne kadar.

Günümüzde Cumhuriyet Müzesi olarak kullanılan 2. Meclis binası

Abant’tan bir manzara

En bilindik noktalardan biri etrafındaki milli parkla birlikte Abant Gölü. Göle nazır oteller, yeme içme mekânları ve yürüyüş yolları ile oldukça popüler bir turizm rotası halinde yıllardır. Bu nedenle özellikle yüksek sezon ve kısa tatillerde aşırı derecede kalabalık oluyor. Yerli ziyaretçilere ilaveten Arapların da yoğun ilgisi altında. Bir keresinde ben ve çocuklarımla küçük sahada maç yapmak isteme gafletinde bulunan Kuveytli aileyi hezimete uğrattığımız aklıma geldi bu vesileyle.

Oran sırtlarından Eymir Gölü manzarası

Gölcük’te çiçek açmış nilüferler ile

Bakmaya doyum olmayan bir diğer güzellik Gölcük Tabiat Parkı. Denizden 1200 metre yüksekte yemyeşil dekorun bir gölü gizlediği saklı bir cennet burası. Bir kenarına kondurulmuş Devlet Konukevi ile birlikte memleketin en fazla fotoğraflanan noktalarından biri. Gölde halka açık konaklama imkânı yok, günübirlik ziyarete müsait sadece. Son ziyaretimizde suyun üzerini süsleyen nilüferler çiçek açmış ve hem göze hem gönle hitap eden bir görsellik sunmuştu bize.

Cumhuriyet'in ilk dönem simge yapılarından İş Bankası binası

Karacasu Küçük Kaplıca tesisi

Gölcük’le il merkezinin arasında, dağın düze kavuştuğu mevkide mütevazı ölçekteki Karacasu adlı kasabaya kısaca değinmek isterim. Burası bir kaplıca bölgesi ve gerek otellerde gerekse pansiyonlarda kaplıca suyu mevcut. Spor takımlarının da kamp için sıklıkla tercih ettiği bir yer. Bizim iki kez tercihimiz il özel idaresine ait otelin bungalovları oldu. Bu aile boyu bungalovların en güzel yanı her birinin içindeki küçük havuzda kaplıca suyundan yararlanılabiliyor olması.

Cumhuriyet'in ilk dönem simge yapılarından İş Bankası binası

Yedigöller’de huzur ve sükunet

Yedigöller Bolu’daki bir diğer tabiat harikası. Orman içinde birbirine yakın yedi küçük gölün oluşturduğu bu alan özellikle günübirlikçilerin yoğun ilgisi altında. Konaklamak isteyenler için bungalov türü evler kiralanabiliyor, çadırda da kalınabiliyor. Tatil günlerinde aşırı kalabalığın verdiği rahatsızlığa karşılık hafta içi günlerde huzur dolu vakit geçirmek mümkün. Hele akşam olup el ayak çekilince kent hayatında varlığını unuttuğumuz tam bir sükûnet ve dinginlik kuşatıyor insanı. Konakladığımız akşamlardan birinde çöp toplayan traktörün sesi birkaç dakikalığına bile olsa bu sükûnete sabotaj gibi gelmişti de bir an önce gitmesini arzu etmiştim.

Anıtkabir

Çubuk Gölü etrafındaki bu yel değirmenleri vaktiyle bir film çekimi için inşa edilmiş

İlin çeşitli yörelerinde başka küçük göller de mevcut. Bunların bazılarının çevresine konaklamaya müsait, çoğunlukla butik ölçülerde tesisler inşa edilmiş. Büyük şehirlerin hayhuyundan kaçıp tabiatın kucağında huzur arayanlar için tam kafa dinlenecek yerler buralar. Bu tür yerlere örnek olarak Sünnet Gölü, Çubuk Gölü ve Bürnük Göleti’ni sayabiliriz. İlk ikisi iyi kötü tanınıyor, lakin Bürnük Göleti hemen hemen hiç bilinmiyor. Mengen sınırlarındaki bir şirin gölete nazır inşa edilmiş binada konaklama imkânı var. Biz kaldığımız dönemde orman teşkilatı işletmesini yakındaki köyden genç bir şahsa vermişti. Bu genç arkadaşla eşinin pişirdiği nefis çörekler eşiğinde güzel sohbetlerimiz olmuştu.

1926'da hizmete açılan Gazi Tren İstasyonu

Göynük manzarası

Bolu’nun gezmekten keyif aldığımız ilçelerinin başında Göynük ve Mudurnu’yu sayabiliriz. Her iki ilçede de Safranbolu’dakileri andıran konaklarla güzelleşen bir kent mimarisi var. Çoğunlukla günümüzde de kullanılan, kullanılmasa bile estetik ve zarafetini muhafaza eden ahşap evler görülmeye değer. Meraklısı için şunu da belirteyim, Fatih’in hocası Akşemseddin’in türbesi, memleketi olan Göynük’te bulunuyor.

Beypazarı ilçesinde Suluhan Kervansarayı

Fotoğraf kendini anlatıyor

Bolu yetiştirdiği aşçılarla da öne çıkan bir vilayet. Sadece ülkemizde değil, yurt dışında çalışan çok sayıda Bolulu şefe bizzat rastladım. Çoluk çocuk bölgeye yaptığımız bir seyahatin dönüşünde aşçılarıyla en meşhur ilçenin Mengen olduğu düşüncesiyle öğle yemeğimizi Mengen’de yemek istedik. Lakin ilçe merkezine girdiğimizde tam bir hayal kırıklığı yaşadık. Biraz da günün pazar olmasından dolayı zaten in cin top oynuyordu ve maalesef yemek yiyecek bir yer bulamadık. Mecburen devam edip karnımızı Gerede’de doyurduk. Belli ki Mengen yetiştirdiği onca aşçının tamamını başka yörelere ihraç etmişti.

1926'da hizmete açılan Gazi Tren İstasyonu

Bolu’yu böyle hatırlamak isteriz

Bu yazıyı kaleme aldığım günlerde Kartalkaya’daki bir otelde 78 insanın cismen yandığı, koca bir milletin ise yüreğinin dağlandığı bir yangın yeriydi Bolu. Pişmanlıkların acıya ve öfkeye karıştığı bir hengâmede bu güzel coğrafyanın imajı da sarsıldı ister istemez. Bolu denince tabiat yerine ateş ve duman, sükûnet yerine ihmaller ve kuralsızlıklar, huzur yerine yok yere ölümler akla gelmeye başladı. Böyle bir facianın unutulmasına gönlüm asla razı değil, unutulursa yeni facialar kaçınılmaz olur. Lakin Bolu’nun bundan sıyrılması ve zihinlerdeki Bolu imajının eski güzel günlere dönmesi halisane dileğim.

2 Yorumlar

  1. İ.A.

    Bolu’yu güzel özetlemişsiniz.
    Sünnet gölü gülümsetti.
    Bolu’nun kışı bir yana Mayıs’ta Gölcük, Eylül’de Yedigöller derim.
    Kaplıca konusunda eksiğimi tamamladım.
    Elinize sağlık.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Ankara’da yaşıyorsanız, gezme ve fotoğraf çekme merakınız varsa Bolu’nun yakınlığı büyük lütuf. İyi gezmeler dilerim.

      Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir