Rusya Gezi Rehberi

SAINT PETERSBURG

 

 

İLGİLİ SAYFALAR:

– Rusya Ana Sayfa

– Moskova

Bir St. Petersburg manzarası

Bir St. Petersburg manzarası

12 Aralık 2020

“RUSYA’NIN Avrupa’ya açılan kapısı” veya “Kuzey’in Venedik’i” Saint Petersburg, Baltık Denizi’nin uzantısı olan Finlandiya Körfezi’nin en ucunda, Rusya’nın gerçekten de Avrupa’ya açıldığı deniz kapılarından biri. 1703 yılında “Deli Petro” ya da “Büyük Petro” namlarıyla da maruf Çar I. Petro burasını sıfırdan kurmuş. Petro, bataklık bir bölgeye şehir kurduğu için, kendisine “deli” diyenlerin eline yeterli malzemeyi vermiştir o günlerde. Üç asır sonra geriye dönüp bakıldığında ise “böyle güzel bir şehri normal akılda bir adamın hayal etmesi imkânsız” dedirten bir şehir burası. Kısacası Petro hep “deli” kalmaya mahkûm.

Şehir merkezinden bir görünüm

Şehir merkezinden bir görünüm

Saint Petersburg, Rusçasıyla Sankt-Peterburg, yani Aziz Peter’in Şehri’ni anlatırken isminin serencamından bahsetmeden geçmek olmaz. Kurucusu Çar I. Petro’nun adını taşıdığı yönündeki yanlış kanaatin aksine şehrin adı, havarilerden biri olan Aziz Peter’e, yani Petrus’a izafeten veriliyor. 1914–1924 arasında “Petro’nun Şehri” manasına Petrograd, 1924–1991 arasında “Lenin’in Şehri” manasına Leningrad adları kullanıldıysa da, Sovyetler’in dağılmasından sonra St. Petersburg ismi iade ediliyor. Ruslar buraya kısaca “Piter” diyor.

Beyaz gecelerde vakit geceyarısı olmasına rağmen hava kararmıyor

Beyaz gecelerde vakit geceyarısı olmasına rağmen hava kararmıyor

St. Petersburg, yaz aylarında güneşin batmamakta ısrar ettiği “beyaz geceler” ile meşhur. Kuzey’deki şehirlerin tamamı için bu özellikten bahsedilse bile, Dostoyevski’nin “Beyaz Geceler” romanının geçtiği yer olması dolayısıyla “beyaz geceler” adeta St. Petersburg’la özdeşleşmiş. Geçmişte çeşitli Kuzey ülkelerine yaz aylarında da gitmiş birisi olarak, St. Petersburg ziyaretimin Haziran ayına denk düşmesi sonucu “beyaz geceler”i bu kentte yaşama fırsatına kavuşmuş oldum.

Nehir ve kanallarla daha da güzelleşen bir şehir...

Nehir ve kanallarla daha da güzelleşen bir şehir…

St. Petersburg, çevresiyle birlikte 5,5 milyona yaklaşan nüfusuyla Rusya Federasyonu’nun ikinci büyük şehri ve önemli bir limanı. İçerisinden geçen Neva Nehri, onun kolları ve kanallar, Venedik benzetmesini haklı çıkarıyor.

Vatikan’daki Aziz Petrus Bazilikası’na benzetilen Kazan Katedrali

Vatikan’daki Aziz Petrus Bazilikası’na benzetilen Kazan Katedrali

Şehrin boş bir araziye sıfırdan inşa edilmesi, planlı ve düzenli bir şehir olmasını kolaylaştırmış. Tarihi semtlerdeki bütün binalar sadece birbiriyle değil, nehir ve kanallarla da son derece uyumlu. Batı Avrupa ve Rus tarzının karışımı olan iddialı mimari ile inşa edilmiş onlarca saray, gösterişli kilise ve katedraller, dev boyutlardaki meydan ve caddeler, sayısız heykel ve anıt… Biri bitmeden öbürü başlayan görsel bir şölen…

Hermitage Müzesi'nden bir görünüm

Hermitage Müzesi’nden bir görünüm

Böyle tablo gibi bir şehrin kurulmasındaki amaçlardan birisinin gövde gösterisi olduğu anlaşılıyor. Bunun içine çok şey koyabilirsiniz; devletin gücünü ve ihtişamını göstermekten tutun da, görenleri bir kültür şokuna uğratıp o milletin sanat ve estetik zevkine hayran bırakmaya kadar…

Petro ve Pavel Kalesi

Petro ve Pavel Kalesi

Bu yazıda “St. Petersburg” adındaki bu sanat eserinde görülmesi gerekli bazı mekân ve eserlerden bahsedeceğim. Fakat bu şehirde bir ziyaretçinin ilgisini hak eden o kadar çok cazibe merkezi var ki, tek tek anlatılması hem imkânsız, hem de yazıyı sıkıcı bir turizm rehberine çevirme riski var.

Hermitage Müzesi'nde Çar Petro anısına kurulan Taht Odası

Hermitage Müzesi’nde Çar Petro anısına kurulan Taht Odası

Nitekim St. Petersburg’un internetteki resmi turizm sayfasına göre bu şehirde irili ufaklı toplam 195 adet müze, 83 adet tiyatro, 44 adet saray ve köşk, 87 adet anıt, 86 adet kilise ve katedral, 60 adet park bulunuyor… Onun için, anlatmadığım bazı yerleri çektiğim resimlere havale ederek, şehrin genel manzarasını görsel olarak da sunmaya çalışacağım.

Çar Petro'nun atlı heykeli

Çar Petro’nun atlı heykeli

St. Petersburg’un merkezi bir yerinde bulunan Senato Meydanı’na şehrin kurucusu Çar Petro’nun atlı heykeli dikilmiş. Bu şehirde heykeli dikilecek bir kişi varsa o da Çar Petro olurdu nitekim. Meydanla nehir arasındaki yapı bugün de Rus Deniz Kuvvetleri karargâhı olarak kullanılan Amiral Binası.

Neva Nehri'nden Aziz İshak Katedrali

Neva Nehri’nden Aziz İshak Katedrali

Bu meydanın birkaç adım ötesinde kentin en büyük mabedi inşa edilmiş: Aziz İshak Katedrali. 1818’de başlayan inşaatı ancak 40 yıl sonra, 1858’de tamamlanabilmiş. Bugün müze olarak kullanılan katedralin altın rengi kubbesi, II. Dünya Savaşı’nda dikkat çekmemesi için bir süreliğine griye boyanmış.

St. Petersburg'un meşhur Nevski Caddesi

St. Petersburg’un meşhur Nevski Caddesi

Aynı bölgede Saray Meydanı adı verilen ve güzel binalarla çevrelenmiş oldukça geniş bir alan var. Buranın bu adı almasının sebebi, Rus çarlarının kışlık sarayının önünde bulunması. Pastel yeşilinin beyaz ve altın rengiyle harmanlanarak güzel bir kompozisyon oluşturduğu saray, nehrin karşı tarafı da dâhil olmak üzere geniş bir alandan farkedilecek boyut ve güzellikte.

Karşı kıyıdan Kışlık Saray, yani Hermitage Müzesi

Karşı kıyıdan Kışlık Saray, yani Hermitage Müzesi

150 yıl boyunca çar ve çariçelerin kışlık ikametgâhı olarak hizmet veren saray, 1917’den bu yana Hermitage Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor. Hermitage ya da Ermitaj Müzesi, dünyanın en büyük müzelerinden biri. Sadece Ruslara değil, başka milletlere ve dünya çapında sanatçılara ait eserlerin de sergilendiği bir kompleks. Ana gövdesi bu kışlık saray olmakla birlikte civardaki birkaç bina da bu komplekse dâhil.

Michelangelo’nun Çömelen Çocuk heykeli

Michelangelo’nun Çömelen Çocuk heykeli

Hermitage Müzesi’nde 3 milyon civarında eser bulunuyor. Bunların tamamının aynı anda sergilenme ihtimali yok doğal olarak. Rus ve Avrupa sanatının en gözde eserleri bu müzede bulunuyor. Mesela Rembrandt’ın Hollanda dışındaki en büyük resim koleksiyonu, Leonardo da Vinci’nin iki tablosu ve Michelangelo’nun bir heykeli burada. Şahsi kanaatim şu ki, burası dünyada öncelikle görülmesi gereken birkaç müzeden biri. Ayrıca Hermitage gezilmeden yapılmış bir St. Petersburg seyahati kesinlikle eksiktir.

Dökülen Kan Kilisesi, Çar'ın kanının döküldüğü yere inşa edilmiş

Dökülen Kan Kilisesi, Çar’ın kanının döküldüğü yere inşa edilmiş

Kanallardan birinin kıyısında halk arasında Dökülen Kan Kilisesi olarak anılan bir kilise bulunuyor. İsa’nın Dirilişi Kilisesi ya da Kurtarıcı İsa Kilisesi adlarıyla da bilinen bu yapı, Moskova Kızıl Meydan’daki Aziz Basil Katedrali’ni andıran soğan kubbeleri ile oldukça hoş bir mimariye sahip. St. Petersburg’daki kilise ve katedrallerin çoğu Batı Avrupa tarzı mimariyle yapılmış olmasına mukabil bu kilise tipik Rus tarzının bir ürünü.

Çar I. Nikola Anıtı

Çar I. Nikola Anıtı

“Dökülen kan” meselesine gelince, kilisenin yapıldığı nokta Çar II. Alexander’in 1881 yılında suikaste uğrayarak hayatını kaybettiği yer. Oğlu Çar III. Alexander’in emriyle 1883-1907 yılları arasında inşa edilmiş.

St. Petersburg'un Kazan Katedrali. Aynı adla bir de Moskova'da var

St. Petersburg’un Kazan Katedrali. Aynı adla bir de Moskova’da var

St. Petersburg’un en meşhur ana caddesi olan Nevski Caddesi üzerinde bulunan bir meydana nazır Kazan Katedrali, ziyaretçilerin mutlaka uğradığı mekânlardan. 1801-1811 yılları arasında yapılmış. Vatikan’daki Aziz Petrus (St. Peter) Bazilikası’na benzetildiği için Rus Ortodoks Kilisesi tarafından eleştirildiyse de, o şekilde yapılıp tamamlanmış. Meydanı çevreleyen yarım daire şeklindeki sütunların birer ucuna iki Rus milli kahramanının heykeli dikilmiş.

Teslis Katedrali

Teslis Katedrali

Değineceğim son mekân, bizim tarihimizle de ilgisi bulunan Teslis Katedrali. 1828-1835 yılları arasında inşa edilmiş ve Troitsky Katedrali diye de anılıyor. Kubbelerindeki mavi zemin üzerine işlenmiş altın rengi yıldızlarla dikkat çekiyor. Önündeki meydanda yer alan anıt-sütun, 93 Harbi olarak da bilinen 1877-1878 Türk-Rus Harbi neticesinde Bulgaristan’ın Türklerden “kurtarılması” şerefine dikilmiş.

St. Petersburg Merkez Camii 1913'ten beri ibadete açık

St. Petersburg Merkez Camii 1913’ten beri ibadete açık

BURAYA kadarki anlatımlarımızdan da anlaşılacağı üzere, turistik gezi için ideal bir kent St. Petersburg. Attığınız her adımdan keyif alacağınız, tarih, mimari, estetik, ihtişam… namına ne varsa doya doya içinize çekebileceğiniz, bu güzellikleri bir de nehir turuyla taçlandırabileceğiniz olağanüstü bir tecrübe.

Rembrandt'ın kurban ibadetine dair bu tasviri, aynen İslam coğrafyasında da kullanılıyor

Rembrandt’ın Hermitage’daki kurban ibadetine dair bu tasviri, aynen İslam coğrafyasında da kullanılıyor

Kış seyahatlerini sevenlere St. Petersburg’un sunacağı güzellikler de var şüphesiz, ama kış ayları bütün kuzey bölgelerinde olduğu gibi gündüzün çok kısa olduğu bir dönem. “Beyaz geceler”in yaşandığı yaz döneminde gün bitmek bilmediği için daha fazla gezip dolaşmak mümkün olacaktır. Bir planlama yapılırken buna dikkat edilmesinde fayda var.

8 Yorumlar

  1. Anonim

    Muammer kalemine sağlık çok zevkle okudum.Arzu DEMİR

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Çok teşekkürler Arzu. İnşallah yeni yazılarım da gelecek. Zevkle okumanı dilerim.

      Yanıtla
  2. Mehmet Dönmez

    Petersburg’u da çok güzel anlatmışsınız.
    Elinize yüreğinize sağlık.
    İnşaAllah görmek nasib olur.
    Teşekkür ederim Sayın Valim.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Çok sağolun Kıymetli Abim. İnşallah görmek size de kısmet olur. Görülmeye çok layık bir şehir çünkü.

      Yanıtla
  3. Ali Tekin

    Rusların oldukça “fırtınalı” bir tarihi arka plana rağmen, evrensel kültür, sanat ve spora yaptıkları eşsiz katkıların tozunu alan bu yazıları keyifle okudum.

    Yazılar ayrıca Rusya’nın özellikle Türk ziyaretçiler üzerinde yarattığı güçlü etkiyi hissettirmeyi çok iyi başarmış.

    Yazarı gönülden kutluyorum. Devamını bekliyoruz.

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Rusya’nın tarihi hem kendi başına çok ilgi çekici, hem de bizim tarihimizle çok fazla kesişme noktaları var. Tarihi konulara girseydim çıkamazdım, o yüzden girmedim. Seyahat yazısı sınırlarında kalmaya özen gösterdim. İlginize teşekkürler…

      Yanıtla
  4. Selman Aydın

    Sıkmadan, kısa ama doyurucu Moskova ve Petersburg gezileri için teşekkürler.

    Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.