Suudi Arabistan Gezi Rehberi

MEDİNE ve CİVARI

 

 

Medine'nin kalbi Peygamber Mescidi

Medine’nin kalbi Peygamber Mescidi

17 Nisan 2021

Medine veya Medine-i Münevvere, İslam âleminin Mekke’den sonraki en özel şehri. Peygamber Efendimiz’in (SAV) 622 yılında Mekke’den hicret ederek geldiği, ömrünün sonuna kadar ikamet ettiği ve nihayet kabrinin bulunduğu belde. O zamana kadar “Yesrib” adıyla anılan belde, Hicret’ten sonra “şehir” manasında “Medine” ismini alıyor.

Peygamber Mescidi'nin içinden bir görünüm

Peygamber Mescidi’nin içinden bir görünüm

Mekke’deki Mescid-i Haram’ın etrafındaki “harem” bölgesine benzer şekilde Medine’deki Peygamber Mescidi’nin etrafında da bir “harem” bulunuyor. Bu iki şehri birlikte ifade etmek üzere “Haremeyn” (İki Harem) deniyor. Bölgeyi fetheden Yavuz Sultan Selim’den itibaren Osmanlı padişahlarına bu iki haremin hizmetkârı manasına “Hâdimü’l-Haremeyn” dendiği malum. Harem, “yasaklanmış, korunmuş, dokunulmaz” anlamına geliyor. Mekke’de uygulanan gayrımüslimlerin harem bölgesine girme yasağı, dinen bir zorunluluk olmamakla birlikte Medine’deki harem bölgesi için de uygulanıyor.

Peygamber Mescidi'nin süsleri...

Peygamber Mescidi’nin süsleri…

Mekke’de insanı zaman zaman yoran hareketliliğin ve kargaşanın aksine Medine’de sükûnet ve dinginlik hâkim. Her şeyden önce Medine şehir olarak çok daha iyi planlanmış. Kat yükseklikleri fazla değil. Arazisi Mekke’deki gibi engebeli değil, oldukça düzlük. Etrafındaki hurma bahçeleri ile daha da güzelleşip huzur veriyor.

Medine civarında hurma bahçeleri

Medine civarında hurma bahçeleri

Bir de özellikle hac döneminde belirli farizalar belirli günlerde yapılmak zorunda olduğundan milyonları bulan sayıda hacı adayı o günlerde Mekke’de toplanıyor. Oysa Medine için böyle bir zorunluluk yok, dolayısıyla insan yoğunluğu günlere yayılıyor.

Mescid-i Nebevî, yani Peygamber Mescidi...

Mescid-i Nebevî, yani Peygamber Mescidi…

Mescid-i Nebevî, yani Peygamber Mescidi Medine’deki en önemli mekân. Genel kabule göre İslam dünyasının en önemli ikinci mabedi. Mekke’den Medine’ye hicretinin hemen sonrasında bizzat Hz. Peygamber (SAV) tarafından inşa ediliyor. Zaman içerisinde yenilenerek ve genişletilerek bugünkü halini alıyor. Osmanlı döneminde de çeşitli eklemeler yapılıyor. Nitekim Mescid’in minarelerinden biri Osmanlı mimari tarzıyla dikkat çekiyor.

Cennetü-l-Bakî adlı mezar alanı

Cennetü-l-Bakî adlı mezar alanı

Mescid-i Nebevî’nin sembollerinden olan Yeşil Kubbe (Kubbe-i Hadrâ), Efendimiz’in (SAV) kabrinin üzerine denk geliyor. Kabrin yeri, eşi Hz. Aişe’nin (RA) odasının bulunduğu yer olduğu için bugün dahi Hücre-i Saadet (Mutluluk Odası) olarak anılıyor. Efendimiz’in (SAV) kabrinin bitişiğinde Hz. Ebu Bekir (RA) ve Hz. Ömer’in (RA) kabirleri yer alıyor. Mescid-i Nebevî yakınlarında ise gerek Ehl-i Beyt’ten, gerekse sahabeden birçok kişinin kabirlerinin bulunduğu Cennetü’l-Bakî adlı mezar alanı bulunuyor.

Peygamberimizin oğlu İbrahim'in kabri. Başında ise durup dua edenleri engellemek üzere nöbetçiler...

Cennetü-l-Bakî’de Peygamberimizin oğlu İbrahim’in kabri. Başında ise durup dua edenleri engellemek üzere nöbetçiler…

Dünyanın her tarafından gelen hacılar Peygamber Efendimiz’i (SAV) selamlamak, dua etmek ya da en azından merak gidermek amacıyla kabrinin önünde durmak isteseler de görevliler buna müsaade etmiyorlar. Bunun sebebi izdihamı önlemek için düzeni sağlamak değil, kabirlere hürmet göstermeyi şirk sayan Vehhâbî inanışı. Kabrin önünde birkaç saniye fazla kaldığınızda görevlilerin zaman zaman sertleşen uyarılarıyla alanı terk etmek durumunda kalıyorsunuz. Böyle bir inanışa sahip olan bir yönetimin Efendimiz’in (SAV) mezarının orada bulunmasına nasıl tahammül ettiğini insan merak ediyor doğal olarak…

Nijeryalı hacılarla muhabbet...

Nijeryalı hacılarla muhabbet…

Mescid-i Nebevî’nin içinde ve avlusunda farklı milletlere mensup temizlik elemanları görev yapıyor. Çoğunluğu fakir ülkelerden gelen bu elemanların özellikle namaz çıkışlarında çalışmayı bırakıp cemaatten sadaka ister vaziyette beklediklerine şahit oluyorsunuz. Görüntü zaman zaman insanı rahatsız etse de, bu mukaddes mekânın hizmetinde bulundukları için bu görevlilere sadaka veren hacılara sıkça rastlanıyor.

Bugün müze olarak kullanılan Hicaz Demiryolu'nun son istasyon binası

Bugün müze olarak kullanılan Hicaz Demiryolu’nun son istasyon binası

Mescid’e yürüme mesafesinde Hicaz Demiryolu Müzesi bulunuyor. Burası, 1900-1908 yılları arasında Osmanlı Devleti tarafından inşa edilen Hicaz Demiryolu hattının son istasyonu. Hattın Mekke’ye kadar götürülmesi planlandıysa da kısa süre sonra bu topraklar kaybedildiği için bu mümkün olmamış.

"Türk" ismini kullanmaktan ısrarla kaçınsalar da bunlar Türk işi çiniler

“Türk” ismini kullanmaktan ısrarla kaçınsalar da bunlar Türk işi çiniler

Müzede bölgenin tarihi sergilenirken demiryolu hattını da, müze binasını da inşa eden, üstelik bölgede 400 yıl hüküm süren Osmanlı Devleti’nden ve Türklerden bahsetmemek için epey gayret sarf edildiği görülüyor. Bölge tarihinin kronolojik olarak tanıtıldığı bölümde kısacık Suudi dönemine iki ayrı bölüm tahsis edilirken dört asırlık Osmanlı dönemi üstünkörü geçiliyor. Mesela Türk işi çiniler “Medine halkının geçmişte kullandığı çiniler” gibi kaçamak ifadelerle sergileniyor. Son derece trajikomik bir hal. Ziyaretimiz sırasında müzedeki Arap görevliye neden demiryolu ve müze binası hakkında en küçük bir bilgilendirme bulunmadığını biraz yüksek tonda sorsam da yine kaçamak cevaplar aldım.

Kuba Mescidi

Kuba Mescidi

Medine’de çok sayıda tarihi mescit (cami) olmakla birlikte iki tanesine özellikle değinmek istiyorum. Bunlardan biri Hz. Peygamber’in (SAV) Hicret sırasında henüz Medine’ye giriş yapmadan önce bir süre konakladığı köyde inşa ettiği Kuba Mescidi. Müslümanların inşa ettiği ilk mescit olması bakımından önemli olan Kuba Mescidi, günümüzde Medine’nin meskûn bölgesi içerisinde kalıyor.

Kıbleteyn Mescidi

Kıbleteyn Mescidi

Değineceğim diğer mescit ise Kıbleteyn Mescidi. Bilindiği üzere Müslümanların ilk kıblesi Kudüs’teki Mescid-i Aksa idi. Namaz sırasında kıblenin Mescid-i Haram’a çevrildiğine dair ayet (Bakara, 144) nazil olunca, namazı kıldıran Peygamber Efendimiz (SAV) ve sahabeler hep birlikte yönlerini Mekke’ye çeviriyorlar. Bu olayın gerçekleştiği mescit ise İki Kıbleli Mescit manasına Kıbleteyn Mescidi adını alıyor.

Camide uzun süre oturacaklar için taktik...

Camide uzun süre oturacaklar için taktik…

Hatırlatmam lazım ki ülkedeki bütün tarihi mescitlerin başına gelen akıbetten bu iki mescit de nasibini almış. Aslî görünümlerinden ne bir eser, ne hatıra kalmış; estetik yoksunu beton binalara dönüştürülmüşler.

Uhud Dağı'nda Okçular Tepesi

Uhud Dağı’nda Okçular Tepesi

Medine’nin civarındaki en önemli mekânların başında Uhud Dağı geliyor. İslam tarihinin önemli olaylarından Uhud Savaşı’nın yapıldığı yer, hacılar tarafından mutlaka ziyaret ediliyor. Buradaki Okçular Tepesi, savaşın kırılma anının yaşandığı bir mevki olarak sembolik değere sahip.

Sonraki ziyaretimizde Uhud Şehitliği'nin etrafı içerisi görülmeyecek şekilde tamamen kapatılmıştı...

Sonraki ziyaretimizde Uhud Şehitliği’nin etrafı içerisi görülmeyecek şekilde tamamen kapatılmıştı…

Tepenin alt kısmındaki Uhud Şehitliği’nde 70 şehit sahabenin kabri bulunuyor. Aralarından sadece Hz. Hamza’nın (RA) kabrinin yeri belli, diğerleri düz bir toprak zemin halinde. Şehitliğin etrafı içerisi görünmeyecek şekilde kapatılmış. Malum, burada kabre hürmet yasak! Lakin ziyaretçiler görüşü engelleyen malzemenin bazı yerlerini kırmışlar. Böylece şehitliğin içi kısmen görünür hale gelmiş. Yine de buralarda biraz fazla oyalananlar görevliler tarafından uyarılıyorlar.

Peygamber Mescidi'nin içinden bir başka görünüm

Peygamber Mescidi’nin içinden bir başka görünüm

Uhud Dağı’nın bir yerinde Peygamber Efendimiz’in (SAV) savaşta sığındığı bir mağara var. İnsanlar buraya da rağbet gösterince Suudi yetkililer bunu engellemek için mağaranın girişine beton dökmüşler!!!…

Kuba Mescidi'nin minik misafiri...

Kuba Mescidi’nin minik misafiri…

Medine, Allah Resulü (SAV) ve Mekkeli muhacirlere kucak açan ensarın ruhunu bugün de hissettiren, maneviyatıyla insana huzur veren bir şehir. Allah, Hz. Peygamber’in (SAV) huzurunda, O’nun ayak izlerini takip etme bahtiyarlığını doya doya tatmak isteyenlere tez zamanda gitmeyi nasip etsin…

2 Yorumlar

  1. Anonim

    Eline, koluna, yüreğine sağlık değerli kardeşim. Oldukça doyurucu metinlerle meseleyi özetlemişsiniz. Vurguladığınız ve bizim de tamamen katıldığımız Suud yönetiminin anlayış bozukluğu ve basiretsiz yönetimi meselesi önemli. Herkes elbette günü geldiğinde hak ettiğine kavuşacaktır. Mevlâ akıbetlerimizi hayreylesin. Bütün çalışmalarınızda başarı dileklerimle Ramazan-ı Şerif’iniz mübarek olsun…

    Yanıtla
    • GezmeKeyfi

      Çok teşekkürler Sevgili Abim. İnşallah sahip olduğu emanetin şuurunda olan ve onun gereğini yapan bir anlayış hakim olur. Bilmukabele hayırlı Ramazanlar…

      Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.